Anne ve babasının müsaadesiyle Manisalı Emine, saray adamları ve görevli hanımla birlikte İstanbul''a gelir ve Topkapı Sarayında hizmete başlar. Zekası, çalışkanlığı ve ciddiyetiyle herkesin takdirini toplayarak, kısa zamanda yükselir.
Bu sırada Kırım''dan gelen bir elçilik heyeti, Padişah tarafından saraya kabul edilir. Kırım ile olan ilişkilerin daha da iyileştirilmesi için birçok hediyelerle birlikte Kırım Hanına, sarayında hizmet etmesi için bu kabiliyetli Emine de gönderilir...
Kerim Giray''a nikâhlanır Kırım Hanı Kerim Giray, bu hediyeyi çok beğenir ve kendisine nikâhlar. Emine halinden memnundur. Devlet işlerinde de eşi Kerim Giray''a yardımcı olmaya başlar. Han eşi olduğu için adı "Emine Bânû" olur.
Rus tahtında oturan II. Katherina ise ahlâk bakımından çok aşağıdır. Kırım''a göz dikmiştir. Ruslar, büyük bir ordu ile Kırım''a girerler. Kerim Giray, toplayabildiği bir ordu ile Ruslara karşı durmaya çalışır, ama bazı Kırım kabileleri düşman karşısında firar ederler. Bu durumda Rus ordusuna karşı koyamayacağını anlayan Kırım Hanı, askerini kırdırmamak için kaçmaya karar verir. Fakat çok sevdiği hanımı Emine Bânû buna karşı çıkarak: "Ben bu canı vatanım için taşıyorum. Siz gitseniz de ben tek başıma karşı koyarım" diyerek yanına yirmi kadar gönüllü süvari alıp düşmana karşı durur. Gerçekten de, Rus ordusu gelinceye kadar civardaki elli kadar köyde, bütün erzak ve mühimmat depolarını yirmi serdengeçti ile imha eder. Ruslar oraya geldiklerinde göklere kadar çıkan yangın alevleriyle karşılaşırlar.
Emine Bânû, yanındaki yirmi aslan ile Rus ordusunu karşılar. Ancak, yaktığı kalenin duvarından Ruslara mermi atarken, ayağının altındaki duvar birdebire çöküverir. Yıkık kaleye saldıran Ruslar, bir kadın cesediyle karşılaşırlar. Kim olduğunu sorduklarında yaşlı bir köylü ağlayarak, bunun kahraman Emine Bânû olduğunu söyler. Ruslar, kendilerine adım attırmayan kahramanın bir kadın olduğunu öğrenince kahrolurlar, kazandıkları zafere sevinemezler bile.

