Nezir Ağa adlı biri, Boğaz''dan geçen elçi kayığını Sadrazam Daltaban Mustafa Paşa''ya göstermek amacıyla onun yanına gelir ve şöyle der:
- Şu küstahlığa bakınız Paşam. Baldırı çıplak Frenkler, nispet yaparcasına Padişahımızın kullandığı iki kürekli kayığın aynısına binmişler. Üstelik de kırmızı şemsiye kullanıyorlar. Kadirşinas bir vezir nasıl olur da böyle bir rezalete sessiz kalır?
"Paşam, ya boğulurlarsa?" Sadrazam, hemen emir çavuşuna çağırarak emreder:
- Derhal denize açılarak şu gördüğümüz elçi kayığına yaklaşıp adamların başlarından şemsiyeyi, altlarından da kayığı çekip alın.
Çavuş, korku dolu gözlerle Sadrazam''a bakarak endişeyle sorar:
- Ama paşam, ya boğulurlarsa?
"Onu da babası düşünsün!"
Paşa, şöyle cevap verir:
- Onu da ben düşünecek değilim ya, orasını da yüzmeyi öğretmeyen annesi ile babası düşünsün...
Bugün, İstanbul''da Cibali ile Fener arasındaki semte adı verilen Küçükmustafapaşa "Daltaban" olarak da anılan Bozoklu Küçük Mustafa Paşa''dır. 17. yüzyılda yaşamış ve II. Mustafa Han''a ancak dört ay sadrazamlık yapabilmiştir...

