Ülker, bir yazı ile Türkiye Futbol Federasyonuna, "Bundan böyle futbolun sponsorluğunda yokuz" şeklindeki acı haberi, daha doğrusu acılı kararını bildirmiş. Yani, sezon başlamadan önce sponsor olacaklarını sandığımız bir çok kuruluşun ortadan kayboluşuna Ülker de dahil oldu. Zaten neden sponsor olunsun ki? Futbol yok, dolayısıyla seyirci de yok... Atıp tutan, ülkenin yasalarını çiğnemeyi adet edinmiş ama, cezasız kalmış yönetici kıyamet gibi... Teknik direktörlerin takım değiştirme trafiğini takip etmek mümkün değil... Ekran yüzleri, genelde, şaklabanlık peşinde... Hatta stüdyoya eşekle, evet oyuncak değil hakiki, canlı eşekle giren yorumcu da var. Hem de eski bir spor bakanının televizyonunda... Büyük büyük şehirlerimizden birinin en önemli şahsiyetinin ekranında resmen ve alenen orta oyunu var. Pardon; orta oyununa acaba ayıp mı ettim? Eh, Ülker de kaçar, başkaları da... Allah selamet versin!
Bu sonuca karşıyım!
Geçenlerde geçtiğimiz yılın futboldaki en iyileri seçildi. Muhteşem bir törenle de açıklandı. Ronaldo'ya ben de katılıyorum. Kalecilikte Neuer'e geçmek zaten mümkün değildi. Rodriguez'in en şık gol ödülünü alışına da tamam... Ammaaaa, en iyi teknik adamda itirazım olacak. Real Madrid, Barcelona gibi yıldızlar topluluğunu geçip İspanya Ligi'ni kazanan Atletico Madrid'in hocası Simeone açık ara kazanmalıydı. Çünkü elindeki kadroyla devlere karşı mücadele etmiştir. Löw mü? Tamam, Almanya dünyanın en büyük kupasını kazanmıştır... O kadrosu ve o rakiplere karşı ama... Bizim Arda mı? Yarışmaya dahil edildi ya, bu bile yeter.
Devlet mi; ve nihayet!
Haberi okuyunca gözlerime inanamadım. Televizyonlardan da aynı haber dökülmez mi? Dudaklarım uçukladı. Neymiş; Galatasaray'ın Kızıldız'la oynayacağı Euroleague maçı öncesi bizim Ergin Ataman'ın ülkeye girişi yasaklanmış. Bu ne yahu? Ve bekledim ki, benim devletimden bir ağız çıkıp, "Hop beyler, bu Ergin denen adam benim ülkemin bir numaralı basketbol teknik adamıdır. Benim ülkemin milli takım hocasıdır" derken, tatlı haber geliverdi. Ergin'e bu gelişmelerden sonra 7 tane özel koruma vermişiz. İşte biz hep bunu bekleriz. Yazıya girerken canımız sıkılmıştı ama son dakika haberiyle baktık ki gereken yapılmış...
Şenes gidiyor da...
Şenes Erzik dostum, UEFA'daki çok ama çok önemli görevine 35 yıl sonra noktayı koyma kararı almış. Hayırlı olsun! Ama yerine Servet Yardımcı beyi önerdiğini de okudum. Servet Bey'in futbolla ilgisi, hayatında futbolla ilgili eylemleri nelerdir bilmiyorum. Şenes dostum Kasımpaşa'nın profesyonel oyuncusu idi... UEFA'ya 1980 yılındaki kongrede, hem de Artemio Franchi gibi bir başkanın olduğu dönemde, Gençler Komitesi ile girmişti. Benim adayım mı? Süheyl neden olmasın? Yıllarca oralarda gezindi. Şenes de bunu iyi bilir. Acaba birileri mi istedi? Hani oralardaki arızalı duruma müdahale eder düşüncesi ile mi? Yahu biz nereye gidiyoruz? Sanırım en iyi cevabı Ülker verdi...
Bu yüzme havuzu değildir!
Son günlerde şu bizim Süper Lig maçlarının yayınlandığı havuzun bozulması konuşulup duruyor. Olur mu? Kanun var, olmamalı ama, burası Türkiye... Yaygarayı çıkartan Aziz Bey, katılan, emanetçi Duygun Yarsuvat zat-ı muhteremleri... Peki, futbolun başından, "Hooop beyler, kanun var. Bunu aklınızdan bile geçirmeyin" şeklinde bir tepki geldi mi? Ülke futbolunun lokomotifi olanlar bu havuzu yazlık villaların yüzme havuzu sanıyorlar galiba... Onlar acaba aynı saatte, aynı günde dört maçın yayınlandığını biliyorlar mı? Sanmam... Çünkü o günlerde onların futbolla uzaktan yakından işi yoktu... Hani nerede benim en üst düzey yetkili ve sorumlularım. Yine bize kaldı "Hooop" demek. Pardon, bir de Ülker...
Bu trafik, Eminönü'nden beter!
Eski yıllarda, hele hele basının merkezi Cağaloğlu iken, bir yerde trafik tıkandığında, "Eminönü trafiği gibi" derdik durumun içinden çıkılmaz olduğunu anlatabilmek için... Şimdi ise bizdeki yerli-yabancı teknik direktörlerin gidiş-gelişleriyle ilgili bu yakıştırmayı yapıyoruz. Üstüne üstelik, takımlarında başarısız olup, başka takımların beğenisini kazanmaları da çok tuhaf... Kimse darılmasın! Uğur Tütüneker, daha da dibe giden Kayseri Erciyeşspor'dan volta, sonra Osmanlıspor'a... Şifo Mehmet, dibe vuran Rizespor'dan Kayseri'ye... Roberto Carlos, düşme potasına attığı Sivasspor'dan Akhisar Belediyespor'a... Allah aşkına; varsa dünyanın her hangi bir yerinde bana bildirin ki, özür dileyeyim... Bir kere daha Sevgiler Murat Ülker!..

