Kaydet
a- | +A

Aziz Yıldırım 12. kez seçildi. Tebrikler! Ancak ne var ki, 108 yıllık tarihi olan bir kulübün bir numarası olarak kongrede kullandığı bir cümle ile bence hem ülkenin spor tarihine, hem kulübünün tarihine karşı, hem de insanlık adına büyük bir suç işledi. Ne demek, rakip adaya dönerek, "Siz benim babamı tanır mısınız?" sorusunu sormak. Aziz Bey'in rahmetli babası kimdi? Ne yapmıştı hayatının son günlerinde? Ve genel kurul alkışlarla 5 binin üzerinde oy kullanarak Aziz Bey'in rahmetli babasının suçunu da onaylamış oldu. Allah ıslah etsin! Ne yapalım? Yeniden tebrikler! 


Sportif direktör!

Hazır Fenerbahçe'den açılmışken, pardon Azizbahçe'den. İtalya'da bizim Romalı Salih'in bile tanımadığı birini sportif direktör olarak getirdiler. Ama sinyorun bir başka mahareti de(!) menajerlik imiş. Sakalınız mı uzadı? Adres berberdir. Neyse... Bu arada sinyor, bir zamanların ünlü futbolcularından Viera ile de teknik direktörlük pazarlığına oturmuş. Bu arada büyük sportif direktör Samandıra'ya yönetici girmeyecek de demiş. Anneeee! Kaçıncı yıldıza kadar? Ama önemli olan şampiyonluk falan değil demedi mi reis? Haaa az kalsın unutuyordum. Sayın Ali Koç da, şimdiden fal açmalı... Kaç yıl kaldı diye...  


Galatasaray'da vefasızlık da şampiyon! 

Ben bu satırları yazarken kupa finaline daha sekiz saat vardı. Bu nedenle Galatasaray'ın bu saatlerde sadece lig şampiyonluğu vardı. Ve bu başarıda aslan paylarının bir bölümü de Ali Dürüst ile Abdürrahim Albayrak'a aitti. Ama ne yazık ki kutlamalarda ben ekrandan kendilerini sadece biri iki dakikalığına koridorlarda gördüm. Efendim federasyon protokolüne göre illa bir yönetici olmalıymış platformda... Bak sen işe... Biz ne federasyon protokolleri gördük bu ülkede... Neyse... Galatasaray'ın, iddiam odur ki, bu ikiliye yeniden sarılması en geç kasım ayını bulur! Aha ben buradayım... 


Bursaspor nereye koşuyor?

Kupa finalimizin bir ayağında Bursaspor vardı. Ben bu satırları yazarken henüz final için sahaya çıkmamıştı. Ama eski-yeni başkanı öyle bir kelam etti ki geçenlerde, hayretler içinde kaldım. Dediler ki, "Ronaldinho veya Quaresma'yı almayı planlıyoruz..." Oh ne ala! Neyse ki, Bursa, İstanbul'a artık çok uzak değil... En fazla 2 saat... Hava kararınca çık, hava aydınlanırken idmana yetiş... Sayın Başkan Bölükbaşı; böyle bir cinayeti işlemeye hakikaten niyetli misiniz? Bir de Roberto Carlos'u hoca yaparsın, olur biter... Onlar da İstanbul-Bursa arası bir büyük otelde yıllık rezervasyonlarını yaparlar... Elele, ama zirveyi mi, yoksa...     


Transferde kim şampiyon olur?

Yok yok öyle flaş ve yararlı oyuncu için atmadım o başlığı... Bu başlık benim spor medyamdaki yalan yarışmasıyla ilgilidir. Tabii ki imzayı görmeden  bu haberleri yapanlara sözüm yok. Ama bunlar bir elin parmaklarının yarısı kadar bile değildir. Neyse... İşe Beşiktaş başladı ve Gençlerli Tomic'i aldı. Evet aldı... Çünkü borsaya ödenecek miktarı ve taksitlerine varıncaya kadar bilgi verdi. Gerisi mi? Trabzon'da Süleyman Hurma Mbia için az bir pürüz kaldığı belirtti. Galatasaray' mı? Hele bir kupa bitsin diyor... Fenerbahçe mi? Tam bir sır... 


Rize-Trabzon yolunun faili nerede?

Mahmut Uslu beyden İsmail Kartal'a kadar Fenerbahçe'de ne kadar konuşan ağız varsa, şampiyonluğun kaybediliş sebebini "Rize-Trabzon yolu kurşunlanmasına" bağladılar... Bu açıklamalardan sonra bayağı huylandım. Bunu kim veya kimler yapmıştı? Ne yarar sağlayabilirlerdi? Şoförle husumeti olan biri desek, o da çıkmadı. Hâlâ aranıyor... Acaba arama adresi, yani vilayeti biraz daha bizim haritaya bakınca sola doğru kaydırılsa mı? Şoförü yaralayıp veya öldürüp otobüsü şarampole yuvarlatma hedefi öyle bir tüfek ve onun cılız mermileriyle gerçekleşebilir mi? Öyle bir niyeti olan ve bu kadar bir nişancı normal mermi atan bir tüfekle lastikleri veya camları tarasa hedefine daha kolay ulaşmaz mıydı? Hani araştırmacılara destek olsun diye...  


Behiye Aksoy'la bir anı!

Arada bir sporun içine başka konuları da katıyoruz ya... Geçenlerde en büyük ses sanatçılarımızdan birini olan Behiye Hanımı kaybettik. Behiye Hanımın bu ülkede ilk defa hangi sahneye çıktığını bilir misiniz? Hemen söyleyelim; şu anda adı Süreyya Operası olan ve o zamanlar yazlık bahçe sineması da olan Süreyya Sineması'nın bahçesinde... Aslında o konser rahmetli Müzeyyen Senar tarafından verilecekti. Ancak rahatsızlanmıştı. Sahneye çıkan bey o anonsu yapınca bahçe ayaklandı. Yerine Behiye Aksoy diye bir genç çıkacak denmişti. Islıklar, ağır protestolar falan derken sahne alan Behiye Hanım okumaya başlayınca önce bir sessizlik sonra da alkış tuhafı koptu. Bu anı yaşamış bir kişi olarak hâlâ duyguluyum.

ÖNE ÇIKANLAR