Kaydet
a- | +A

Sabahın erken saatlerinde başlayan şiddetli bir topçu düellosundan sonra nisbi bir sükun hasıl olmuştu. Halbuki birkaç saat sonra daha büyük bir fırtına kopacak, kan gövdeyi götürecekti. Şükrü Paşa bu yeni harekat için kurmayları ile konuşuyor, onların görüşlerini soruyor, direktifler veriyordu. Söz, evvelce irtibatı kesildiği halde, Teğmen Sadık ile gönderilen talimatı aldıktan sonra kurtulan piyade birliğine gelmişti. Kurmay Başkanı: -Birlik azimli bir süngü hücumundan sonra kendisine yol açmış ve az bir kayıpla esas kıtasına katılmayı başarmıştır, dedi.

Bir çocuklu anne! Teğmen Sadık şehit olmuş, fakat yüzlerce silah arkadaşını kurtarmıştı... Bu konuşma sırasında posta eri, kucağında bir çocuğu olan genç bir kadının Kumandan Paşa ile görüşme istediğini haber verdi. Şükrü Paşa, Kurmay Başkanına: -Sorun bakalım, dedi: Ne istiyormuş, beni ne için görecekmiş? Kurmay Başkanı posta ile dışarı çıktı ve iki üç dakika sonra geri döndü. Gelen çocuklu genç kadın, şehit Sadık''ın dul hanımı, kucağındaki de yetim yavrusu idi. Henüz on aylıktı. Kurmay Başkanı: -Sizinle görüşmek istiyor ve bu hususta ısrar ediyor Paşam. Bir şehit hanımının buna hakkı olduğunu söylüyor. Şükrü Paşa yerinden kalktı, kapıyı bizzat açtı: -Gel kızım, gel! İçeriye, belki onyedi-onsekiz yaşlarında, kucağında nur topu gibi bir çocuk olan, şehit Sadık''ın hanımı girdi. Metin ve vakarlı idi. Ağlamıyordu. Paşa, köşedeki sandalyelerden birini gösterdi: -Otur yavrum.

"Kocamın yerine geldim" Genç kadın oturmadı. -Paşam, dedi: Sizi fazla rahatsız edecek değilim. Bir tek dileğim var, yalnız onu söyleyeceğim. Sadık''ım şehit oldu. Allah''ına kavuştu. Şimdi onun boş bıraktığı yeri ben doldurmak istiyorum. Bu mukaddes vatan uğruna hepimiz ölebiliriz değil mi Paşam? Bu sözleri duyan Şükrü Paşa, geriye döndü. "Kadınıyla erkeğiyle ne kadar asil bir milletiz" diye düşünüyor ve gözlerinden boşanan yaşları bu kahraman Türk kadınına göstermek istemiyordu...

ÖNE ÇIKANLAR