Kaydet
a- | +A

Hocaların maça bakışı şöyleydi.

Aykut Kocaman: Tarihimizin en önemli karşılaşması.
Jorge Jesus: Kariyerimin en önemli maçı değil.
Böyle başladı. Ha bir de, Avrupa'nın en ateşli taraftarı kabul edilen Benfica'nın altmış bin taraftarı arasına serpiştirilmiş birer ikişer Fenerbahçeli... Tabloyu ters çevirin, Kadıköy'de tahammül edilebilir mi?
***
Doğurusu Salih'i on birde görmek beni şaşırttı; bu kadar tecrubesiz bir ismin "tarihin en önemli maçına" çıkarılması büyük cesaretti. 
Beklendiği gibi Fenerbahçe, rakibin büyük baskısı altında maça başladı. Göz açtırmıyorlardı. Top bize geçtiğinde üst üste iki pas yapamıyor, rastgele bir vuruşla "en uzağa" atmaya çalışıyorduk. Saniyesinde geri dönüyordu tabii...
Bu baskı daha 9.dakikada Gaitan'la golü getirdi. 
Fenerbahçe tehlikenin farkına vardı; kaybedecek bir şey kalmayabilirdi. 
Bir uzun top, bir penaltı, bir gol... Fenerbahçe'yi Amsterdam'a, oraları en iyi tanıyan Kuyt mu götürecekti yoksa?
Fenerbahçe defansını uyuması ama Cardozo'nun uyumaması onlara ikinci golü de getirmişti ama avantaj hâlâ bizdeydi.
Sow ile Kuyt'un birlikte kaçırmayı başardıkları net bir gol fırsatında saç baş yolarak ilk yarıyı umutla bitirdik.
***
İkinci yarıda hiçbir şey istediğimiz gibi değildi. 
Selçuk ve Gökhan'ı sakatlığa kurban vermiştik. Egemen kırmızı kart görmekten, Bekir penaltıya sebep olmaktan kurtulmuştu ama Cardozo'nun vuruşunda Fenerbahçe kalesi golden kurtulamamıştı.
***
Fenerbahçe iki kez kucağına gelen final şansını kullanamadı. 
Biz bizeyiz şurada; finali hak edecek bir oyun da oynayamadık. Hele Salih ve Caner silik kaldılar. Defans ne yapsın...

ÖNE ÇIKANLAR