Taksi şoförü, gecenin koyu karanlığında, nereden ve ne zaman alacağını bilmediği meçhul müşterisi için direksiyon sallıyordu E-5'te...
Ülkenin boğuştuğu ekonomik kriz, sanki kocaman bir çuvala doldurulmuş ve bu taksicinin sırtına vurulmuştu; umutsuzca sigarasından derin bir nefes alıp, yarı açık bıraktığı camdan dışarı üfledi.
Birden, yolun epey ilerisinde, sağ tarafta bir tuhaflık hissetti. Taksicilere mahsus bir önseziyle, ağır bir trafik kazası olduğunu hemen anladı.
Frene basarak, yolun sağına kaydı, gözlerini kaza yerinden ayırmadan giderek yaklaştı.
Yanılmamıştı; "sivil" bir otomobil kamyonun altına girmişti.
Kaza yerinde henüz kimse yoktu, ilk olarak kendisinin oraya geldiğini anladı.
Otomobilin içinde iki kişi vardı. Durumları felaketti.
Taksi şoförü, merakının dürtmesiyle, ya da "durumu tam kontrol altına almak için" kamyonun şoför mahalline koştu. Bomboştu.
Muhtemelen şoför kaçmıştı.
Tekrar otomobile döndü.
Şoförün kafasından kan akıyordu. Yan koltuktaki orta yaşlı, düzgün giyimli kişi ise arada bir kıpırdamasa ölü sanılabilirdi. Elindeki cep telefonu kucağına düşmüştü.
Taksi şoförü tek başına bir şey yapamayacağını anlayınca, sağ kapıyı zorlanarak açtı, bir umut, adamın telefonuna uzandı.
Bir süre kimi, nasıl arayacağını düşündü etrafa çaresizce bakarak...
Gecenin yarısıydı ve yoldan geçen araçlar, sanki bir trafik kazasını değil, yol kenarına yapıştırılmış bir posteri izler gibi, bakıp geçiyordu.
Taksi şoförü, bu gergin ve korkunç duruma rağmen pratik zekâsını sergiledi; yaralı adamın cep telefonundaki "son aramayı" bulmak için "yes" tuşuna bastı.
***
Tarih, sayısız örnekleriyle şu gerçeği büyük harflerle yazar:
İnsanların ekmeğiyle oynamak çok tehlikelidir!
Taksi şoförü, yaralı adamın kucağından aldığı cep telefonunu, bu kez biraz da uzaktan aynı yere attı. Aracına bindi ve gaza basıp gitti!
Çünkü adamın son aradığı telefon numarasının üstünde isim yerine şu iki kelime yazıyordu:
"Korsan Taksi."

