Türk sporunun temelini, hiç tartışmasız kuruluş sırasıyla Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe oluşturur. Sanırım buna kimsenin itirazı olamaz. 111 yıl öncesinden başlayan bu özellik, ne yazık ki, tam süreç veremeyeceğim ama son yıllarda iyiden iyiye yıprandı, yıpratıldı ve hatta üstündekileri yerle bir edecek hâl aldı. Nasıl mı? Baksanıza Galatasaray'a... Hani şu mektep kökenli kulübümüz. Bir olağanüstü genel kurulu yapacak, neredeyse iç savaşa sahne olacak. Beşiktaş'ın, ciddi bir enkazı kaldırmak adına kollarını sıvamış yönetimi, başkanıyla birlikte, hem de kazanılmış çok önemli bir deplasman sonrasında kendi taraftarının hücumuna uğruyor. Evet, kendi taraftarının darbelerine maruz kalıyor. Fenerbahçe bambaşka... Birileri kulübün uluslararası alanda, hatta iç dünyamızın büyük bölümünde itibarını dibe vurdurtmuş ve de ne yazık ki kendi itibarı daha da parlatılıyor. Sizce gidiş gidiş mi? Sonra tribünler boş kalınca suçlu Passolig... Acaba mı?
Diego yorumları!
Fenerbahçe'ye imza atmadan önce, yani adı "tamam" anlamında Fenerbahçe'yle anılmaya başladığından günden bu yana bu satırların yazarı ne demişti? Şunu; "Diego, iki yıllık günümüz sisteminde yararlı olamaz. Sistem ve felsefe değişmezse, bu kumaştan hiç bir şey olmaz..." Tek başıma bunu iddia ederken, gülenler, arkamızdan tef çalanlar şimdi yanımıza geldiler. Eh desenize o kadar yıllık fark var arada...
İstanbul korkusu!
Kadın Basketbol Milli Takımımız, Dünya Şampiyonası'na müthiş Fransa galibiyeti ile başladı. Sonra Kanada ve en son da Mozambik dize getirildi. Şimdi grup birincisi olarak ver elini İstanbul maçları. Ama bütün oyuncularımız ve teknik adamlarımızda bir sıkıntı, bir huzursuzluk var. Nedeni ne mi? Ankara'da takıma büyük destek sağlayan seyircinin acaba dörtte biri İstanbul'da salona gelir mi? Vah ki vah! Şayet salon doldurulamazsa, bu ülkede spor seyircisinden ben bir daha söz etmeyeceğim. Yapmayın, etmeyin, salona koşun! Bu takımı yalnız bırakmayalım.
Vahid hoca bitirim mi?
Gün geçmiyor ki, gazetelerde, ekranlarda Trabzonspor Teknik Direktörü Vahid Halilhodzic'in, özellikle de ünlü oyuncularıyla kavga ettiği haberleri yer almasın. Vallahi inanmak istemiyorum. Ama kulislerden de aynı haberler geliyor. Yahu hoca; kulübe tonla adam aldırdın. Büyük fedakârlık yapıldı. Tamam oyuncularını uyarmak senin görevin ve yetkin dahilinde bir tutum. Ama kavga neyin nesi? Yoksa sen memleketinde mahalle bitirimi miydin? Haberler yalansa bu satırları okuma...
Sevgili hocalarımın rötarı!
Şu Akhisarlı Bilal var ya Bilal... Yaşı 30'u geçmiş. Fenerbahçe altyapısı ürünüdür. Ama günümüz Bilal'i olmak için Hamza hocayı beklemiş sanki... Ya da Hamza hoca bize günümüz Bilal'ini sundu. Buradan bütün hocalarımıza sesleniyorum; Bilaller için çalışın. Bize Bilalleri 30 yaşından değil 23-24 yaşında sunun... Ne pahasına olursa olsun... Hem siz kazanın, hem Bilaller, hem de ülke...
Yeniden yargılanma!
Pazartesi akşamüstü idi galiba... Ekranlardan bir yaygara, "Şike davası yeniden görülecek..." Akşam da ekranlarda bol bol tartışma, atışma, hakarete varan diyaloglar... Sonrasında, yani ertesi gün ülkemizdeki bir toplantıya Platini, Infantino ve bazı önemli UEFA icra kurulu üyelerinin katılmayacağı haberi.... Ne yani bunların yaşandığı bir ülkede Avrupa gibi görünse de, aslında Dünya futbolunu yöneten insanların ne işi var ki? Biz, çalarız sazımızı, atarız göbeğimizi... Öyle değil mi Adnan kardeş?
CEO dayanmıyor!
Fenerbahçe'nin, yanlış saymadıysam, ikinci CEO'su da istifa etti. Bundan daha normal bir şey olabilir mi? Her ne kadar Aziz Bey, Sakarya'daki tantanada, "Kulübü daha demokratik biçimde yönetmeye çalışıyoruz. Demokrasi nasıl işler onu göstereceğiz" demiş olsa da... Ben de diyorum ki, "Demokrasilerin en PADİŞAHI Fenerbahçe Cumhuriyeti'nde yaşanır..." Sayın CEO'lar yerseniz!

