Kaydet
a- | +A

Avrupalı meslektaşlarıyla birlikte Avrupa Parlamentosu''nda temaslarda bulunan TÜSİAD Avrupa Temsilcisi Bahadır Kaleağası, Avrupalı milletvekillerinin Türkiye''ye sempatiyle baktıklarını belirterek, AP''nin ihmâl edilmemesi gerektiğini söyledi.

Avrupa Birliği genişleme sürecinde son sözü söyleme ve bu sürecin bütçesini onaylama yetkisine sahip Avrupa Parlamentosu üyesi milletvekilleri, Türkiye''ye yönelik malî yardımlar ve Türk Silahlı Kuvvetleri''nin Kuzey Irak''ta son olarak yaptığı öne sürülen sınır ötesi operasyonla ilgili bir dizi karar aldı.

Kürt sorununa siyasi çözüm bulunmadan, istikrarın sağlanamayacağına dikkat çeken milletvekilleri, bölgenin ekonomik, sosyal kalkınması için barış ve istikrarın zorunlu olduğunu hatırlatarak, "Türkiye hukuk devleti ilkelerine uymadan, insan haklarını Avrupa standartlarına yükseltmeden ve uluslararası hukukun gereklerini yerine getirmeden üyelik müzakerelerine oturulmasına izin vermemizi beklemeyin" uyarısında bulundu.

AP''ye üye milletvekillerini sivil toplum örgütü olarak etkilemeye çalışan TÜSİAD ise, Avrupa iş çevrelerini de yanına almaya çalışıyor. Avrupa özel sektörünün çatı örgütü UNICE, bu hafta Strasbourg''da Avrupalı siyasi liderleri ziyarete gittiğinde heyete TÜSİAD Avrupa Temsilcisi Bahadir Kaleağası''nı da aldı. Kaleağası ile Avrupalı meslekdaşları, parlamentoda çeşitli temaslarda bulunurken, heyet, kendilerini doğrudan ilgilendiren konulardaki görüşlerini de bildirdi. TÜSİAD Avrupa Temsilcisi, Strasbourg''daki izlenimlerini şu cümlelerle aktardı: "Temaslarım özellikle dört büyük grubun başkanıyla oldu. Bunlar Sosyalist Grup, Avrupa Halkları Partisi, Hıristiyan Demokrat ve Muhafazakâr partilerden oluşan, Liberal Grup ve Yeşiller. Hepsinde aslında Türkiye''ye karşı belli bir rahatlık hissediliyor. Her grup başkanı sözüne ilişkilerin Helsinki''den sonra daha olumlu bir raya girmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek başlıyor. Diğer taraftan da yavaş yavaş biriken olumsuz bir durum var. Bu parlamento zaman zaman Türkiye''ye karşı olur..

Gelişmeler vaadlerde kalıyor Örnek Sosyalist Grup Başkanı Enrique Baron, bir yıl önce Türkiye''ye gittiğinde gördüklerini Avrupa Parlamentosu''na aktarmış, bugünkü eksiklikleri görünce aradaki farktan rahatsızlık duymuş.

Türkiye''de kendisine demokratik reformlar üzerinde yeni plânlar, yeni projeler, yeni vaadlerden bahsedildiğinde etkilenmiş. Döndüğünde de "Türkiye artık çok daha iyi, hızlı gidiyor, çok dinamik" diye konuşmuş aradan geçen zamanda gelişme büyük gelişmeler olmamasından rahatsız olmuş.

Yani sabırsızlık var ve bundan Türkiye karşıtı marjinal lobilere sağlanan hareket alanı oluşmuş. Sanıyorum bunun da yansımaları Avrupa Parlamentosu''nun onayladığı çeşitli metinlerde gözüküyor.

Avrupalı işadamlarından "Türkiye" mesajı Kaleağası, Avrupa özel sektörü, Avrupalı parlamenterlerin liderlerine hangi mesajı verdi? sorusuna ise şu cevabı verdi: "Ortak toplantılarda Türkiye''nin artık adaylığına değil tam üyeliğine verdiği desteğin kesin ve açık ifadesi sağlandı. Yani ''Avrupa özel sektörü Türkiye''nin tam üyeliğini desteklemektedir'' ifadesi çok üzerine basılarak her görüştüğümüz kişiye her görüştüğümüz siyasi lidere iletildi.

Ben de ikili görüşmelerde Türkiye''ye yaklaşımın aşamalı ve pragmatik olması gerektiğini, artık çok önemli büyük hedeflerin büyük etapların aşıldığını, Gümrük Birliği gibi şimdi bundan sonraki müzakerelere geçiş sürecinde Türkiye''ye fazla baskı yapmadan ve sorunların çözümüne katkıda bulunan ve daha derinlemesine deşelenmesine mahal vermeyen bir yaklaşım içinde olmaları gerektiğini söyledim. Gerek siyasi kıstaslar açısından gerek ekonomik konudan ve gerekse malî işbirliğinin hem miktar hem de nitelik açısından yetersizliğini vurguladım.

Temaslar sürmeli Avrupa Parlamentosu''nun ihmâl edilmemesi gerektiğine inananan Kaleağası, Türkiye''ye sempatiyle bakan, destekleyen veya en azından olumsuz bakmayan Avrupalı parlamenterlere yardımcı olacak biçimde davranılması gerektiğini kaydetti. Kaleağası, şöyle devam etti:

"Türkiye artık AB ile birleşme sürecine girdi. Artık Türkiye''ye yaklaşım çok daha farklı. Tam bir üçüncü ülke gibi bakılmıyor.. Dolayısıyla komplo teorilerini bir tarafa birakıp mantıklı ve sağduyulu yaklaşmak gerekir. Parlamentoda şu anda Türkiye''nin üyeliğini destekleyecek çok net bir çoğunluk yok. Ama Türkiye kendi sorunlarını çözdükçe daha da istenen, arzu edilen bir ülke olacaktır."

Mali yardımlardaki engeller TÜSİAD Avrupa Temsilcisi Kaleağası malî yardımların Kürt meselesiyle irtibatlandırılmasını ise şöyle anlatıyor:

"Sadece malî yardımların kullanım kapsamı içinde yeni olgular oluştu. Daha doğrusu zaten mevcut olan bölgesel ve Güneydoğu''nun kalkınmasına yönelik politika ve projelerin desteklenmesi konusundaki ifadeler netlik kazandı. Türkiye''nin AB''ye finanse ettireceği projelerin içinde Güneydoğu''nun kalkınmasına verilecek önem de var. Buradaki unsurları içermeyen malî yardımın kullanımında olumsuz tavırlar olabilir. Yani Parlamento, birçok proje içinde bu yöndeki projelerin olması gerektiğini bildiriyor. Başta Başbakan Bülent Ecevit olmak üzere Türkiye''nin yönetici kadrosu da artık Güneydoğu''nun kalkındırılmasının gerektiğini söylüyor. Bölgelerarası dengesizlik ve farklılığın kaldırılması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Avrupa Parlamentosu da son kararında bir kez daha bu yöndeki ifadelere yer veriyor."

"Azınlık" karmaşası Kaleağası, şöyle devam ediyor: Türkiye içinde harcanacak her para Türkiye''nin yararınadır. Burada kesinlikle çekinilecek bir konu yok. Yalnız, biz parlamentonun kullandığı terminolojide hâlâ AB ile bir sözcük karmaşası yaşıyoruz. Bizim için ''azınlık'' sözcüğü AB''de aynı şeyi ifade etmiyor. AB''de azınlık sözcüğünü kullananların maksadı başka bizim azınlık sözcüğünden anladığımız başka. Bu sözcüğe Türkiye gerçeklerinin, tarihsel yapısı veya bugünkü toplumun etnik yapısına baktığımızda çok daha farklı bir yaklaşım var. Halbuki AB bunu en cömert şekilde kullanabiliyor ve Türkiye''nin de tepkisini çekiyor. Yani rahatsızlık daha çok ifadelerde, içerikte değil.

Cem de görüşecek Avrupa Parlamentosu''ndaki siyasi grupların liderleriyle önemli komisyonların önümüzdeki haftalarda kapısını Dışişleri Bakanı İsmail Cem, İKV Başkanı Meral Gezgin Eriş ve FP Genel Başkanı Recai Kutan da çalacak. Brüksel''de ilişkileri yakından izleyenler TSK da dahil olmak üzere Türkiye''nin yönetiminde söz sahibi olan veya toplumda geniş kitleleri oluşturan kesimlerin de lobi yapma zamanının artık geldiğine inanıyor ve "Bu yeni süreçte her kesim kendi menfaatini en iyi biçimde korumak zorunda. Bunun da yolu Brüksel''den geçiyor" diyor.

Avrupa Parlamentosu''ndaki önemli siyasi grupların yetkilileriyle görüşen Kaleağası, Ankara''daki siyasilerden Türkiye''yi destekleyen milletvekillerine yardımcı olacak yönde davranılması gerektiğini söyledi.