İSTANBUL- AB Konseyi''nin Köln zirvesi sonuç bildirisi taslağında, "genişleme" başlığı altında Türkiye ile ilgili iki paragraf yer alırken, Yunanistan''ın vetosu dolayısıyla bildirinin son sayfasında Türkiye''ye herhangi bir atıfta bulunulmadı. Bu iki paragrafta Türkiye "aday" olarak tanımlanmakta, siyasi kıstaslara uyum için desteklenmekte ve Aralık 99''daki Helsinki zirvesi sonucunda aday ülkeler için tesis edilmiş olan mevcut kurumsal mekanizmaya dahil olmasının önü açılmaktaydı.
Köln zirvesi öncesinde, Bonn''da TÜSİAD Başkanı Dr. Erkut Yecaoğlu ile görüşen Schröder, TÜSİAD''ın Almanya''daki muhatabı Almanya Sanayileri Birliği ile ortak bildirisindeki matığı benimsemiş bir tutum sergilemişti. Zira, bu mantığın özünde Türkiye''nin AB üyeliği için engel teşkil eden ekonomik ve siyasi problemlerin, Türkiye''nin aday ülke olarak dahil olacağı genişleme sürecinde daha etkin bir çözüme kavuşacakları düşüncesi bulunmaktaydı.
Almanya Başbakanı Schröder zirve sonundaki basın toplantısında, zirve öncesinde Başbakan Bülent Ecevit ile karşılıklı mektuplaşmasında Türkiye''nin AB üyeliği için gerekli reformları yapmak ve Yunanistan ile sorunlara çözüm aramak için teşvik edilmesi üzerinde görüş birliği oluştuğunu, fakat Almanya''nın tüm desteğine rağmen uzlaşmanın mümkün olmadığını açıkladı. AB Konseyi''nin Helsinki zirvesi öncesinde, AB politikamızın temel alınmasında fayda olan önemli etkenler şunlar:
- AB Konseyi''nin Aralık 97 Lüksenburg karaları ile başlayan "AB Türkiye''yi dışlıyor" dönemi yerini, "AB Yunanistan vetosunu, Türkiye ise temel demokratik reform sıkıntılarını aşamıyor" dönemine bırakmıştır.
- Türkiye''ye karşı AB''nin engelleme politikası, Türkiye lehine çözülmeye başlamıştır. AB içinde birçok ülke Türkiye''yi aday olarak göstermek istemektedir. Bu durumu gözardı eden topyekün bir AB karşıtı politika veya tepkiler yerine, daha ince hesaplı bir starejiye gerek vardır.
- Türkiye''nin aday ülke olmasının Atina tarafından şiddetle engellenmesi, Türk-AB ilişkilerindeki muhtemel olumlu gelişmelerin Ankara''nın çıkarları açısından öneminin göstergesidir. Önümüzdeki dönemde Yunanistan''ın istediği yönde AB''den uzaklaşma politikasının yerine soğukkanlı bir stratejiye gerek vardır.
- Türkiye-AB ilişkileri, Türkiye açısından öncelikli bir milli güvenlik meselesidirler.
- Türkiye, temel demokratik ve ekonomik reformlarını yapamamış olması dolayısıyla, düşman çevreleri kendisine karşı güçlü kılmakta ve bu durumun. milli çıkarlar açısından, son derece vahim olumsuz etkilerine maruz kalmaktadır.

