Tarihsel olarak Türk dünyasını coğrafi anlamda bölen Zengezur bölgesi, bugün küresel ticaretin, dijital altyapının ulaştığı en kritik kesişim noktası hâline geldi.
Ağustos 2025 Washington Barış Deklarasyonu sonrası Ermenistan topraklarındaki 42 kilometrelik stratejik geçişin ABD güvencesine verilmesiyle Batı literatüründe, "Trump Rotası" (TRIPP) olarak adlandırılan bu koridor, sadece bölgesel değil, küresel bir satranç tahtasına da dönüştü. Bu bağlamda projenin vadettiği devasa ekonomik potansiyel, içinde barındırdığı derin jeopolitik riskler ve tehditlerle birlikte büyüyor!
Koridorun en büyük varlık gerekçesi, Hazar geçişli Doğu-Batı ticaretini (Turan Koridorunu) kesintisiz hâle getirmek. Azerbaycan’ın altyapısını sınır hattına getirdiği, Türkiye’nin Kars-Dilucu hattıyla entegre olmaya hazırlandığı proje, 2029-2030 yıllarında tam kapasiteye ulaşıp bittiğinde yıllık 15 milyon ton yük taşıma kapasitesine sahip olacak. Resmî makamların da vurguladığı üzere bu hat, sadece bir demir yolu projesi değil! Cebrayıl’dan, Ermenistan ve Nahçıvan üzerinden Avrupa’ya uzanan yüksek voltajlı bir elektrik şebekesi ve kıtalar arası fiber optik internet koridoru aynı zamanda. Bu durum, Türkistan kaynaklarının Rusya ve İran topraklarına bağımlı kalmadan doğrudan Akdeniz ve Avrupa’ya akması anlamına geliyor.
Peki AB, ABD bu koridora hangi çerçeveden bakıyor?
Avrupa Birliği, enerji ve lojistik stratejileri bağlamında bu koridora pragmatik yaklaşıyor. Rusya'ya olan enerji bağımlılığını tamamen bitirmek isteyen AB, Azerbaycan doğalgazını ve Hazar üzerinden gelecek Türkistan’ın yeşil enerjisini doğrudan kıtaya taşıyacak bu alternatifi tarihî bir fırsat olarak görüyor. Hemen belirtelim, birlik içerisindeki güçlü Ermeni diasporası ve Fransa gibi aktörler, hattın Ermenistan'ın egemenliğini zayıflatabileceği endişesiyle sürece şüpheyle ve ön yargıyla yaklaşıyor! Ancak Washington'ın sahaya ağırlığını koyması ve projenin Ermenistan'ı ekonomik tecritten kurtarma vaadi, Brüksel'i de finansman ve lojistik destek sağlama noktasında koridorun en büyük Batılı ortaklarından biri hâline getirdi.
Bunca güçlü desteğe rağmen koridorun inşası ve güvenliği, sahada muazzam bir askerî caydırıcılıkla da tahkim ediliyor. Türkiye ve Azerbaycan, Şuşa Beyannamesi ruhuna uygun olarak bölgede ortak bir güvenlik şemsiyesi oluşturdu. Her iki ülkenin silahlı kuvvetleri, Nahçıvan ve koridor sınırına yakın bölgelerde kesintisiz askerî tatbikatlar düzenleyerek muhtemel bir sınır ihlaline karşı tek ordu refleksi sergiliyor. Muhtemel bir sabotaj durumunda Ankara ve Bakü'nün ortak müdahale hukuku saklı tutuluyor...
Madalyonun diğer yüzünde de projenin hayata geçmesini engelleyebilecek çok katmanlı tehdit senaryoları var. İlk odak noktası İran ne yazık ki! Tahran yönetimi, bu hattı Güney Kafkasya jeopolitiğinde kendisini tamamen izole edecek bir tehdit unsuru olarak görüyor. İran’ın paramiliter unsurlar üzerinden Ermenistan sınırında oluşturabileceği muhtemel hibrit istikrarsızlıklar, koridorun güvenliği için en somut askerî risk faktörü olabilir. Şu an savaş ortamında olduğundan bu konuda sessizliğini koruyan İran’ın yarın ne yapacağını kestirmek bir hayli güç!
Kafkasya’yı kendi arka bahçesi olarak gören Rusya’nın tavrının Ukrayna ile sorunları bittiğinde, süreç içinde hangi yöne evrileceği de belli değil! 2025’te ABD’nin devreye girerek hattı 99 yıllığına işletme yetkisini almasından (TRIPP süreci) rahatsız olan Moskova, Ermenistan içindeki Rus yanlısı muhalefeti hareketlendirerek siyasi bir istikrarsızlığı tetikleyebilir.
Ermenistan’ın iç siyasi kırılganlığını hiçbir zaman unutmamak lazım. Paşinyan hükûmetinin Batı merkezli bu projeye yaklaşması, ülke içindeki radikal gruplar tarafından bir teslimiyet olarak nitelendiriliyor. Projenin fiziki inşası ilerledikçe, ülkede darbe girişimleri veya kitlesel protestolarla hükûmetin devrilme riski her zaman söz konusu lakin Batılı finans aktörlerinin buna geçit vermeyecekleri, böyle bir hamlede Batı’nın enerji ihtiyacının çok ciddi sekteye uğrayacağı açık. Dolayısıyla ticari entegrasyonun başarısı, lojistik kabiliyeti artırmanın yanında bu jeopolitik mayınların ne kadar ustalıkla temizleneceğine de bağlı.
Hasılı, İran’ın askerî refleksleri, Rusya’nın asimetrik hamleleri ve Ermenistan’ın iç siyasi kırılganlığı Zengezur ve "Trump Rotası"nın geleceğini bıçak sırtında tutuyor gibi görünse de bu koridorun inşa sürecinin hızla ilerlediğini belirtelim.
Washington’ın hamiliği ve Ankara-Bakü ekseninin askerî kararlılığı projeyi hayata geçirdi bile. Hem Azerbaycan hem Türkiye topraklarındaki imar ve inşa süreci hızla ilerliyor. Ermenistan’ın kendi topraklarındaki inşaatı hızlandırmasıyla sürecin 2030 yılında bitmesi ve koridorun tam kapasiteyle açılması planlanıyor.

