Servet-i fünun şâir ve yazarlarından Süleyman Nazif, Sultan Abdülhamîd Han aleyhine yazdığı sert yazılarla hep dikkati çekmiştir. Zaten böyle yazıları sebebiyle, Paris''e kaçtı. Tekrar yurda döndüğünde Bursa''da vilâyet mektupçuluğu göreviyle, ikâmete memur edildi. 1908 yılında İstanbul''a dönüp gazetecilik yapmaya başladı. Bir ara Ebuzziya Tevfik ile, yeni Tasvir-i Efkâr Gazetesi''ni çıkardı. Ancak gazete tutunamayıp kısa sürede kapandı. Süleyman Nazif, bundan sonra bir süre çeşitli vâliliklerde bulunmuşsa da, bunları hakkıyla başaramadığı için idârî hizmetleri tamâmen bırakıp yazarlıkta karar kılmıştır...
"Böyle emir mi olur?" İşte bu Süleyman Nazif Bağdat Valisi iken enteresan bir hadise yaşanmıştı... Bir gün III. Ordu Kumandanı Hafız İsmail Hakkı Paşa''dan bir telgraf alır. Telgrafı okuyunca birden rengi atar. Şaşkınlığından kolları iki yana yığılır kalır. Etrafındakiler telaşlanıp çok kötü bir haber olduğunu sanırlar. O sırada Süleyman Nazif gayet alaycı bir şekilde mırıldanır: -Acayip, böyle emir olur mu? Telgrafta şu cümleler yazılıdır: "Onbin okka şeker ile bin okka çayın yirmidört saat içinde tedarik edilerek sevki..."
Bir cümle de o ekler... Süleyman Nazif hemen bir kâğıt ve hokka ister. Bir cümle de o ekler ve telgrafı getiren zata uzatır: -Götür bunu hemen Paşa''ya çeksinler. Evet, telgrafın cevabı gelmiştir. Şunlar yazılıdır:
"Çin İmparatoruna yazmış olduğunuz telgrafın yanlışlıkla vilayetimize gelmiş olduğu ma''ruzdur..." Bürokraside böylesine yanlışlıkların yaşandığı hadiseler saymakla bitmez... Bu da onlardan biriydi...

