Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, Brüksel''de Hıristiyan Demokratların maskesini düşürdü. AB kurumlarında temaslarda bulunan Başbakan Yardımcısı Yılmaz, CSU''nun siyasi vakfı "Hanns Seidel Stiftung" tarafından düzenlenen konferansa da katıldı. Almanlar''ın, "Türkiye''nin Avrupa Birliği''ne uzanan zor yolu" adını taktıkları konferansta, CSU''lu milletvekilleri, Türkiye''nin üyeliği konusunda bahaneler yağdırdı. Din ve kültür farklılığından, nüfusunun çokluğuna kadar uzanan bir dizi engelleme karşısında, Mesut Yılmaz ve AB Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Vural, Avrupa Komisyonu''nun Türkiye Masası Şefi Alain Servantie''nin de desteğiyle Alman tutucuların maskesini düşüren konuşmalar yaptılar. "Üyelik karşılığında dinimizi değiştirmemizi mi istiyorsunuz?" sorusunu sordular. Vakıf Başkanı A. Schmidt, CSU''nun dış politika sözcüsü Christian Schmidt, grup başkan yardımcısı Michael Glos, Türkiye Dostluk Grubu başkanı Werner Langen, Yılmaz ve Vural''ın üzerine gittikleri an, her eleştiri ve bahaneye karşı cevapla karşılaşınca şaşkınlığa uğradılar. "Biz sizlerin dostuyuz. Söylediklerimizi, dost sözü olarak lütfen kabul edin" demek zorunda kaldılar.
Mutlaka üye olacağız Türkiye''nin AB Genel Sekreteri Büyükelçi Vural da şöyle konuştu: "Yıllarca, ''siz değerli bir müttefikimizsiniz, dostumuzsunuz ve Avrupa ortağısınız'' dediniz, durdunuz. Şimdi CSU aniden kalkmış, Türkiye''nin siyasi ve coğrafi kimliğini tartışmaya açıyor. Sizin görmek istediğiniz dünya, günümüzün dünyası değil. Gerilerde kalmayın, ayak uydurmaya ve kendinizi uyarlamaya bakın. Eğer Avrupa, ABD gibi bir dünya gücü olmak istiyorsa, ABD''den çok dinli ve kültürlü bir yapılanma konusunda örnek almalı. Türkiye kendi değerleriyle, kültürüyle, diniyle siz isteseniz de istemeseniz de AB''ye mutlaka üye olacaktır." Katılma Ortaklığı Belgesi''nin (KOB) hazırlığını sürdüren ekibin şefi ve Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Müdürü Fransız diplomat Alain Servantie de Alman CSU-CDU parlamenterlere karşı sert konuştu. Servantie şunları kaydetti: "Hiç kuşkusuz, Türkiye AB''nin üyesidir. AB anayasasında veya mevzuatında din ve kültür farklılığından dolayı üye olunamaz diye bir kayıt bulunduğunu hatırlamıyorum. Üstelik bir çok üye ülkemizde, İslam''ın ikinci resmi din olduğu da unutulmamalı. Türkiye''nin nüfusunun çokluğunu ve serbest dolaşım sonucu, Türklerin Avrupa''ya akın yapacağını iddia ediyorsunuz. Bu da hatalı bir argüman. Türkiye nüfusunu kontrol altına aldı ve üstelik Türkiye de göç ülkesi haline geldi. Bırakın işçi ihraç etmeyi, ithal etmeye başladı. Evet, Türkiye Kopenhag kriterlerini belki henüz doldurmuş değil ama bu doldurmayacağı anlamına da gelmez."
Ermeni meselesi gündemdeydi ABD''nin hatalı davranıştan geri döndüğü günün sabahı, Yılmaz''ın Gunther Verheugen ile yaptığı görüşmede Ermeni meselesi de açıldı. Yılmaz "Bu tasarının gelmesi yanlıştı, çekilmesi doğru oldu dedim. Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu''nda bunun ilave edilmesi, sonra da geri çekilmesi olayını da Verheugen ile yemekte konuştuk. O çerçevede biraz bilgi verdim kendisine. Bu olayla ilgili benzer durumla genel kurul oylaması sırasında karşılaşmayalım dedim. O da bana buna ihtimal vermediğini söyledi" dedi. Verheugen''in, yemek sırasında yıllar önce İsfahan''a yaptığı bir geziyi de Yılmaz''a anlattığı, "5-6 yaşındaki çocukların beyni yıkanıyor. Türkler''e karşı eğitim yapıyorlar, düşmanca yetiştiriyorlar. Bu nasıl anlayış" diye konuştuğu öğrenildi.
Arkadaşımız Vakur Kaya, Yılmaz''ın Brüksel temaslarını adım adım izledi. Sonuçları ağır olur Yılmaz, Alman Hıristiyan Demokratların konferansında şu mesajları verdi: * Türkiye tercihini yapmıştır. AB üyesi olmaya iradesi ve kapasitesi mevcuttur. * Almanya''nın, Türkiye ile ilişkilerde ne derece önemli rol oynadığı bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Lüksemburg''da üyeliğimizi Hıristiyan Demokratların bulunduğu Alman hükümeti engelledi. Helsinki''de ise yeşil-sol Alman koalisyonu bize üyelik perspektifi açtı. * Bize sun''i gerekçeler icat etmeyin. Şu ana kadar tek argüman olarak "din ve kültür farklılığı" dile getirildi. Ben bunu şu şekilde algılıyorum: Türkiye, Hıristiyan Klübü Avrupa''ya üye olamaz. Tartışılması gereken asıl konu budur. * "Özel ilişki istiyoruz, Türkiye''nin üyeliğini istemiyoruz" diyorsunuz. Bu özel ilişkiden ne anladığınızı açıkça söyleyin. * Çocuklarımızın geleceğini mi karartmak istiyorsunuz? * Bize peşin hükümlü davranarak kapıyı kapatmaya kalkışmayın. Bunun sonuçları herkes için ağır olur. * Biz AB''nin kıyısında, köşesinde bir ülke olmak istemiyoruz. * Alman yeşil-sol hükümetini utandırmayacak ve pişman etmeyecek şekilde davranacağız. Bizden istenenleri yerine getireceğiz.
Ailenin bir ferdiyiz Başbakan Mesut Yılmaz''ın heyetinde bulunan, eski bakanlardan Bülent Akarcalı, Brüksel''deki görüşmeleri gazetemize değerlendirdi. Temasların çok başarılı olduğunu söyleyen Akarcalı, "Bunu diplomatik bir dil olarak söylemiyorum. Düne kadar, buraya geldiğimizde, karşılıklı çatışma ortamı içinde geliyorduk. Taraflar halinde geliyorduk. Onlar bir taraf biz bir tarafız diye. Bu sefer biz ailenin bir ferdi olmayı karşı tarafın da kabul ettiği insanlar olarak burada ağırlandık. Artık karşı taraf değiliz. Tarafın içindeyiz. Türkiye''nin bir yabancı olarak addedilme olayının çok net biçimde bittiğini gördük burada. Tarafların resmen bir evliliği kabul edip, bunun sözünü kesip, resmî nişan törenine hazırlanma öncesi ilişkiler gibi. Artık taraflar birbirinin evinde gayet meşru bir şekilde laf olur demeden gidip gelebiliyorlar" dedi. AB ile ilişkilerin patronluğunu yapacak olan ekibin üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de, 8 Kasım''da Avrupa tarafının açıklayacağı "Türkiye için yol haritası" oldu. Akarcalı''ya göre, Türkiye''nin beklentilerine ters düşecek bir katılım ortaklığı belgesi sunulması beklenmiyor.
Türkiye kararlı Akarcalı''nın edindiği bir başka izlenim, Avrupa''nın artık karşısında üyelik için toplumun tüm kesimleriyle kararlı bir Türkiye bulunduğunu anlamış olması. Bugün Türkiye''de elde edilen başarı, aslında herkesin başarısı ve bu başarıda muhalefet partilerinin de katkısı çok yüksek. Türkiye, Gümrük Birliği anlaşmasını ne pahasına olursa olsun imzaladı. İş adamlarının vize hakkını bile istemedi. Mâlî yükü çekti. Türkiye şimdi de Avrupa Birliği ile evlilikte düğün masraflarını da mı kendisi karşılamaya hazırlanıyor. Akarcalı''ya göre karşılığında gelecek çeyiz önemli. Akarcalı, şunları kaydetti: "Eğer bu evlilik o geçmiş yılda olsaydı, 1980''lerde çok iyi çeyiz vardi. Şimdi çeyiz az. Düğün masrafının dışında çeyiz önemlidir. Türkiye''nin geleceğe yönelik olarak kendini geliştirebileceği çok büyük bir sosyal, siyasi, ticari yaşam sahası elde etmesini sağlayacaktır. Türkiye''nin büyümesi için buna ihtiyacı var. Avrupa''nın ebadı, çapı bize çok daha uygun. Bir de çeşitliliği daha uygun. Türkiye''nin yaşam sahası, ileriye yönelik büyüme sahası olarak bakıyorum. Bizim bu çeşitlilikte büyüyeceğimizi geçmişte ispat etmişiz. Türk tarihinin hiç bir döneminde kendi kendine kapalı kalarak büyüme yok. Hep başka uygarlıklarla, hep başka kültürlerle karışarak büyüme var. Bizim yapımız bu. 8 Kasım''dan sonra Türkiye''de çok ciddi tartışmalar başlayacak."

