CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu en son gafını Karadeniz fıkrası anlatırken yaptı, kemençeye keman diyerek... Daha önce de tulum ile gaydayı birbirine karıştırmıştı. Oğlu müzisyen olmasına rağmen müzik aletlerini birbirine karıştıran Sayın Kılıçdaroğlu'nun derse ihtiyacı var. Bize göre bu dersi ancak viyolonsel çalan eski AİHM yargıçlarından İzmir Milletvekili Rıza Türmen verebilir. Meclis Başkanı Çiçek de öncülük ederse diğer vekiller için de kurs açılabilir.
"Müziksiz-sanatsız bir siyaset yapılıyor. O nedenle siyaset bu kadar sert oluyor" diyen Sayın Türmen böylece her yönden minnetle yâd edilecek bir iş yapmış olur. Sanatkâr ruhlu bir Meclise imza atmaya ne dersiniz Sayın Türmen, Sayın Çiçek?!.
Diyeceksiniz ki bu da gaf mı? Daha dün Başbakan Erdoğan'ı Brüksel'de, (aynı gün bir basın toplantısında da Esad yerine Saddam demişti) Esad'a benzetince, AP Sosyalist Grup Başkanı Swoboda'dan zılgıt yedi... Bunu niye eleştirmiyorsunuz?! Siz de haklısınız ne diyebilirim ki?! Başbakan Erdoğan gerekli cevabı verir kendisine Amerikan semalarından... Daha önceleri defalarca "CHP Genel Başkanı'nın yurt dışında tek yaptığı şey kendi ülkesini şikâyet edip ağlamak" dememiş miydi zaten?!.
Mutlu olmak!
Sağlıklı, mutlu ve huzur içinde yaşamak sosyal olmak ve zihninizi dinç tutmak istiyorsanız çok çok alışveriş yapın. Tüketiciler üzerinde araştırma yapan uzmanların vardığı sonuç bu. Ama bu sonuçla Türkiye'nin sağlık haritası çelişiyor. Eğer alışveriş insanı sağlıklı yapıyorsa neden; her 5 kişiden biri genetik hasta? Neden her 5 kişiden biri ruh hastası? Neden her 5 kişiden biri tansiyon hastası? Neden her 5 kişiden biri reflü hastası? Neden her iki kişiden biri obez? Neden her 6 kişiden biri böbrek hastası? Neden 3 kadından biri kalp hastası? Neden 7 milyon kişi kas erimesi, ALS ve tiroid kanseri gibi "nadir" hastalıklarla mücadele ediyor?
Araştırmacılarımız bu nedenlere nasıl cevap verecek merak ediyoruz doğrusu?!.
Gönül eri
Bir Kızıldereli hikâyesidir... Yaşlı Cherokee reisi, kabilenin gençlerini ve küçüklerini toplayıp, onlara hayatla ilgili bir hikâye anlatır:
Her insanın içinde iki tane kurt yaşar ve bu kurtlar arasında, bitmek bilmeyen, korkunç bir savaş vardır... Bu kurtlardan bir tanesi, korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü, pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu, küskünlüğü, yalanları, üstünlük taslamayı temsil eder. Diğeri ise, huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliği, dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil eder.
Gençlerden biri sorar: "Peki hangisi kazanacak?"
Bilge Cherokee cevap verir: "Hangisini beslerseniz o..."
Bu hikâyeyi bugünkü Türkiye şartlarına göre değerlendirecek olursak; Allah bütün insanlarımıza içindeki "ikinci kurt"u beslemeyi nasip etsin...
Yani huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, merhameti, inancı...

