Kaydet
a- | +A

Emir Sultan hazretleri, âlim ve ilim menbaı olan Buhârâ''da yetişti. Mekke-i mükerreme ve Medîne-i münevverede ilim tahsil etti. Medîne-i münevvereye yerleşmek ve ömürlerinin sonuna kadar orada kalmak niyetindeyken, bir rüyâ gördü. Rüyâsında Peygamber efendimiz ile hazret-i Ali yan yana oturmuşlardı. Yanlarına vardı ve diz çöküp oturdu. Hazret-i Ali ona; "Ey oğlum! Sana cenâb-ı Hak tarafından ceddin Muhammed''in (sallallahü aleyhi ve sellem) sünnetini, takvâ yoluyla öğretmen için Rûm iline gitmen işâret olundu. Önünde giden nûrdan üç kandil belirecek, o kandiller nerede gözünden kaybolursa orada kalacaksın. Mezârın da orada olacak" dedi...

"Takdîr-i ilâhî böyleymiş"

Emir Sultan hazretleri uykudan uyanınca; "Demek ki takdîr-i ilâhî böyle" diyerek yola çıktı. Hazret-i Ali''nin dediği gibi, üç kandil ona kılavuzluk etti. Bursa''ya geldiği zaman, önündeki nûrdan üç kandil, Pınarbaşı''nda Üçservi civârında fakirler için tahsis edilmiş eski bir kilisenin yanında kayboldular. Böylece Emir Sultan Bursa''ya yerleşti.

Bursa''da Şemseddîn Fenârî''den ders aldı ve icâzet diploması hocası tarafından yazıldı. Başta Yıldırım Bâyezîd Han olmak üzere, Bursalıların sevgisini kazandı. Sultan Yıldırım Bâyezîd Hanın kızı Hundi Hâtunla evlendi. Sultan Yıldırım Bâyezîd Hana Abbâsî halîfesi tarafından Sultân-ı İklim-i rûm unvânı verildiğinde, kılıcı Pâdişah''a Emir Sultan kuşattı.

"Kerâmetler Sultânı"

Emir Sultan, "Kerâmetler Sultânı" diye de anılmıştır. Zamânındaki Osmanlı sultanları kendisine hürmet eder, sefere çıkacaklarında huzûruna gelip, mübârek duâsını alırlardı. Onun eliyle kılıç kuşanırlardı. Emir Sultan hayâtı boyunca din ve vatan için yapılan gazâları teşvik etti. Talebelerine bu işlerin kudsiyetini devamlı anlatırdı. Vefâtından sonra bile mânevî yardımlarının serhat boylarındaki gâziler tarafından görüldüğü devamlı anlatıla gelmiştir.

ÖNE ÇIKANLAR