Kaydet
a- | +A

Resûlullah Efendimiz: "Size iki şey bırakıyorum: Birisi Kitâbullah, ikincisi ise Ehl-i beytimdir."

Ali bin Sâlih hazretleri Tebe-i tâbiînden büyük bir hadîs âlimidir. Doğum târihi bilinmemektedir. Kûfelidir. 151 (m. 768) târihinde vefât etti. Naklettiğ hadis-i şeriflerden bazıları:

Abdullah ibni Abbâs’tan “radıyallahü anhümâ” rivâyet edilmiştir:

Resûlullah Efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” bir gün beni mübârek sînelerine bastı. Buyurdu ki: (Yâ Rabbî! Buna hikmeti öğret!) ve bir rivâyette (Kitâbı öğret!) buyurdu.

Yine Abdullah ibni Abbâs’tan rivâyet edilmiştir. Resûlullah Efendimiz helâya gitmişti. Ben abdest suyunu hazırladım. Buyurdular ki, bu suyu kim hazır etti. Cevap verdiler ki, Abdullah ibni Abbâs hazırladı. Buyurdular ki: (Yâ Rabbî! Onu dinde fakîh yap!)

Üsâme bin Zeyd “radıyallahü anh” rivâyet etmiştir: Resûlullah Efendimiz beni kucağına alırdı ve Hasen’i “radıyallahü anh” da kucağına alırdı. Buyururdu ki: (Yâ Rabbî! Bu ikisini sev, ben bunları seviyorum.)

Yine Üsâme’den “radıyallahü anh” rivâyet edilmiştir: Resûlullah Efendimiz beni bir dizi üzerine oturttu. Hasen’i de diğer dizi üzerine oturttu. Sonra ikimizi bir yere getirdi ve buyurdu ki: (Yâ Rabbî, bu ikisine merhamet et! Ben bunlara merhamet ediyorum!)

Câbir’den “radıyallahü anh” rivâyet olunmuşdur: Resûlullah Efendimizi arefe günü hacda gördüm. Kusvâ adlı devesi üzerinde hutbe okudu. (Ey insanlar! Size, onlara yapışıp, dalâlete düşmemeniz için, Allahü teâlânın kitâbını ve ıtrem Ehl-i beytimi bıraktım) buyurduğunu işittim.

Zeyd bin Erkam “radıyallahü anh” rivâyet eder. Resûlullah Efendimiz buyurdular ki: (Muhakkak ben size, eğer benden sonra onlara tutunursanız, iki şey bırakıyorum. Birisi, diğerine nazaran daha büyüktür. Bu Kitâbullahtır ki, gökten yere kadar uzanan iptir. İkincisi, ıtrem olan Ehl-i beytimdir. Aslâ birbirlerinden ayrılmazlar. Tâ ki benim havzıma ulaşırlar. Siz de, o ikisinden yana ne yol ile halef olursunuz nazar ediniz.)

Yine Zeyd bin Erkam “radıyallahü teâlâ anh” rivâyet eder: Resûlullah Efendimiz, Alî, Fâtıma, Hasen ve Hüseyn “radıyallahü anhüm” için buyurdular ki: (Onlarla muhârebe edenler ile ben harbdeyim. Onları selâmette bırakana, ben de selâmetteyim!) [Burada harb adâlet manasınadır. Selâmet de sulh manasınadır. Burada mübâlağalı manada kullanılmaktadır.]

Vehbi Tülek'in önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.