Futbol artık bir ilim, bir bilim oldu...Bu benim görüşüm değil, bu işle ilgilenen, bu işten ekmek yiyen herkesin ortak iddiasıdır. O halde, bir takımı, teknik adamı ve futbolcusu ile kurarken, bu ilkeden yola çıkılma zorunluluğu vardır. Bu yapılmazsa, takımınız ne kadar iyi niyetli olursa olsun, ne kadar koşarsa koşsun, ne kadar yüksek düzeyde bir yapıya sahip olursa olsun, taşları sistemin içinde yerli yerinde seçemezseniz, sığındığınız 50 yıl önceki felsefe ile iflas edersiniz. Bizim Engin Atay, Sivasspor ve de biraz da Kayseri takımlarıyla ilgili bir yazı yazacağımı duyunca şaşırdı. Öyle ya, işimiz gücümüz tam porsiyon üç büyüklerle ve biraz da Trabzonspor''la... Ama bu defa Sivasspor ve Kayserispor, eski kafayla yatıp kalkanlara, ufuklarını genişletememişlere iyi dersler veriyorlar. Tabii alınabiliyorsa... Kayseri Erciyes''de de neredeyse benzerlikler var.
Şimdi biraz derinleşelim... Futbolda başarı, her ne kadar bizim müthiş spor medyamıza göre yıldızlardan geçerse de, dün bütün sistemlerin üzerine kurulduğu, bugün de anahtar olan savunmalarıdır. Savunması belli bir sistem içinde, sistemin oyuncularına sahip olmayan hiçbir takım başarılı olamaz... İşte Beşiktaş... Kleberson''u, Ailton''u, Okan''ı var... Hatta hatta Youla''sı... Ama savunması çok eski model ve oyuncuları da öyle...Ama Sivasspor''a baktığınızda, Kalla ve Fran ile göbeğe tandemi kurmuş... Hoca olarak da, tam o kategorinin adamını bulmuş. Fanatik''teki bizim Anadoluhisarlı Tunç''tan öğrendim. Lorant önce üçlü başlamış sezon başı kampında sonra Kalla gelince dörtlüye dönmüş... Asker selamının mucidi, eski gol kralı Bülent''i alnından öperim... Hadi bakalım Sivasspor''u kolayca yeninde görelim... Trabzonspor''u üstüne taşıyıp yıkıverdi. Kayserispor da Rachad ile bizim Johnson oynuyor tandemi... Sonuç? Canınız sıkılmaya devam eder, savunmasını çağdaş kuramayıp adamlarını bulamayanlar... Erciyes''te de yine tanıdık Bouazizi ve yerli partneri var... Sonuç? Bakınız; puan cetveli... Biraz kül, biraz duman deyip, eski-yeni anılarla bitirelim... Uche ile Högh, sağında İlker, solunda Halil İbrahim veya Erol, ortada Tuncay, ileride Boliç''le hem lig şampiyonluğunu getirdiler, hem de hakiki Şampiyonlar Ligi''nde yedi puanı... Tomas''la Song değil mi, Galatasaray''ı ayakta tutan... Popescu ile Bülent Korkmaz ne yaptılar? Hiiiç... Bir UEFA Kupası, bir Süper Kupa kazandırdılar... Birinci Brezilya maçının 63. dakikasından sonra finişe kadar Alpay-Bülent Korkmaz veya Bülent-Emre ile oynayan Milli Takım Dünya kaçıncısı oldu?
Helal olsun Sivasspor''a veKayseri takımlarına!

