Gönüllülerle birlikte toplam 1000 kadar mücahid, tepeden tırnağa silahlı ve zırhlı 20.000 düşman askerine karşı Sakız adasını savunacaklardı. Bazı beyler, savunmanın imkansız olduğunu söyleyerek, adanın kan dökülmeden teslim edilmesini istediler. Hasan Paşa kükredi âdeta: -Allah''tan korkunuz yok mu? Bu ecdat yadigarını cenk etmeden düşmana nasıl teslim ederiz?
Ertesi gün, 350 askerle kaleden çıkarak 20.000 kişilik Venedik ordusuna saldırdı. Öğleye kadar kahramanca dövüştüler. 2.000 düşman askeri telef oldu. Fakat mücahidlerin yarısından fazlası şehid düştü.
? Manzara çok korkunçtu! Hasan Paşa kaleye döndüğünde, korkunç bir manzara ile karşılaştı. Şehirde çok az sayıda bulunan Müslüman evlerine saldıran Rumlar, erkekleri işkence ile öldürmüş, kadın ve kızlara alçakça muamelelerde bulunmuştu. Şimdi yeni ve daha kanlı bir muharebe başlamıştı. Rum çetelerini yarmayı başarıp kaleye dönebilen Paşa onların bu halini görünce: -Ah, bir yardım yetişse, bunların yanına komam! diyordu. Fakat yardım için gelecek olan Çanakkale Boğaz Muhafızı Yusuf Paşa, kendisine, kalabalık Venedik askerinin adayı ele geçirdiği şeklinde bir haber gelince yardıma gelmekten çekindi.
Ertesi gün, kaledeki silahlı Rum ve diğer gayrimüslimler Venedik ordusu saflarına geçtiler. Böylece düşman kuvvetlerinin sayısı 50.000''i aştı. Buna karşılık Osmanlı askeri sadece 700 kadardı.
Venedikliler havan toplarıyla kaleyi devamlı dövüyorlardı. Bir hafta içinde kalede taş üstünde taş kalmamıştı. Artık her şey bitmişti. Venedikliler genel saldırıya geçmeden önce kalenin "vire" ile teslimini istediler. Hasan Paşa kararını vermeden önce bütün kumandanları topladı ve o sırada orada sürgün bulunan, eski şeyhülislamlardan Ebû Said Feyzullah Efendi''ye durumu anlattı: -Düşman tarafı 50.000''den fazla. Bizim mevcudumuz 700''den az. Söyleyin bakalım ne yapmak gerek?
Bütün kumandanlar, eğer silahlarının şerefleri muhafaza edilerek, kendilerinin Anadolu sahillerine çıkmalarına izin verilirse, teslim olunmasını teklif ettiler. Evet, yapılacak başka bir şey kalmamıştı. Hasan Paşa''nın gözleri doldu.
Feyzullah Efendi, Hasan Paşa''yı teselli ediyordu: -Paşa oğlum, sen vazifeni yaptın. Dünyada ve ahirette yüzün ak olsun...
Şartları kabul ettiler!
Hasan Paşa o gün düşmana cevap verdi. Eğer silahları ile birlikte Çeşme sahillerine çıkarılırsa, kaleyi vereceğini bildirdi. Venedikliler bu 700 Türk kahramanından öyle korkmuşlardı ki, bu şartları derhal ve minnetle kabul ettiler.
Hasan Paşa ve beyler, 21 Eylül 1694''te bu atalar yadigarı adayı terkederken gözyaşlarını tutamadılar ve: -Seni düşman eline bırakmayacağız, yine geleceğiz, diyorlardı...

