Kaydet
a- | +A

ABD Büyükelçimiz Ahmet Rüstem Bey, Beyaz Saray''ı ziyaretinde, yerde serili ayyıldızlı bir halıyı görünce çılgına döndü: "Bu yere serdiğiniz ve çiğnenmesini istediğiniz halı, benim memleketimin şerefidir. Üzerinde hem inancımızın sembolü hilâl hem de hürriyetin sembolü yıldız vardır. Bu halı buradan kaldırılana kadar, sarayınıza adım atmayacağım!.." Rüstem Bey''in kâtiplikten büyükelçiliğe uzanan diplomatik hayatındaki çıkışı sadece bu da değildir. Bu ve buna benzer çıkışlarında o, sadece vatanseverliğin değil, cihanşümullüğün de güzel örneklerini vermiştir. Rüstem Bey, Osmanlı''ya yapılan haksızlıklar karşısında ilk çıkışını, Evening Star''da müthiş bir beyanatla yapmıştı.

"Asıl barbar Batılılardır!" Demişti ki: "Cezayirlileri mağaraya doldurup dumanla boğanlar, Hint isyanında insanların ağızlarına barut koyup ateşleyenler, Filipinliler''i su işkencesi ile katledenler ve zencileri linç edenler Batılı değil mi? Bu barbarlıklar Osmanlı''nın yaptığı iddiâ edilenlerden daha mı azdır?" Rüstem Bey''in bu çıkışı, hem Başkan Wilson''u hem de hükümeti kızdırmış, Amerika ile Osmanlı münasebetlerini kopma noktasına getirmişti. Başkan, Dışişlerine tâlimat verecek ve gazetelerde yayımlanan sözlerin kendisine ait olmadığının bizzat Rüstem Bey tarafından özürle açıklanmasını isteyecekti.

Vicdânen müsterihim"

Ne var ki o, "özür" yerine, bu defa âdeta "muhtıra" verecek ve diyecektir ki: "Benim Amerikan hücumlarına karşı memleketimi koruduğum açıktır. Ben vatanıma, Amerika Birleşik Devletleri''ne ve nihâyet insanlığa karşı mânevî vazifelerimi tamamiyle yapmış olduğuma vicdânen müsterih bulunuyorum."

... Bununla beraber karar iletilir ve denir ki: "Beyânatınız ve yazılarınız için pişmanlığınızı ifade ederseniz, Başkanımız bunları görmezlikten gelmeye mütemâyildir." Ancak cevap bir hayli serttir: "Hükümetimden benim mezûniyetimin bağışlanmasını istemek, mecburiyet hâline gelmiştir. İstanbul''a 15 gün içinde dönecek, ama söylediklerimden aslâ dönmeyeceğim."

"Âkıbetimi araştırınız!"

Sadrâzam Sait Halim Paşa''ya çektiği 9 Ekim 1914 tarihli telgrafında kullandığı bu cümle, Amerika''daki diplomatik mücâdelenin, ne denli mühim olduğunu ortaya koymaktadır: "25 Ekim''de İstanbul''da olacağım. Şayet o tarihe kadar benden bir haber alınmazsa, âkıbetimi araştırınız."

Ahmet Rüstem Bey yurduna sağ salim döndü. Son Osmanlı Mebusan Meclisine Ankara mebusu seçilerek hizmetlerine devam etti ve 1935''te ebedî âleme göçtü...

ÖNE ÇIKANLAR