Kaydet
a- | +A

ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komitesi sözde Ermeni soykırım tasarısını kabul etmesi sonrası AB''deki Türkiye karşıtı çevreler sevince boğuldu. Avrupa Parlamentosu''nda da Türkiye raporuna aynı yönde ifadelerin konulması bekleniyor.

AP''de 18 Haziran 1987''de kabul edilen "Ermeni Tavsiye Kararı"nda sözde Ermeni soykırımını Türkiye kabul etmeden AB''ye tam üye olamaz görüşü ortaya konarak ABD''den daha radikal tepki verilmişti.

Fransız Hıristiyan Demokrat Philippe Morillon''un hazırladığı Türkiye raporuna da aynı yönde ifadelerin eklenmesi AP Dışişleri Komisyonu''nda Salı günü görüşülecek. Rapor komisyonda onaylandıktan sonra da Genel Kurul''a sevkedilecek. Sözde Ermeni soykırımıyla ilgili ifadelerin rapora eklenmesi durumunda ABD''den sonra Brüksel-Ankara ilişkileri de gerginleşecek.

Sözkonusu raporun AP''de kabul edilmesiyle yürütme organı Avrupa Komisyonu''nun önü de açılmış olacak ve komisyon Kasım başında açıklayacağı Katılım Ortaklığı Belgesi''nde diplomatik dille Türkiye-Ermenistan ilişkilerine değinecek.

Alman-Yahudi formülü

Doğrudan soykırıma atıfta bulunarak Türkiye ile ilişkileri gerginleştirmek istemeyen AB''nin Genişlemeden Sorumlu Parlamenteri Alman Gunther Verheugen ise, belgeye "Türkiye''nin Avrasya''daki rölü ve konumu AB için önemlidir. Ancak Türkiye bu bölgedeki komşu ülkelerle (Ermenistan) tarihe dayalı husumet nedenlerini ortadan kaldıracak yönde çözüm bulmalıdır" ifadesini koymaya çalışıyor.

Siyasi yorumculara göre bu cümle "Türkiye Ermenistan ile mevcut tarihi sorunlarını (yani soykırım iddialarını) çözüme ulaştırmalı, gerektiğinde soykırımını tanımalı ve Almanya''nın Yahudiler''e yaptığı gibi tazminat ödemeli anlamına geliyor.

AP Genel Kurulu''nun Türkiye raporunda sözde Ermeni soykırımına değinilmesi halinde Avrupa Komisyonu ve hükümetleri daha rahat hareket edecekler ve Türkiye''yi darıltmamak için söylemekten kaçındıkları sözleri AP''ye söyletmiş olacaklar.

Maskeler düşüyor Türkiye''nin 20 yıldır demokrasi ve insan hakları alanlarındaki çabalarına yardımcı olmayan AB, şimdi 250 bin insanı katleden Miloşeviç''in ülkesi Sırbistan''a "demokrasi geri geldi" gerekçesiyle yardımcı olmaya ve bu ülkeyi AB genişleme sürecinde yer alacak imkanlarla donatmaya başlıyor.

Sırplar''a yardım Türkler''e baskı Lüksemburg''ta bugün toplantılara başlayacak AB dışişleri bakanlarının birinci gündem maddesi Sırbistan''daki durum ve yeni yönetimle ilişiklerin yanı sıra bu ülke üzerindeki ambargonun kaldırılması konusu olacak. AB''nin Dış İlişkilerden Sorumlu Yüksek Temsilcisi Javier Solana''nın da bir açıklamasında Yugoslav Federal Cumhuriyeti''ne AB perspektifi verilmesini istemesi, AB''nin kafasındaki düşünceleri de gün ışığına çıkardı.

AB dışişleri bakanları iki ayrı paketten oluşan mali yardımları bu ülkedeki demokrasi, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi için serbest bırakmayı düşünüyor. Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinden sonra şimdi de Yugoslavya''yı kanatları altına alan AB Türkiye''ye ise demokrasi ve insan hakları alanlarında baskı yapıyor, ders vermeye kalkışıyor, son derece cüz''i yardımları da Kürt şartına bağlıyor. AB''nin geliştirmeye çalıştığı Yugoslavya politikası böylece maskeleri düşüren ve Türkiye''ye nasıl çifte standartlı davranıldığını gösteren yeni bir delil teşkil ediyor.

Yıllardır Türkiye''yi AB dışında tutabilmek için her türlü yola başvuran Hıristiyan Demokratlar, kültür ve din farklılığını öne sürerlerken; sosyalistler de Türkiye''deki demokrasi eksikliklerini, insan hakları ihlallerini ve Kürt meselesini kullanıyordu. Komsiyon eski Başkanı Fransız Sosyalist Jacques Delors ile Avrupalı Sosyalistler, Alman eski Şansölyesi Helmut Schmidt''in açıklamalarıyla bir kez daha gerçek yüzlerini gösterdiler.

Hıristiyan da aynı Sosyalist de Schmidt "coğrafyadan kaynaklanan siyasi nedenler hariç Türkiye''nin AB üyeliği konusunda bir dizi kültürel farklılıkların da önemi vardır" diyerek bir taraftan kendi sosyalist felsefesine ters düşerken diğer taraftan da Hıristiyan demokratlara açık destek veriyor. Bu da AP''nin Yunan asıllı Alman sosyalist parlamenter Jannis Sakaleriou''nun şu sözlerini teyit ediyor: "Sosyalist grupta kapalı kapılar ardında konuşulanlar farklı. Dışarıya demokrasi ve insan hakları dayatmasında bulunan meslekdaşların içeride Türkiye''nin din ve kültür farklılıklarını öne sürüp üye olamayacağını söylüyorlar."