Kaydet
a- | +A

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 10 bakanla birlikte cuma günü Atina'ya çıkarma yapacak. Bu çıkarmanın bizi ilgilendiren tarafı ise Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun yapacağı temaslar. İki ülke arasında eğitim alanında protokol -mutabakat sağlandığı taktirde- imzalanması bekleniyor. İlgili çevrelerden sızan bilgilere göre bu protokolle iki ülke ders kitaplarındaki "düşmanlık" anlayışına son verilmesi amaçlanıyor. Bizim bu konuda bir sıkıntımız yok. Ders kitaplarında yaptığımız revizyonlarla karşılıksız adımlar atmıştık. Yunanlılar hâlâ müfredatlarında Türkiye'yi ve Türkleri tehdit olarak görüyorlar. Peki böyle bir protokolden sonuç almak mümkün mü? Hayır mümkün değil. Neden değil? Sözü dolaştırmadan kısa yoldan söyleyelim: Türk düşmanlığı beyinlerine işlemiş, söküp atamazsınız. Düşmanlıkla yatıp düşmanlıkla kalkıyorlar. Besleme korkularla ömür tüketiyorlar. Uzattığımız dostluk eline karşılık vermemek için köşe bucak kaçıyorlar. Beyin nakli de yapsanız bu düşmanlığı yok edemezsiniz. Protokole atacağımız imzalar ise Türkiye'nin iyi niyet beyanının bir belgesi olarak tarihe geçer. Hepsi o kadar! Gitti gidiyor, döner mi bilmem?!. AK Parti Grup Başkan Vekili Nurettin Canikli, Başbakan Erdoğan'ın mal varlığıyla ilgili tartışmanın odak noktası olan CHP'ye, genel kurul kürsüsünde konuşurken "YÜM " yakıştırmasında bulunmuştu. Canikli, 'YÜM'ün açılımını ise Yalan Üretim Merkezi/Makinesi olarak izah etmişti. Bu benzetmenin ardından 2 gün bile geçmedi ki CHP'de malum skandal patlak verdi. Baykal ile ilgili görüntüler Türkiye'yi sarstı. YÜM tabirini daha kullanmaya fırsat kalmadı, bu kez hem Baykal hem CHP

"GÜM"e gitti. Bu parti "müzmin muhalefet" sıfatını nasıl değiştirecek ve ne zaman iktidara alternatif olacak merakla bekliyoruz. Bu arada siyasetçilere yapılan bu tür komploları tasvip etmediğimizi de belirtelim. Tren gelir hoş gelir İstanbul'a yapılacak yeni köprü, soluduğumuz havayı bozacakmış! Gerekçe de köprünün geçtiği güzergâhtaki orman alanlarının yok edilmesi. Köprünün yapılacağı güzergâh açıklandığında zaten siyasi hava bozulmuştu. Taşı toprağı altın olan İstanbul'da koşuşturmaktan bitap düşen halkta hava alacak ya da hava atacak mecal kalmıyor ki; bu şartlar altında meteorolojik hava bozulsa ne olur bozulmasa ne olur!..

ÖNE ÇIKANLAR