Sultan Abdülmecid devrinin meşhur paşalarından biri, hanımından yana dertliymiş. Paşa, kıskançlığı dillere destan olan bu hanımından dostlarına her fırsatta şikâyet eder dururmuş... Yaşanmış bir vakadır; Paşa, eski Sadrâzam Benderli Selim Paşa''nın Ağayokuşu''ndaki konağını pek beğenirmiş. Bir gün buranın satışa çıkarıldığını duymuş ve hemen adamlarını gönderip müşteri olmuş. Oysa kimler ne maksatla uydurdularsa, konağın o çevrede pek "tekin" olmadığı ve hakkında binbir türlü ecinni hikâyeleri anlatılırmış...
İkaz etmişler kendisini Paşa''nın eski dostu Şerif Abdülmuttalib Efendi bu durumu bildiğinden kendisini îkaz etmek istemiş ve bir sabah Paşa''nın yalısına uğramış. Söz sırası gelince Paşaya durumu anlatmış; - Aman Paşa hazretleri, demiş, siz bu konağı bilmezsiniz. Şimdiye kadar sahiplerine hiç uğur getirmedi. Kim sahip oldu ise yakın vakitte ya bir kazâya kurban gittiler, ya felâketten başlarını kurtaramadılar!
Onlara teşekkür etti... Paşa önce bu sözlere aldırış etmemişse de, arkadaşının ısrarları uzayınca, kendisini düşündüğü için teşekkür edip sırtını sıvazlayıp şöyle demiş: - Efendi hazretleri, siz hiç merak buyurmayınız. Ben onun tapusunu hanımın üzerine çıkartacağım!

