Ukrayna’dan Ahlat ilçesine gelen Ahıska Türklerinin acı tarihini ne kadar biliyoruz?
Bir sürgün tarihi yazılsa Ahıska Türkleri en ön sırada anlatılırdı. Ahıska Türklerinin tarihi, coğrafi sınırları aşan ve bitmek bilmeyen bir sürgünler silsilesidir zira. Bu trajedinin ilk perdesi, 14 Kasım 1944’te Stalin rejimi tarafından Gürcistan’ın Ahıska bölgesinden Rusya’nın ve Türkistan’ın içlerine sürülmeleriyle açıldı. Bir gecede hayvan vagonlarına doldurulan yüz binlerce soydaşımız, bu ilk sürgünde nüfuslarının neredeyse yarısını yollarda kaybetti.
Lakin Ahıska Türkleri için Türkistan toprakları bir son durak olmayacak, yarım asır sonra çok kanlı ve organize bir etnik şiddet dalgasıyla hafızalarında silinmez bir yara daha açılacaktı: Fergana Olayları!
1944 sürgününün ardından Özbekistan’ın Fergana Vadisi’ne yerleşen ve çalışkanlıklarıyla kısa sürede toprağa tutunan Ahıska Türkleri, 1980’lerin sonuna gelindiğinde Sovyetler Birliği’nin dağılma süreci gerilimlerinin tam ortasında kaldı. 1989 yılının mayıs ve haziran aylarında Fergana Vadisi'nde ortaya çıkan şiddet ve gerilim, basit bir etnik sürtüşme gibi yansıtılmak istense de gerçekte SSCB’nin derin KGB istihbarat oyunlarından başka bir şey değildi!
Sovyet ekonomisinin çöküşüyle bölgede baş gösteren işsizlik, toprak ve su kıtlığı, yerel Özbek nüfus ile göçmen durumundaki Ahıska Türkleri arasında el altından bir gerilim malzemesi hâline getirildi.
Olayları tetikleyen ilk kıvılcım, Fergana pazarında bir Ahıska Türkü ile Özbek satıcı arasında "bir tabak çileğin fiyatı" üzerine çıkan oldukça sıradan bir tartışmaydı. Ancak bu tartışma, kimliği belirsiz organize gruplar tarafından anında büyük bir etnik provokasyona dönüştürüldü. 3 Haziran 1989’da önceden hazırlanmış listelerle hareket eden gözü dönmüş gruplar, Ahıska Türklerinin yaşadığı köyleri bastı.
Günlerce süren katliam boyunca Ahıska Türklerinin evleri kundaklandı, kadınlar, yaşlılar ve çocuklar vahşice katledildi. Dönemin Sovyet istihbaratı KGB ve askerî birlikleri Kızıl Ordu, olayları engellemek yerine günlerce müdahale etmedi! Âdeta bu katliama göz yumdu ve arka planda olayları kışkırtıp tetikledi. Resmî rakamlar ölü sayısını 100 civarında gösterdi! Oysa bağımsız kaynaklar yüzlerce masum Ahıskalının hunharca öldürüldüğünü söylüyordu!
Bu olaylardan sonra can ve mal güvenliği kalmayan 20 bine yakın Ahıska Türkü, Sovyet ordusu tarafından alelacele askerî kamplara toplandı ve trenlerle Rusya’nın iç kesimlerine nakledildi.
Bu göç, Ahıska Türkleri için yurt bildikleri topraklardan koparıldıkları ikinci büyük sürgün oldu. Bu kanlı vahşetin ardından Özbekistan’ı tamamen terk etmek zorunda kalan 100 bine yakın Ahıskalının bir kısmı Rusya’nın Krasnodar bölgesine, bir kısmı Azerbaycan’a, önemli bir bölümü ise tarım işçiliği yaparak yeniden hayata tutunabilecekleri Ukrayna’nın güney bölgelerine Herson, Nikolayev, Donbas şehirlerine sığındı...
Ukrayna'da kendilerine köyler kuran, toprak kiralayarak tarımda büyük başarılar elde eden Ahıska Türkleri, yeniden huzuru bulduklarını düşünürken, Rusya ve Ukrayna savaşıyla birlikte acı ve tehlike Ahıska Türklerinin kapısını üçüncü kez çaldı! Bombaların gölgesinde, çatışma hatlarının tam ortasında kalan soydaşlarımız için kara günler yeniden başladı…
Evleri yıkılan, sığınaklarda mahsur kalan Ahıskalıların çığlığına Türkiye Cumhuriyeti sessiz kalmadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı ve Hariciyemizin sıkı koordinasyonlarıyla savaş bölgesinden 3.500'den fazla Ahıska Türkü soydaşımız, kurulan yeşil koridorlarla, ateş hattından sağ salim çıkarılıp Türkiye’ye tahliye edildi.
İlk etapta Elâzığ'daki geçici barınma merkezlerinde misafir edilen ve yaraları sarılan aileler için kalıcı bir iskân politikası devreye sokuldu. Ve 1071 Malazgirt Zaferi kutlamalarının arifesinde, Türk-İslam tarihinin Anadolu'daki kadim kapısı olan Bitlis'in Ahlat ilçesinde TOKİ tarafından inşa edilen 371 kalıcı konut, kura çekimleri ile Ukrayna'dan gelen Ahıska Türklerine teslim edildi.
Toplamda 1.262 soydaşımız Ahlat’taki yeni yuvalarına yerleşti. Büyük Türk Milleti, 1944'te Ahıska'da başlayan, 1989'da Fergana'da kanla bölünen ve 2022'de Ukrayna'da bomba sesleriyle sarsılan 82 yıllık sürgün ve vatansızlık trajedisine ay-yıldızlı bayrağın altında sonsuza kadar nokta koymuş oldu...
Ahıska Türkleri, verilen Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartları ile mülteci statüsünden çıkarılıp öz vatanlarının özbeöz vatandaşı yapıldı. Allah, geride kalanlara da aziz vatana kavuşmayı nasip etsin inşallah.
Türkiye Cumhuriyeti işte bu nedenle büyüktür. Dünyaya sığmayan mazlumlar, sadece Türkiye’ye sığabilir! Bu yüce Allah’ın büyük bir lütfu ve keremidir. Allah bu aziz vatanı daim ve kaim eyleye...

