“Dilek usulca başını salladı. Küçük adımlarla kapıya yöneldi. Eline parayı sıkıca tutmuştu.”
Kızımla ilgili hatırama bugün de devam ediyorum... İçimden dedim: “Biz çocukken yalnız bırakıldık. Şimdi ise bizim kızımız tek başına bir adım atamıyor. Bu da başka bir yara…”
Diz çöktüm, Dilek’in göz hizasına geldim.
“Kızım” dedim yumuşak bir sesle, “sen cesur olacaksın. Ama cesur olmak demek yalnız kalmak değil. Bak, bakkal şuracıkta. Hadi sen git, biz de pencerenin ardından seni izleyeceğiz. Ne dersin?”
Dilek tereddütle gözlerime baktı. Dudaklarını ısırdı.
“Gerçekten bakacak mısınız?”
“Evet kızım” dedim. “Hem ben bakacağım hem annen. Bir şey olsa hemen koşarız.”
Aynur da ekledi:
“Dilek’im, biz sana güveniyoruz. Sen de kendine güven.”
Dilek usulca başını salladı. Küçük adımlarla kapıya yöneldi. Eline parayı sıkıca tutmuştu. Kapıdan çıkarken arkasına döndü:
“Baba, bakıyorsun değil mi?”
“Bakıyorum kızım,” dedim, elimle kalbimi gösterdim. Biz pencerenin önünden izliyorduk. Dilek köşeyi dönene kadar dönüp arkasına baka baka yürüdü, bakkala girdi. O küçücük gövdesi, rafların arasında kayboldu. Kalbim küt küt atıyordu sanki ben gidiyormuşum gibi. Birkaç dakika sonra elinde ekmekle çıktı. Koşarak eve geldi, kapıyı çaldı. Aynur açtı kapıyı, Dilek nefes nefese ekmeği uzattı.
“Anne… Başardım!”
O an gözlerimden yaşlar süzüldü. Çünkü geçmişimle bugünü yan yana koydum... Benim çocukluğumda üzerime yüklenen yalnızlık, onun çocukluğunda gölgesini korkuya bırakmıştı. Aynur bana baktı, sessizce fısıldadı: “Hamit, demek ki çocuklukta ne yaşarsak, büyüyünce izleri kalıyor…”
Ben de başımı salladım. “Doğru dedin Aynur. Biz yalnızlıktan yaralı kaldık. O ise yalnızlıktan korkuyor. İkisini de dengelemek lazım. Ama bu kez, kızımızı yarı yolda bırakmayacağız.”
Dilek o sırada ekmeği bölüp hepimize pay etti. Küçük elleriyle bana uzattığında, içimden geçirdim:
“Belki de asıl ekmek, çocukla anne-babanın güvenle birbirine uzattığı bu küçük paylaşımlardır…”
Sabah güneşi Demirci’nin dar sokaklarına düşerken, okulun önünde alışılmadık bir kalabalık vardı. Öğrencilerden çok veliler birikmişti kapının önünde. Çocuklarını bırakıyor ama sonra da ayrılmıyorlardı. Kimi arabasının camına yaslanmış bekliyordu, kimi motorunun üstünde, kimi de yaya olarak kenarda dikilmişti. DEVAMI YARIN

