ABD, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) alanında, AB üyesi olmayan NATO ülkelerinin dışlanmasına, açık bir şekilde karşı çıkmaya başladı. AB''nin, bu ülkeleri AGSK''nın karar alma mekanizmalarına dahil etmemesi ve ittifaka karşı güvensizliği, Washington''un tepkisini çekti. ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright''ın, Floransa''da yapılan NATO Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında, AB''nin savunma boyutunun geliştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirmesi, bir anlamda diplomatik demeçlerden öteye giden bir değer taşımıyor. NATO ile AB arasında, AGSK için oluşturulan dört çalışma grubu ile taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının giderilmesi düşünülüyor. Başta Türkiye olmak üzere, İzlanda, Norveç ve ABD; AGSK konusunda son aylarda ortaya konulan yaklaşımdan duydukları rahatsızlığı gündeme getiriyor. ABD Dışişleri Bakanı Albright, toplantı öncesi yaptığı açıklamada, AGSK''nın başarıya ulaşması için üç şart olduğunu ifade etti. Albright, bunların, çift savunma boyutundan kaçınılması, AB üyesi olmayan NATO müttefiklerinin dışlanmaması (Türkiye, Norveç, İzlanda, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti) ve savunmanın bölünmemesi olduğunu vurguladı. AB ile NATO arasında diyalog organlarının hayata geçirilmesini isteyen Washington, NATO Genel Sekreteri Robertson ile AB''nin dış politika ve güvenlikten sorumlu yüksek temsilcisi Javier Solona''nın sürekli istişarede bulunmasının önemli olduğunu belirtti.
Fransa ve Almanya ABD''nin NATO''daki temsilcisi Büyükelçi Alexander Vershow ise AB ülkelerinin, NATO müttefiklerine karşı çekingen ve kaygılı yaklaştıklarını söyleyerek, "sanki bilgisayar virüsü ''I Love you'' bulaşacak gibi davranış içinde olduklarını" kaydetti. ABD''li üst düzey bir diplomatın bu yöndeki açıklamaları NATO''da ses getirdi. Bu ifadelerin, Fransa, Almanya gibi ülkeleri hedeflediği yorumunda bulunuldu. Aslında son aylarda Türkiye''nin NATO daimi temsilcisi Büyükelçi Onur Öymen ve İzlanlanda temsilcisi Büyükelçi Gunnar Polsson, AB Dönem Başkanı Portekiz''in 13 Haziran''da AB Dışişleri Bakanları''na sunacağı AGSK taslak metnine karşı çıkışları ile tansiyon iyice yükseldi. Portekiz''in, AGSK''da, AB üyesi olmayan NATO ülkelerinin yapılacak operasyonlara davet edilmesi ve karar alma mekanizmalarında yer vermemesi; Türk, İzlanda ve Norveç''li diplomatların sert tepkisini çekti. Ankara bu yöndeki görşünü Floransa''da açık bir şekilde gündeme getirerek Avrupa Savunması''nın bölünmesi uyarısında bulundu. Türkiye''nin, AGSK konusunda NATO''nun Avrupalı müttefiklerinin dışlanmasının ittifakı zayıflatacağı endişesine, Kanada da açık destek verdi.
"Lobi yapmalıyız" LDP (Liberal Demokrat Parti) Genel Başkan Yardımcısı Engin Güner, Türkiye-AB ilişkilerinin son durumunu gazetemize değerlendirdi. Türkiye''nin Avrupa''nın bütünleşme hareketinin dışında kalmaması gerektiğini belirten Güner, şunları söyledi: "Ancak bunun ne karşılığında olacağını bilmek de görevimizdir. Batı dünyası, Türkiye ve Yunanistan''ı dengelemek amacıyla daima birlikte ele almıştır. Bu bakımdan 1970''li yılların sonlarında, dönemin Türk Hükümeti, Yunanistan''la birlike üyelik müracaatı yapmamakla büyük fırsat kaçırmıştır. O zaman ödünsüz olarak elde edeceğimiz tam üyeliği yıllardır elde edemediğimiz gibi, Yunan''ın insafına bırakmış olduk. Dolayısıyla bugün bırakınız tam üyeliği, adaylığı bile Yunanistan ve Kıbrıs konularında önemli ödünler vermek süretiyle elde edebildik. Yunanistan ayrıca, uzun süredir Türkiye''nin üyeliğine karşı çıkan ancak Yunanistan''ı mazaret olarak öne süren üyelerin elinden bu silahı almak istemiştir."
Top, Türk tarafında "Aslında şimdi top dönüp dolaşıp Türkiye''ye gelmiştir. Türkiye üyelik yolunda çetin bir süreçten geçecektir. Önüne zaman zaman Kopenhag Kriterleri kapsamında gerçekleştirilmesi istenen hususlar konacaktır. Bunları yerine getirmek istemediği takdirde, zaten ileride sorun kalmayacaktır. Ancak getirmek istemediğinde, AB ''Eeee ne yapalım, siz şartlara uymuyorsunuz'' diyebilecektir. İnisiyatif alıp aktif dış politika uygulamadığımız takdirde statükonun her zaman yararınıza çalışmadığını görürsünüz. AB ve Kıbrıs konularında statükocu bir tavır izleyen, bizden hareket gelmediğini gören AB bunu çok iyi değerlendirilmiş ve şimdi bizi sıkıştırarak bir anlamda tercih yapmaya zorlamıştır. Şimdi top bizdedir. Ancak Helsinki sonrası iyimser hava gene yerini derin bir rehavete bırakmıştır. Biz Liberal Demokrat Parti olarak, Türkiye''nin en kısa sürede tam demokrasiye kavuşmasını, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarına saygıyı yüce değerler olarak öne çıkaran bir ülke konumuna gelmesini istiyoruz."
Topyekun çaba "LDP, Türkiye''nin tüm komşuları ile sorunsuz, barış ve iyi ilişkileri içinde yaşamasından yanadır. Yunanistanla iyi ilişkilere büyük önem vermekteyiz. Ortak çıkarlarımız iki ülke arasında çok ileri iyi ilişkileri gelmektedir. Ancak, Türkiye''nin hâlâ durumu tam olarak kavrayamadığı ve AB üyeliğinin çok ciddi çabalar gerektirdiğinin tam bilincinde olmadığı kanaatindeyiz. AB üyeliği zaman zaman duyulacak heyecanlarla oturarak elde edilecek bir husus değildir. Önce bunu istemek ve benimsemek (bazı kötü alışkanlıklardan vazgeçme pahasına) sonra da onu elde etmek için topyekün bir çaba gerekir. 12 aday ülkenin çeşitli heyetleri Brüksel kapılarını aşındırmakta yoğun çaba harcamaktalar. Projeler sunarak yardım talep etmekteler. Biz bu konuda hâlâ somut projelerle ortaya çıkamadık. TÜSİAD, TESK, İKV, gibi kuruluşlarımız dışında ciddi çaba harcayan da yok gibi. Halbuki AB üyeliğinin sadece resmi makamlara bırakılamayacak kadar ciddi bir konu olduğunu idrak etmeli ve tüm sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, basın-yayın kuruluşları, sendikalar, işveren kuruluşları, siyasi partiler olarak topyekün bir atağa kalkarak Brüksel''in kapılarını aşındırmalıyız. Bu konuda iyi koordine edilmiş organize çabalar zaman içerisinde meyvelerini verecektir."

