Kaydet
a- | +A

Strasbourg Zirvesi''ne sivil toplum örgütleri de katılarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi''nin 14. maddesinin yeniden düzenlenmesini önerecek.

Tatil sonrasında Avrupa''yı son derece yüklü bir gündem bekliyor. Gündem maddelerinin herbiri günümüzün şartlarına ve geleceğin dünyasına uygun biçimde yeniden inşa edilen "Avrupa evi"nin adeta bir tuğlası gibi.. Avrupa Birliği sonbaharda bir taraftan ortak göç politikasını şekillendirmeye çalışacak, diğer taraftan da "ırkçılık belâsı"na karşı mücadelede ne kadar kararlı ve samimi olduğunu gösterecek.

Avrupa Birliği''ni Ekim''de zorlu bir sınav bekliyor. Ancak bu sınavın sadece Avrupa Birliği için düzenleneceği söylenemez. Aralarında Türkiye''nin de yer aldığı aday ülkeler, Avrupa Konseyi''nin 44 üyesi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilâtı''nın birlik ve konsey üyesi olmayan devletleri, Azerbaycan ve Ermenistan gibi Strasbourg kapısını çalan ülkeler kendilerine verilen imtihan sorularını başarıyla cevaplamak için ter dökecek.

Evin önü süpürülecek Avrupa Konseyi''nin 11-13 Ekim tarihleri arasında Strasbourg''da düzenleyeceği konferans ırkçılığa karşı Dünya Konferansı''na hazırlık özelliğini taşıyacak. Güney Afrika Cumhuriyeti''nin İohannesburg kentinde 2001''in Ağustos ayında yapılacak Dünya Konferansı''na gitmeden önce Avrupa iğneyi kendisine batıracak ve evinin önünü süpürecek. Johannesburg''da ırkçı devlet veya rejimleri parmakla göstermeye kalktığında, karşı tarafa "ama sizde de şunlar oluyor" dedirtmemek için de tedbirini alacak.

Toplantıda, Avrupa Birliği ülkelerinin çıkıp da "Bizim topraklarımızda ırkçılık yapılmaz, herkes eşittir, huzur içinde yaşar" demeleri beklenmezken; renginden, cinsinden, ırkından bağlı olduğu sosyal sınıfından dolayı ayrımcılığa uğrayan, insan gibi yaşaması için gerekli imkânlardan yoksun kılınan insanların durumlarını düzeltmek için yapılabilecekler görüşülecek.

Strasbourg Zirvesi''nde sivil toplum örgütleri de görüş ve teklifleriyle katkıda bulunacak. Sivil toplum örgütleri, ırkçılığın "insan hakları ihlâli" olarak kabul edilmesini isteyecek ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi''nin 14. maddesinin yeniden düzenlenmesini önerecek. Irkçılığın her çeşidiyle etnik ayrımcılığın günümüzün dünyasında en vahim insan haklari ihlâllerinden biri olduğunun belirtilmesini ve bu suçu işleyenlerin adalet önünde cezalandırılmalarını isteyecek.

500 kişi katılacak 500 kişinin katılacağı bildirilen konferansta tek-tük Avrupa Birliği ülkesi dışında suç sayılmıyan ırkçılıkla mücadelenin kanun ve mevzuatlara oturtulması görüşülecek. Irkçılığın yok edilebilmesi için küçük yaşta eğitim, bilinçlendirme ve kamu oylarını duyarlaştırma ve halkı doğru bilgilendirme konuları konuşulacak.

Irkçılığa karşı Avrupa Zirvesi bitiminde ortak bir deklarasyon yayımlanacak. Bu ırkçılıkla mücadele alanında avrupa için bir nevi yol haritası sayılacak. Günlük yaşamında ırkçi ve ayrımcı muameleye uğrayanlar açısından da koruyucu zırh olacak.

Avrupa Birliği nüfusu yabancılara emanet Eurostat''ın açıklaması, Almanya''da başta Türkler olmak üzere göçmen toplumlara yönelik ırkçı saldırıların tırmanışa geçtiği zamana tesadüf ediyor. Mesaj niteliği taşıyan açıklamada genç nüfusa ihtiyaç duyulduğu bir dönemde özellikle Almanya''daki açığın yabancılarla kapatılabildiği rakamlarla gözler önüne seriliyor. AB İstatistik Dairesi''nin son verilerine göre, kıtanın yaşlanan batı kesiminde nüfus 1999''da sadece yüzde 1.3 oranında artış kaydederken, 1 Ocak 2000 itibariyle 15 AB ülkesinde 376 milyon insan yaşıyor.

Verilere göre, son bir yılda çoğunluğunu yabancıların oluşturduğu 4 milyon doğum oldu. 3 milyon 727 bin kişi öldü. Böylece Avrupa nüfusunun doğal artışı sadece 277 bin gibi düşük bir seviyede kaldı. Ancak 711 bin kişilik dış göç katkısıyla AB''nin nüfus artışı bir milyona yaklaştı.

Doğumların, ölümlere kıyasla en yüksek olduğu ülke ise ırkçıların diş göstermeye başladıkları Almanya. Yine bir yıl içinde 205 bin kişiyle en fazla göçmenin ayak bastığı ülkenin nüfusu 1999''da 127 bin kişilik artış kaydetti. Aynı benzerlik İtalya''da da görülüyor. Bu ülkenin nüfusu dış göç katkısıyla geçen yıl sadece 67 bin kişilik yükselme gösteriyor.

En yüksek doğumun meydana geldiği Almanya, Fransa ve İngiltere 700 bin sınırını aşıyor. AB''ye aday ülkeler grubunda genç nüfus artışıyla ilk sırada Türkiye yer alıyor. Yunanistan ise nüfusu gerileyen ülkeler arasında bulunuyor.

Yaşlanan Avrupa''ya kim bakacak Nüfus bilimiyle uğraşanların ve ekonomistlerin en fazla cevap aradıkları soru ise; "yaşlanan Avrupa''ya kim bakacak?" AB''nin ekonomik gelişmesine ayak uyduracak nüfus yapısı gerektiğini kimse inkâr etmiyor. Ancak uzmanlara göre, evlilik oranındaki yavaş artış, çiftlerin güvenli gelecek konusunda mütereddit davranmaları ve çocuk yetiştirmenin pahalıya malolması Avrupalı''nın çocuk yapmasını frenliyor. AB''de yaşayan yabancılar bile artık fazla çocuk yapmıyor. Doğumların en fazla yabancı toplumlarda görülmesine rağmen genç nüfus açığını kapatmada yeterli olmadığı belirtiliyor.

Türk''ün ekmeği Avrupalı''nın ağzında olacak Yurt dışında bulunan Türkler''in, Türkiye''nin büyük bir serveti olduğunu belirten NATO''daki daimi temsilcimiz Büyükelçi Onur Öymen yol göstererek, Napolyon''un "para, para, para" sözlerine benzer biçimde "eğitim, eğitim, eğitim" diyor.

Avrupalı Türk''ün ekmeği aslanın ağzında değil, 2050''ye kadar üçüncü ülkelerden "ithal edilecek" yabancıların ağzında olacak. Türkler kendilerini günümüzün dünyasının şartlarına uygun biçimde yetiştirmezler, geleceğe yatırım yapmazlarsa, sadece işlerini kaptırmakla kalmayıp kendilerini Avrupa''nın "parya toplumu" olarak kalmaya mahkum edecekler.

Avrupa''daki Türkler elbette 40 yıl öncesinin "misafir işçileri" değiller. Bugün Belçika''daki temizlik işi şirketlerini Türkler yönetiyor ve işçi olarak da yabancı çalıştırıyorlar. Almanya''da iş sahibi olan Türkler''in sayısı artıyor. Ulusal meclislerde veya Avrupa Parlamentosu''nda Türk asıllı milletvekilleri boy gösteriyor..

Eğitim şart Türkiye''nin NATO''daki daimi temsilcisi Büyükelçi Onur Öymen ise, yılların birikim ve tecrübesiyle yurt dışındaki Türkler''e yol göstererek, Napolyon''un "para, para, para" sözlerine benzer biçimde "eğitim, eğitim, eğitim" diyor.

"Yurt dışında sayıları her geçen gün artan Türkler, Türkiye''nin büyük bir servetidir" diyen Öymen şöyle devam ediyor: "Onlar Türk ekonomisine çok şey kazandırdı. Ama en büyük katkıları tasarruflarını Türkiye''ye göndermeleri değildir. Yüzbinlerce çocuğumuzu, gencimizi batılı ülkelerde yetiştirerek sağlamış oldukları bilgi birikimidir. Türkiyemizin en büyük kazançlarından biri budur.. Türkiye''den başka hiçbir ülke yok ki, yurt dışında yaklaşık 700 bin çocuğuna eğitim imkânı sağlasın. 700 bin Türk çocuğunun gelişmiş ülkelerde eğitim görüyor olması Türkiye''nin geleceği açısından muazzam bir potansiyel oluşturmaktadır. Bunlardan 30 binden fazlası üniversite öğrencisi. Üstelik mezun olduklarında Türkiye''de iş arıyorlar veya Türkiye ile irtibat halinde olan kuruluşlarda görev yapıyorlar."

Türk çocukları başarılı Bu vatandaşların sorunlarının çözümü Türkiye''nin sorumluluğu altında olduğunu kaydeden Öymen şunları söylüyor: "Türk çocuklarının eğitiminde çok başarılı projeler var.. Avrupa''daki Türkler derken ufkumuzu sadece sorunlarla sınırlı tutmamamız lâzım. Bugün 3.5 milyon Türk varsa her birinin bir sorunu bulunuyorsa ''benim 3.5 milyon sorunum var'' ama her birinin bir umudu varsa ''3.5 milyon umudum var'' demek lâzım. Bu umutların teker teker yeşerdiğini, gerçekleştiğini görmek büyük mutluluk verecektir." Öymen yılların tecrübesine ve geleceğe yönelik vizyona sahip bir yetkili olarak Avrupa''daki ve diğer yabancı ülkelerdeki Türkler''e başarının yolunu açacak üç anahtarı "kapıyı açacak birinci anahtar eğitimdir. Kilidin ikinci anahtarı eğitimdir. Son anahtar yine eğitimdir" sözleriyle gösteriyor.