Hayretler içinde kalmıştım. Öyle ya bizim Milli Takım, şu anda bünyesindeki tek bir oyuncusunun dahi takımlarından alışkanlık edinmediği üçlü savunmayla oynuyordu. 3-4-3 gibi... Sonuç mu? Danimarka maçının ikinci yarısı demeyin sakın. O ikinci yarıda topun arkasına tam takım geçip, rakip alanda oluşturduğumuz derinlikler sayesinde ayağa kalkmıştık. Bak; İlk golümüz... Ve de Terim Hocanın bu intiharına bu ülkenin önemli diğer hocası Denizli de gazetesine (Hürriyet) manşet attırarak ortak oluyor; "Terim'in 3-4-3'ü tercihi doğruydu..." Sonra mı? Ben şimdiden yazayım. Fransa 2016 bu kafayla hayaldir. Çünkü demode bir sistemle 2014'te bir yere varamaz ve sizden on kat daha değersiz bir takımdan hep böyle üç yersiniz. Bak, Van Gaal'in koca Manchester'i... Tencere ve kapak örneği bir kafa birliği bizi yakar, bilesiniz. Sakın Dünya Kupası'nı örnek göstermeyin. Zaman zaman Hollanda, Arjantin ve bazı Güney Amerika ülkeleri bu kafadaydılar. Kim şampiyon oldu? Duymadım, bir daha lütfen! Bitmedi. Bu kafayla Gökhan ve Caner'e futbolu bile bıraktırabilirsiniz.
O kadın ve G.Saray
Öcal Uluç Ağabey de yazmış. Aslında yazmamış da döşenmiş. Hani şu Galatasaray'daki bayan avukat, 500 bin dolar ve etrafındaki bazı iddialar. Hâlâ net bir sonuç yok. Aklıma ne geldi biliyor musunuz? Yıllar önce, bildiğim kadarıyla, yani aklımın erdiği kadarıyla bu Üç Büyükler'i en fazla beş kişi idare ederdi. Yönetirdi demiyorum. Çünkü bu idare edenler yöneticiler değillerdi. Hadi personel diyelim. Ama ben hayatımda hiçbirinden tek bir 'yolsuzluk var' feryadı duymadım. Demek ki, çağa ayak uydurmak bize uymuyor. Hani derler ya nerede çokluk, orada...
İsviçre de halt etti!
İsviçre Federal Mahkemesi, Fenerbahçe'nin başvurusunu reddetmiş. Hukuk bilmem, öyle yazıldı, söylendi. Zaten o mahkemenin, UEFA Disiplin Komitesi, Tahkim Kurulu ve CAS kararlarına dokunması söz konusu değilmiş. Eh bizim bilmem kaçıncı mahkememiz, koca Yargıtay'la beraber skor 6-0 oldu. Pardon; yeniden yargılanma 6 gol sayıldığına göre şimdilik durum 6-6... Dünyada bir örneği varsa, lütfen bilgilendirin! Bilgiye hiç doymadım...
Turgay Demirel mi, yoksa...
Turgay Demirel Başkanımız, aynı zamanda FIBA Avrupa Başkanı da oldu. Hayırlı olur umarım. Ama bizim lige 5+1'i getirerek bütün hizmetlerini sıfırlayacak bir karar aldı. Herkes böyle bir yanlışa nasıl düştüğünü sorup duruyor. Tahkimdir, bilgi değildir; Sanırım Obradoviç'i bizim lig kesmedi. Eh bir de İvkoviç geldi. Bunlar son yıl hariç, Avrupa şampiyonluklarına el koymuş hocalar. 3+2'de eldeki yabancı fazla oynamıyor ya... Eh, Avrupa kupaları için de 4-5 milyon avroluk yabancı gerekir. Ligimizdeki 3+2 sistemi ile biz domestik kalırız. Öyle de olduk. O zaman rest... Alt alta toplayın bakalım ne çıkacak?
Biraz da medyadan!
Efendim; Erman diyor ki, "Uç adamları duran toplar için savunmaya gelince adamlarını kaybediyorlar. Bu sakıncalı..." Peki, 15 sene boyunca, her maç 7-8 defa gelip de tonla topu çelen Hakan Şükür ne olacak? Sergen de diyor ki, "Ben Danimarka maçını izlemedim..." Ne iş yaparsınız ki? Show'un milli maçlardaki yorumcusu Önder Özen... Hani şu kısa Fenerbahçe altyapısı, iki aylık Hacettepe macerası, nasılsa NTV Spor ekranı ve de Beşiktaş Futbol Direktörlüğü, sanırım ki Metin Tekin 'hayır' deyince... Ne kariyer ama... Devam! Yahu neden tek satır Terim Hoca'ya laf yok? Hürriyet'le Habertürk aynı gün Aziz Yıldırım röportajı veriyor. Pazarlık mı vardı ki?
Beşiktaş hakikaten aşk dolu!
Gün geçmiyor ki, gazetelerde Bilic ve yönetimden başkan da dahil, yöneticiler arasında ilan-ı aşk mahiyetinde iltifatlar yarışı var. Güzel! Başarının sırrı zaten iyi geçinmekten geçer. Eh, Sosa da geldi. Sağ bek derdi hariç sıkıntı yok. Aslında öyle bir dert de olmamalı ama her sevgide mutlaka bir acı vardır derler ya, işten ondan galiba... Ancak, şu Ümraniye arazisinin sakatlık sunma özelliği de hâlâ sağlıklı bir biçimde yorumlanmadı. Hani lige döndük ya...
Sendika'nın feryadı!
Türkiye Gazeteciler Sendikası'ndan aradılar. Sabah'ın, Galatasaray tesislerinde hayatını kaybeden muhabiri Erkan Koyuncu için Taksim'e gelir misiniz dediler. Bizim rahmetli Selahattin'in oğluydu Erkan... Taksim'e gideriz tabii ki, Dert mi? Ama günümüz, hadi branşımız diyelim, spor gazetecisinin hakkı böyle mi aranır? Habertürk'ün bir resmi Avrupa maçında, akredite olmalarına rağmen, stada sokulmayan görevli gazetecileri için ne yapıldı ki bu ülkede meslek kuruluşları tarafından? Pardon, o gazetenin açtığı mahkemenin sonucu nedir?

