Kaydet
a- | +A

Gün gelir İbn-i Kemal hazretlerinin rüyaları gerçekleşir, Şehzade Selim ağabeylerine rağmen Sultan olur. Ancak o tahtına oturmadan yollara çıkar. Irak ve Horasan illerine yayılan ateşi söndürmeye koşar... Osmanoğulları görünüşte Yavuz Sultan Selim''e biat ederler, ama çadır şartlarında geçecek bir ömre hazır değildirler. "Şimdi sırası mı" diyenlerle, zaferden tereddüt edenler el ele verir, dedikodu üretirler. Öyle ya her seferin bir bedeli vardır ve İmparatorluk maceraya giremeyecek kadar büyüktür artık...

Kışla kışla gezer...

İşte bu noktada ilim adamları girer devreye. İdris-i Bitlisi ve İbn-i Kemalpaşa sokak sokak, konak konak dolaşır, cihadı anlatırlar. Kışla kışla gezer, itimat sağlarlar Yavuz''a. İşte genç Sultan onların gölgesinde güçlenir. İbn-i Kemâlpaşa, Akkoyunlu, Dulkadiroğulları ve Gürganilerin yaptığı zulümleri halka anlatır. Çaldıran Seferinde Padişahın yanı başındadır. Sıkıntılı anlarda destek olur ve zafer ümidini sürekli canlı tutar. Zaferi müteakip yeni hedefler gösterir...

Şimdi İslâm âleminin güçlü bir halifeye ihtiyacı vardır. Dünya Müslümanları Türk''ün dinamizmine muhtaçtır. Hakikaten o devir Memluklu yönetimi çok kan kaybetmiştir. Bırakın dünya Müslümanlarının meselelerini, kendi sıkıntılarını çözmeye mecâli yoktur. Bir nöbet tesliminin vakti gelmiştir gayri...

İbn-i Kemâlpaşa, Yavuz''u sefere ikna eder. Hoş, Yavuz buna çoktan niyetlidir ama edebe mugayyir iş görmekten çekinir. Zira karşısındaki güçsüz de olsa bir halifedir ve kalbini kırmak istemez. Lâkin manevi işaretler Kemâlpaşazade''yi haklı çıkarır. Ayan beyan Halifeliğe memur olunurlar. Mübârek Suriye ve Mısır seferlerinde Padişaha gayret verir. Ve güzel neticeler alınır... Fakat, Yavuz genç yaşta rahmet-i Rahman''a kavuşur. Kânuni, baba yadigarının kıymetini bilir. Onu, Şeyh-ül İslâmlık makamına getirir...

Ve her fani gibi...

İbn-i Kemâlpaşa bir deryadır. Öyle ya; Sadrazamı Sokullu, Şairi Baki, Mimarı Sinan, Kaptanı Barbaros olan muhteşem bir devletin müftüsüdür o. Ulema yazdıkları kitapları huzuruna getirir, olurunu alır. Bırakın insanları, cinler bile fetva sorarlar. O, sadece büyük bir fakih değil güçlü bir edip ve benzeri az yetişen bir tarihçidir. O dünya sultanlarının çekindiği "gönül sultanı", Allah''tan çok korkar, gecesiyle gündüzüyle çalışır, ölüme hazırlanır. Ve her fani gibi o da vakti gelince terk-i dünya eyler. Ruhu şâd olsun.

ÖNE ÇIKANLAR