2006 Dünya Kupası''nın açılış maçının oynanacağı Münih''teki Allianz Stadı''nın devam eden inşaatını görünce, kendi kendime bin kere sorduğum eski bir soru tekrar aklıma düştü: Biz bu Olimpiyat Stadı''nı niye yaptırdık abi?
Acelemiz neydi?
"Belki olimpiyat alırız" diye 150 milyon dolarlık harcama yapılır mı?
Sonradan kopardığımız Şampiyonlar Ligi finali tamam; başka ne işe yaradı, ne işe yarayacak? Rıza Tevfik''in "İstimdat" şiirinde dediği gibi: Bir çürük ipliğe hülya dizmişiz! Bakın, 2008 Oyunları''nı alan Pekin, Olimpiyat Stadı''nı daha geçen hafta ihale etti; biz herhangi bir tarihte olimpiyat alma ihtimaline karşılık 2000''de inşa ettik. Kim demiş Türk''ün aklı sonradan başına gelir diye?! (12 bin kişilik Abdi İpekçi Salonu''nu dolduramıyoruz ama 22 bin kişilik bir de salon inşaatımız var, devam eden.. ya da etmeyen! Kabası bitmiş halde bekleyen heyula...) Devam... Devam...
Made in Turkey
Gaziantepspor''un Angolalı orta saha oyuncusu Andrea Macanga sezon başında Türkiye''ye geldiğinde, takım arkadaşlarından ülkemiz ve futbolumuz hakkında bilgiler alıyormuş. - Maçlardan sonra hangi tür beyanatlar vermem lazım, diye sormuş. Türk futbolcular kendisine yardımcı olmuş: - Kazandığımız maçtan sonra, "İnandık başardık" dersin. Berabere kaldığımızda "Bir dahaki maça bakacağız" demen yeterli. Mağlup olduğumuzda ise hakemi suçlarsın.
Asıl tetiğe indir yamyamı yere Fransız seyircisi hakeme, "Stadyumun uğursuzluk getiren kara kedisi" diye hakaret eder. ... Barcelona bir kulüpten öte bir şeydir; kendini devlet olarak yapılandırmayı başaramayan bir millet olarak Katalan halkının hüsranlarının ve özlemlerinin, bir spor kulübünün kahramanlıklarıyla yüceltilişini simgeler. ... Romanya''da şampiyonluk unvanını iki "futbol devi" on yıllardan beri kendi aralarında hallede gelmişti: İçişleri Bakanlığı''nın ve bu bakanlığa bağlı Devlet Güvenlik İdaresi''nin (Securitate) takımı Dinamo Bükreş ile Savunma Bakanlığı''nın, ordunun takımı Steaua Bükreş. ... Totaliter bir sistemde, bir kaç kalem darbesiyle ülkenin en iyi oyuncularını bir kulüpte toparlamak mümkündür. ... İngiltere''deki ırkçı sloganlardan biri şöyledir: "Pull the trigger and shoot that nigger."
(Asıl tetiğe, yapıştır yamyamı yere.) ... Türkçe''de, üzerinde fazla düşünülmeden yapılmış tercihler için, biraz da aşağılama ve hafife alma ses tonuyla "takım tutar gibi" lafı vardır. Yani insanlar takım tutarken öyle oturup, düşünüp taşınıp karar vermezler. Takım "tutulur" ve öylece sürer gider. ... Bazı şehirlerde polis, deplasmana gelen taraftarlardan "koruma parası" adı altında "sakal" alır. Yani aslında bu "dövmeme parası"dır. Deplasmana giden taraftar polisten dayak yese, kim dövülene hak verecek ki? "Kim bilir ne itlikler yaptılar" denir, polis dostu gazeteciler sağ olsun.
... Zonguldak deplasmanında birkaç kişi elinde çarşaf büyüklüğünde bir bayrak, zıplayıp duruyor; biz de sahayı göremiyoruz. "İndirin bayrağı" dedik. Doğal liderlerden biri ön plana çıktı, "Buraya maç seyretmeye mi geldiniz lan!" Kavga başladı. ... Altay''a olan sevgimizden ötürü soyadlarımızı kulübün adından aldık. Altay soyadını komutan Fahrettin Bey aldığı için ben Şerif Eraltay yaptırdım, santrforumuz Vahap Özaltay, kalecimiz Cemil Tuğaltay... Adnan Menderes Altay''da kalecilik, Karşıyaka''da santrforluk yaptı. En koyu Karşıyakalı Adnan Menderes''tir. (Roman Horak, Volfgang Reiter, Tanıl Bora, Futbol ve Kültürü)
ALTINI ÇİZİYORUM
Sabır, yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlamaktır. (Cüneyd-i Bağdadi)
SORU
Sayın Melih Gökçek (Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı), şu yeni ama dinamik takımınızın isminden "belediye"yi kaldırsanız, dümdüz Ankaraspor olsa daha iyi olmaz mı? Belediyenin reklama ihtiyacı mı var? Hem söylenmesi kolay olur, hem de bütün Başkent''i temsil eden kulüp olursunuz. Şu anki puan durumu sadece Ankara Ligi olsaydı zaten ligin tepesindeydiniz... ne dersiniz?
VAY HAYVAN VAY!
Yeni bir yavru için kuluçkaya yatan anne ve baba kartal, genç çocuklarını yuvadan uzaklaştırmak ve kendi ayaklarının üstünde yaşamasını sağlamak için kanat darbeleri ve taciz uçuşlarıyla onu zorlar. Önceleri direnen genç kartal, ebeveyninin ısrarı üzerine kilometrelerce ötede kendi hayatı ile baş başa kalır. Başlangıçta saatlerce aç susuz kalan kartal, birden avladığı tavşanla yanı başında biten annesini görür.

