Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Karadeniz’de bilindik taktikler!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Küresel siyasetin fay hatları Avrasya coğrafyasında yeniden şekilleniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bişkek’teki Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’ne katılarak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelmesi, Ankara’nın uzun süredir titizlikle yürüttüğü "denge politikasının" en stratejik ve hayati aşamalarından biridir.

Türkiye, bir yandan NATO’nun en kritik askerî sütunlarından biri olarak kalırken, diğer yandan hızla değişen dünyada Şanghay ekseniyle ilişkilerini derinleştiriyor. Bu durum Batı’da "eksen kayması" diye yorumlansa da gerçekte Türkiye’nin bekasını korumayı amaçlayan çok katmanlı bir "stratejik otonomi" modelidir. Türkiye ne Batı’dan kopabilecek ne de Doğu’yu karşısına alabilecek bir coğrafyadadır.

Türkiye’nin başarıyla yürüttüğü bu proaktif denge politikası, Karadeniz’in hırçın sularında tehlikeli bir viraja girmiş bulunuyor. Karadeniz’de ticaret gemilerimize yönelik İHA/SİHA saldırıları, Ankara’nın bu sabırlı ve dengeli politikasını doğrudan sabote etmeyi hedefliyor! Bilindiği üzere Samsun’dan Rusya’nın Tuapse limanına giden Türk işletmeli "Lider Bordo Mavi" kargo gemisi, Ukrayna’ya ait insansız deniz araçları tarafından vurulmuştu. İşin en vahimi de bu hasarlı gemiyi kurtarmak amacıyla bölgeye gönderilen "Lider Kocatepe" gemisinin de ertesi gün Ukrayna tarafından hedef alınması olmuştu. Ukrayna’nın, ‘bir meydan okuma’ gösterisi yaptığı çok açıktı!

Türk vatandaşlarının yaralandığı bu saldırılar, basit bir "savaş kazası" olarak asla geçiştirilemezdi! Ankara, bu açık ve kirli provokasyon karşısında Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Neriman Celal’i Dışişleri Bakanlığına çağırarak haklı olarak sert bir nota verdi.

Ukrayna’nın sivil veya ticari olsun Türk gemilerini hedef almasının arkasında çok kirli bir jeopolitik hesap yatıyor. Kiev yönetimi, Karadeniz’i tamamen bir kaos bölgesi ilan etmenin ve Rus limanlarının ticaretini sıfırlamanın tezgâhı içinde. Ancak bir diğer niyetin de Türkiye’yi doğrudan saf seçmeye zorlama taktiği olduğunu belirtelim. Ukrayna’nın ipini elinde tutanlar, Türkiye ve Rusya’nın ekonomik bağlarını koparmaya ve Türkiye’yi askerî anlamda savaş ortamının tarafı hâline getirmeye çalışıyor!

Karadeniz’de bugün yaşanan "Türk gemilerinin vurulması" krizi ile 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na çekilmesi süreci "taktiksel aktörler" değişse de "stratejik amaç" bakımından ikiz krizlerdir. Dolayısıyla Türkiye, bugün bire bir aynı tarihsel mantık, aynı jeopolitik satranç oyunu ve aynı stratejik tuzak ile karşı karşıya!

Türkiye, haklı Ukrayna davasına toprak bütünlüğü zemininde destek veriyor diye, kendi sivil vatandaşlarının can güvenliğini ve ekonomik çıkarlarını feda edecek bir devlet değildir.

Ukrayna'nın Karadeniz havzasındaki askerî hırçınlığı, Ankara'nın çok boyutlu bölgesel denklemini yapısal bir testten geçiriyor. Kiev'in hamleleri, sadece Rusya'nın ikmal hatlarını kesme arayışı değil hiç kuşkusuz. Türkiye ile Rusya arasındaki enerji, ticaret ve Tahıl Koridoru odaklı diyalog mekanizmalarını felç etme girişimi olarak da değerlendirilebilir.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gündeme getirdiği "Karadeniz Moratoryumu" tam da bu tıkanıklığı aşmayı hedefleyen makro stratejilerden biridir. Montrö Sözleşmesi uyarınca Karadeniz'de mutlak hâkimiyet Türkiye'dedir. Türkiye, sivil seyrüsefer güvenliği sağlanana kadar Ukrayna limanlarına giden veya oradan gelen Ukrayna bağlantılı ticari gemilerin Boğaz geçiş süreçlerini bürokratik veya güvenlik gerekçeleriyle yavaşlatma, denetimleri sıkılaştırma ve hatta engelleme dâhil her türlü tedbiri, her türlü seçeneği yeri geldiğinde sonuna kadar kullanma kabiliyeti olan bir devlettir.

Hasılı, Türk devlet aklı ve askerî hafızası bu tarihsel tuzağın farkındadır. Türkiye, 112 yıl sonra Karadeniz üzerinden kurulmaya çalışılan aynı tezgâhı, bu kez "sert diplomatik akıl" ile bozma kudretinde olan bir devlet.

Türkiye, üstlendiği ara bulucu kimliğini korumakla birlikte Ukrayna’nın bu agresif hamlelerine karşı da bir bölgesel güç olduğunu, gerektiğinde sert güç enstrümanlarını devreye sokabileceğini Ukrayna’ya yeri geldiğinde mutlaka hatırlatacaktır.

Şımarık Ukrayna net olarak bilmelidir ki Karadeniz hiçbir ülkenin operasyon sahası değildir! Ve yine unutmamalıdır ki Türkiye, Karadeniz'deki barışın, istikrarın ve ticari seyrüseferin tek gerçek hâkimi ve koruyucusudur.

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.