21 Mayıs 1605''de Davut Paşa sahrasından hareket eden Ordu-yu Hümayun, 29 Ağustos günü Estergon Kalesini kuşattı.
Estergon''u Fransız asıllı bir Kont savunuyordu. Bu harpte Avusturya hesabına çarpışan Dampier Kontu çok meşhur bir askerdi. Ordu-yu Hümayun yaklaşırken, kaledeki bütün Macar askerlerini dışarı çıkardı. Çünkü, 4 yıl önceki Kanije kuşatmasını hatırladı. O gün Macar askerleri, Osmanlı ordusuna tek kurşun atmamışlardı. Böyle davranmayı akıllıca bulmuşlardı. Macarların kumandanı ise, Lala Mehmed Paşa ile konuşmak istedi.
"Dövüşmek mi istersiniz?" Paşa şöyle sordu: -Kal''ayı niçin terk ettiniz General, ümidiniz mi tükendi? -Ümit, Osmanlı adaletindedir, Devletlû Vezir... -Estergon''da ne kadar asker kalmıştır? -On bine varmaz, Büyük Vezir. -Kontun maneviyatı nasıldır? -Sadece etraftaki kalelerden alacağı yardıma güvenmektedir. Gerekli malumatı alan Serdar, son bir sual sordu: -Memleketinize mi gideceksiniz, yoksa başka bir orduda parayla dövüşmek mi istersiniz? -Bizler de askeriz koca Vezirimiz. Şayet izin verirseniz, bu defa dünyanın en büyük ordusuna katılmak niyetindeyiz. Hiçbir ücret de istemiyoruz! Lala Mehmed Paşa gülerek cevap verdi: -Düşmanlarımızın düşmanı, dostumuzdur. Ordu-yu Hümayuna böylece, Macar asilzadeleri de katıldılar. Serdar, Estergon kalesi etrafındaki 3 düşman kalesine 3 Beylerbeyi gönderdi. Yardım yollaması mümkün Ciğerdelen, Tepedelen ve Vişgrad kaleleri tesirsiz kılınacaktı. En çabuk hareket eden Bosna Beylerbeyi oldu. Gazi Hüsrev Paşa sözünü tuttu ve 8 Eylül''de Vişgrad kalesini zaptetti. Bektaş Paşa da Tepedelen''in işini 19 Eylül günü bitirdi. Bu iki kalenin düşmesiyle Estergon''daki askerlerin moralleri çok bozuldu. Fakat Dampier inatçıydı ve hâlâ Ciğerdelen yardımını bekliyordu.
"Son Hücum"u bekliyorlardı İşte bu sırada Budin''den gelen askeri malzeme kervanı göründü. Büyük mandaların çektiği 25 muhasara topu, arabaların üstündeki 30.000 adet gülle ve 10.000 fıçı barut, düşman askerlerinin gözlerini faltaşı gibi açtı. Gerçekten tek ümitleri Ciğerdelen''de kalmıştı. Ama ertesi sabah bütün Türk topları birden patlamaya başladı. Kale duvarlarında büyük gedikler açılıyordu. Bütün gaziler, Lala Paşa''nın "Son Hücum" emrini bekliyorlardı...

