Türkiye''nin AB genişlemesinden dışlandığı Lüksemburg Zirvesi sırasındaki olumsuz tutumlarıyla tanınan Lüksemburg eski Dışişleri Bakanı ve Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Raportörü Jacques Poos, Ankara-Brüksel yolunu kapatan kapıyı açacak anahtarın "Kıbrıs" olduğunu söyledi. Son Kıbrıs Raporu ile Türkiye''nin tepkisini çeken Poos, raporun gerçekleri yansıttığını savunurken kesinlikle Rum ve Yunan yanlısı olmadığını iddia etti.
Türkiye''nin Kıbrıs çıkartmasının bir hata olduğunu öne süren Poos, çözüm olarak "federasyon" çatısı altında azami otonominin verildiği bir devlet yapılanmasını önerirken, bugünkü cumhuriyetin bölünmesine yol açacak çözümlere de karşı çıkarak, "Türkiye Kıbrıs''ın üyeliğine ''hayır'' derse kendisinin üyeliğine de ''hayır'' demiş olacak" dedi. Türkiye''nin Helsinki''de üyeliğe aday ülke olarak kabul edilmesinin önemli bir mesaj olduğuna dikkat çeken Poos, şöyle devam etti: "Türkiye artık AB''ye aittir. Bu da AB''nin ''Hıristiyanlar Klübü'' olmadığını gösterir. Bu tür eleştirilere katılmıyorum. AB bir Hıristiyanlar Kulübü değil, ortak değerler topluluğudur. Bu değerlere uymayı kabul eden herkes üye olur. Bu değerlerin son tanımı da Avrupa Temel Haklar Sözleşmesi''nde yapılmaktadır. Türkiye bunlara harfiyen uymayı kabul ederse üye olur. Türkiye''ye karşı diğerlerine kıyasla farklı bir muamele yapılmayacak. Çifte standart yok. Azınlık sorunları sadece Türkiye''yi ilgilendirmiyor. Biz Estonya''daki Rus azınlığı konusunda da bastırıyoruz."
Para gelecek Jacques Poos, Gümrük Birliği''ne geçilmesine rağmen 1980''den bu yana Türkiye''ye sadece 135 milyon Euro tahsis eden AB''nin tutumunun ayrımcılık anlamına gelip, gelmediği sorusuna ise, "Paraların verilmesini engelleyen Yunanistan''dı. O da Ege sorunundan hareket ediyordu. Ama Yunanistan, Helsinki''de yumuşadı ve vetosunu kaldırdı. Şimdi artık para gelebilir" cevabını verdi. Sözde Ermeni soykırımı konusuna da değinen Poos, okulda kendisine soykırım olduğuna dair dersler okutulduğunu savunurken, AB ülkelerinden bazılarının ve Avrupa Parlamentosu''nun da bazı kararlar aldığını hatırlatarak, "Artık ileriye bakmak ve bu sorunu temelden çözmek gerekiyor" dedi. Türkiye''nin henüz Kopenhag Kriterleri''ni doldurmadığını vurgulayan Poos, bu durumda Ankara ile üyelik müzakerelerinin başlatılamayacağının altını çizerken, "Top Türkiye''nin sahasında. Türkiye kıpırdayıp Avrupa''ya olumlu sinyaller göndersin" diye konuştu.
Dananın kuyruğu bugün kopuyor Tatil olmasına rağmen geçen hafta Brüksel-Ankara-Atina-Paris arasında sürdürülen yoğun diplomasi trafiğinden elde edilen netice bugün Brüksel''de bir araya gelecek Avrupa Komisyonu''nun çeşitli birimlerinin genel müdürleri tarafından değerlendirilecek ve Çarşamba günü açıklanması planlanan Katılım Ortaklığı Belgesine yansıtılacak.
Komsiyon genel müdürleri belgenin Türkiye ve Avrupa açısından hassas olan Yunanistan ile ilişkiler, Kıbrıs ve azınlıklar bölümlerinde yer alacak ifadeler üzerinde görüş birliğine varıp belgeye son şeklini verdikten sonra İtalyan Başkan Romano Prodi''nin 20 kişilik yürütme heyetine onay için havale edecek.
Görüş birliği sağlayamadıkları takdirde ise Carşamba gününe kadar pazarlıklar sürecek ve bu kez son kararı Avrupa Komisyonu üyeleri verecek. Belgenin üzerinde değişiklik yapılması beklenmeyen ve son şeklini aldığı bildirilen bazı bölümlerinde şu tespitler yapıldı: * IMF ile Türk Hükümeti arasındaki çalışmaların takdire değer olduğu belirtildi.
* Ekonomik potansiyeli Avrupa açısından çok önemli olan Türkiye''nin gerçekleştirdiği reformlar ve atılan adımlar da umut verici olarak kaydedildi.
* Önemli stratejik konumu bulunan Türkiye''nin, sadece Kafkasya ve Orta Asya''da değil, Orta-Doğu ve Balkanlar''da da ağırlığı olduğu vurgulandı. * İdam cezasının kaldırılması, düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalara son verilmesi, işkencenin bir daha adından söz edilmeyecek biçimde ülke genelinde uygulamadan kaldırılması gerektiği belirtildi. * Türk hükümetinin niyet beyanlarına rağmen demokratikleşme ve insan haklarını iyileştirme konularında son zamanlarda Avrupa''nın beklentilerini tatmin edecek yönde adımlar atmadığı vurgulandı ve Helsinki kararlarına atıfta bulunuldu.
* Azınlık haklarına saygı duyulması ve kültürel haklarının tanınması talep edildi.
Rapor, "giriş", "genel değerlendirme" ve "Türkiye''nin adaylık sürecinde yapması gereken orta ve uzun vadeli ev ödevleri"nden oluşuyor.
Yunanistan ise Ege''deki sorunlarla Kıbrıs konusunu KOB''un giriş ve genel değerlendirme bölümlerine değil, Türkiye''nin adaylık sürecindeki vecibelerinin tanımlanacağı son bölüme eklettirmek istiyor.
Nasıl açıklanacak AB Komisyonu Çarşamba sabahı toplanıp, Türkiye ile ilgili KOB ve izleme raporunun yanı sıra diğer 12 aday ülkeyle sürdürülen müzakerelerin son bir yıllık bilançosunun çıkarıldığı belgeleri de onayladıktan sonra Başkan Romano Prodi ve genişlemeden sorumlu Alman üye Günther Verheugen, Avrupa Parlamentosu''na gidecekler. Her iki yetkili önce siyasi grup başkanlarından oluşan Başkanlık Divanı''na ardından da başta dış ilişkiler ve güvenlik komisyonu olmak üzere ilgili birimlere bilgi vererek soruları cevaplayacaklar.
Bu toplantıların en tartışmalı bölümünün Türkiye ve Kıbrıs raporları üzerine geçmesi bekleniyor. Avrupa Komisyonu''nun yaptırdığı bir araştırmaya göre, Türkiye''nin birliğe katılması durumunda yönetimde söz sahibi beşinci büyük ülke konumuna geleceği ve Almanya''dan sonra en kalabalık milletvekili ile AP''de temsil hakkını kazanacağına dikkat çekiliyor.
AB içinde Türkiye Türkiye üye olarak katıldığı zaman nüfus açısından en büyük ikinci, alınacak kararlarda da söz sahibi beşinci devlet olacak. Diğer bir deyişle Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere''nin yanında yer alacak ve Yunanistan''ın iki misli oy hakkına sahip olacak.
Genişleme tamamlanınca günümüzün AB''si 545 milyon nüfuslu bir Avrupa Birleşik Devletleri topluluğuna dönüşecek ve dünya sahnesinde ekonomik, ticari, siyasi en büyük güç haline gelecek. Tabii 28 devletli bu topluluğun her kafadan başka sesin çıktığı ve yönetim mekanizmalarının bir veya bir kaç üyenin kaprisi yüzünden tıkandığı bir birliktelik olması istenmiyor. Diğer bir deyişle Avrupa Birliği genişleyerek değişime uğramalı, ama zayıflamamalı
Avrupa Komisyonu ve birlik ülkeleri şu sıralar yoğun bir çalışma içinde. Çalışmaların hedefi ise AB''yi sağlam temeller üzerine oturtacak, işleyişini hızlandıracak ve karar almada esneklik getirecek reformlar gerçekleştirmek.
Türkiye''nin yeri ne olacak? Avrupa Komisyonu''nun Türkiye dahil genişleme sürecinde yer alan 13 devletin de katılmasıyla 28''li bir birlikteliğin parametrelerini gözler önüne seren bir tablo yayımladı. Tabloya göre, Türkiye üye olarak katıldığı zaman nüfus açısından en büyük ikinci, alınacak kararlarda da söz sahibi beşinci devlet olacak. Diğer bir deyişle Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere''nin yanında yer alacak ve Yunanistan''in iki misli oy hakkına sahip olacak.
Avrupa üyeliği Türk milletvekillerine de Avrupa yolunu açacak. Hem de Avrupa''nın yasama organının birer üyesi olarak. Belki de Belçika ve diğer ülkeler gibi Türkiye''de de genel ve AP seçimleri aynı anda yapılacak. TBMM''nin üyeleri yenilenirken, seçilecek 89 Türk temsilci de geleceğin 963 sandalyeli AP''sine parlamenter sıfatıyla gönderilecek. Almanya''dan sonra en kalabalık parlamenter grubunu Türkiye''den gelenler oluşturacak. Türk parlamenterler çoğu zaman haksız kararlar almasıyla eleştirdikleri AP içinde mücadele etme imkânına kavuşacak. Türkiye''nin Avrupa Birleşik Devletleri''nin hükümetindeki bakan sayısı da tam 21 ülkeninkinden iki misli fazla olacak. Yani, Türkiye, yürütme organında iki bakanla temsil edilecek.
Geleceğin Avrupa Hükümetinde ise 35 bakan olacak. Türkiye''nin yerel yönetimlerdeki temsil gücü de Almanya ve İngiltere ile eşit olacak.
Avrupalı bürokratlar şart Türkiye''nin üyelik sürecinde Avrupa standartlarına uygun olarak mutlaka yetiştirmek mecburiyetinde olacağı bir grubu da bürokratlar oluşturacak. Brüksel, üyelikten sonra Ankara''nın ardından en fazla Türk memurun çalıştığı başkent olacak. Türkçe AB''nin resmî dili haline gelecek ve Türk memur çalıştırmak zorunlu olacak.
Üyeliği halinde Türkiye''nin Avrupa''ya en az bin memur göndermesi gerekecek. Avrupa Sayıştayı, Lüksemburg Adalet Divanı, Avrupa polisi Europol, Avrupa merkez ve yatırım bankaları ve Avrupa Ordusu için de birkaç dil bilen murakıplar, yargıçlar, bankacılar, subaylar ve polisler gerekecek.

