Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Devlet bizden ne ister!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Köprülü Mehmed Paşa, sadarete geldiği zaman, “Devlet-i Aliyye bizden hizmet ister, kerr ü fer ve haşmet istemez” demişti. Yani devletin kendilerinden, gösteriş değil hizmet beklediğini ifade etmiş ve hayatının sonuna kadar da bu düstura sadık kalmıştır.

Devlet idaresinin bütün kademelerinde kargaşanın hâkim olduğu bir dönemde sadrazamlığa getirilen Mehmed Paşa, öncelikle sert ve acımasız uygulamalarıyla içeride bozgunculuğa alışmış olanları sindirmiş ve devlete yeniden hayatiyet kazandırmıştır.

İçeride birlik beraberlik olduğunda dış işler devletlerimize her zaman kolay gelmiştir.

Gerçekten de Osmanlı Devleti Köprülü öncesinde iç karışıklıklar yüzünden dış meseleler ile ilgilenemez olmuştu.

İbrahim Han döneminde başarıyla başlayan Girit meselesi uzamış kangren hâlini almıştı. Venediklilerle 1645’ten itibaren devam eden Girit Savaşı, Köprülü Mehmed Paşa’nın vezaret mührünü eline aldığı tarihte Osmanlıların hayli aleyhinde seyrediyordu.

Köprülü Mehmed Paşa’nın önündeki en büyük problem Venedik ablukasıydı. Öyle ki Venediklilerle yapılan mücadelede Bozcaada ve Limni kaybedilmiş, Çanakkale Boğazı abluka altına alınmış, bu sebeple İstanbul’un iaşesi dahi sıkıntıya düşmüş ve kıtlık baş göstermeye başlamıştı.

İçeride düzeni sağlayan Köprülü ilk olarak Venedik ablukasını kaldırmak için harekete geçti. Gönderdiği donanmada bir topçunun açtığı ateş sonucunda Venedik donanmasının komutanlık gemisinin havaya uçmasıyla abluka bitti. Bozcaada ve Limni'nin geri alınmasıyla Boğazlarda emniyet sağlandı. Bu başarı ile sadrazamın ve devletin prestiji arttı...

Taç giydiren Sadrazam!

Osmanlı Dveleti’nin iç karışıklıklarından faydalanmak isteyenlerden biri de Erdel Beyi II. György Rakoczi idi. O, bir süreden beri Leh Krallığı’nı elde etmek için gizli bir faaliyetin içindeydi.

İsveç Kralı ile anlaşmış ve bu gizli faaliyete Eflak ve Boğdan beylerini de karıştırmak istemişti. Osmanlılar, Lehistan ve Erdel’den oluşan güçlü bir kuzey komşuyu siyaseti icabı uygun görmüyordu.

Rakoczi, kendisini itaate davet eden üç padişah fermanını da kaale almayıp Lehistan’a saldırdı. Bunun üzerine Köprülü Mehmed Paşa Erdel Beyi üzerine sefere çıktı (Haziran 1658). Osmanlı ordusuna Kırım ve Kazak kuvvetleri de katıldığı gibi Leh Kralı da 12.000 kişilik bir kuvvet göndermişti.

Osmanlı ordusu Belgrad üzerinden Yanova’ya yürüyerek bu önemli şehri aldı. Karşısına çıkan Erdel birliklerini bozguna uğrattı. Ancak Rakoczi’yi yakalamak mümkün olmadı.

Köprülü harekâta devam etme niyetinde olmasına rağmen Celâlî Abaza Hasan Paşa isyanı üzerine dönmek zorunda kaldı. Erdel işini Kenan Paşa’ya havale etti. Barcsay Akos’a taç giydirerek Erdel Beyliğine getirdi...

Abaza Hasan Paşa uzun bir süredir Anadolu’da karışıklıklara sebep oluyordu. Köprülü öncelikle onu Anadolu’dan uzaklaştırmak için Diyarbekir’den Halep Valiliğine tayin ettirdi.

Abaza, Halep’e gitmeyince kendisini Erdel seferine davet ederek ortadan kaldırmayı planladı. Fakat Abaza sefere de katılmadı. Köprülü’nün sert icraatlarından kaçan birçok üst rütbeli görevli de Abaza’nın yanına gitti. Bu durum onun gururunu daha da artırmıştı. Bundan sonra Abaza ve maiyeti sadrazamı kolayca azlettirebileceklerini düşünüp İstanbul’daki yandaşları vasıtasıyla çeşitli baskılarda bulundularsa da bunu başaramadılar.

Üst üste zaferler!

Köprülü bu tehlikeli gelişmeler karşısında Erdel seferini yarıda kesti. Süratle Edirne’ye gelip padişahın huzurunda ayak divanına katıldı. Şeyhülislâmdan fetva alınarak Diyarbekir Beylerbeyi Murtaza Paşa’nın emrinde bir kuvvetin Celâlîler üzerine gönderilmesine karar verildi.

Abaza, Köprülü’ye bir suikast düzenlediyse de o bunu casusları vasıtasıyla öğrenip tedbirini almıştı. Murtaza Paşa ise emrindeki ordu ile Abaza’nın peşine düştü, fakat Ilgın’da yenilgiye uğradı (11 Aralık 1658).

Abaza Hasan Paşa bu galibiyetten sonra kışlamak için önce Antep’e gitti. Fakat baskı ve erzak kıtlığı yüzünden orada tutunamayıp Halep’e çekildi. Burada yanında Köprülü Mehmed Paşa’ya muhalif paşalar da bulunduğu hâlde bir tertip sonucu yakalandı ve Köprülü’nün emriyle hepsi idam edildi (17 Şubat 1659).

Böylece Köprülü, Anadolu’daki en önemli muhalifini ortadan kaldırmış ve iktidarı tam anlamıyla eline geçirmiş oldu. Ayrıca isyanı destekleyen Şam’daki yerli kulu teşkilâtını ağır şekilde cezalandırıp buraya yeniçeri birlikleri gönderilmesini sağladı. Bundan sonra İstanbul kaymakamı İsmail Paşa’yı Anadolu’ya göndererek Celâlî ve tüfek teftişi başlattı. Halktan 80.000 kadar tüfek toplandı. Öyle ki, ava ve avcılığa meraklı olan halk bu duruma tepki göstererek dağ başında öten bir kekliğin sesini duyanların “Öt gidinin kekliği öt bakalım; İsmail Paşa gibi arkan var, bizde tüfenk komadı” diye bağırdığı işitilmiştir.

Bu teftişte isyana destek veren askerî zümreden birçok kimse cezalandırıldığı gibi fetvalarla onları teşvik eden ve rüşvete bulaşan müderris ve kadı gibi ilmiyeden de çok kişi aynı âkıbete uğramıştı...

Anadolu’da sükûnetin sağlanması üzerine Köprülü Mehmed Paşa padişahla birlikte Bursa seyahatine çıktı (Temmuz 1659). Bu sırada Rakoczi’nin tekrar Erdel Beyliğine tayini için Bursa’ya gelen Avusturya elçisinin istekleri reddedildi. Kendilerine bir daha böyle bir talepte bulunmamaları tembih edildi. Zira Rakoczi, Eflak Beyi Mihne ile birlikte isyana devam ediyordu. Silistre Valisi Can Arslan Paşa, Kırım kuvvetlerinin de katılmasıyla Mihne’yi mağlûp etti.

Budin Beylerbeyi Seydi Ahmed Paşa ise Rakoczi’yi takipteydi. Karşısına çıktığında onu ağır bir bozguna uğrattı. Ardından Kaptanıderyâ Köse Ali Paşa Avusturya işgalinde bulunan Varad üzerine serdar tayin edildi. Çok müstahkem olan bu kale kırk beş günlük muhasaradan sonra alındı.

Osmanlı Devleti’nin Erdel ve Eflak işleriyle uğraşmasını fırsat bilen Venedik, bazı Avrupa devletlerinden topladığı 120 gemilik bir donanma ile Hanya önlerine asker çıkardı. Ancak Serdar Katırcıoğlu Mehmed Paşa’nın sert mukavemetiyle karşılaşan Venedikliler bir müddet sonra adayı terk etmek zorunda kaldılar.

Osmanlı Devleti eski şaşaalı günlerine geri dönmüş her cephede zafer haberleri ülkeyi sevince boğmuştu...

Başarı Padişah'ın himmetindedir!

Köprülü, yaşının bir hayli ilerlemiş olmasından dolayı hasta ve yorgundu. Bu sebeple Padişaha, kendisine halef olarak Halep Beylerbeyliğine tayin edilen oğlu Fâzıl Ahmed Paşa’yı telkin etti. IV. Mehmed bunu kabul etti. Fâzıl Ahmed Paşa hemen çağrılıp sadâret kaymakamı oldu.

Köprülü Mehmed Paşa, Padişahla birlikte bulunduğu Edirne’de vefat etti (31 Ekim 1661). Vefatında seksen altı yaşında bulunuyordu. Cenazesi İstanbul’a getirilerek Çemberlitaş’ta yaptırdığı külliyede defnedildi...

Köprülü̈ Mehmed Paşa, Osmanlı Devleti’nin yetiştirdiği çok değerli ve ünlü simalardan biridir. İktidarda kaldığı beş sene zarfında dirayetli, disiplinli ve asilere karşı şiddetli icraatı ile devleti içinde bulunduğu kötü durumdan ve gidişattan kurtarmayı sağlamıştır.

Köprülü Mehmed Paşa hakkında tarihçiler kendi aralarında ikiye bölünmüş durumdadırlar. Bazı tarihçiler ona zalimlik ve kan dökücülük vasıflarını isnat etmişlerdir. Ancak önemli bir bölümü ise onu bu konuda mazur görmüşlerdir. Bilhassa IV. Murad Han’ın vefatından sonra ülkede meydana gelen kargaşa ve karışıklıklar göz önüne alındığında yapmış olduğu ufak tefek bazı haksızlıklar müstesna icraatlarında mazur görülebilir diyenlerin oranı oldukça fazladır. Mehmed Halife, Abdi Paşa, Naima ve Raşid gibi tarihçiler bu konuda hemfikirlerdir...

Cezada merhamet, Köprülü̈ için büyük bir zaaf demekti. Zorbaların cüretine karşı şiddet kullanmayı en kestirme yol kabul ediyordu. Köprülü̈ bu cüreti uygulamak için büyük bir cesaret gösteriyor ölümü dahi göze alıyordu.

Köprülü Mehmed Paşa’nın en belirgin özelliklerinden biri de azim ve kararlılık idi. bu azim ve metanetle bütün teşebbüslerinde başarılı olmuş, böylece padişah üzerinde iyi bir etki bırakmıştır. IV. Mehmed ise emektar vezirinin sayesinde şan ve şerefle yükselmiştir...

Köprülü̈ Mehmed Paşa’nın, Devleti’ne ve hanedana çok büyük bağlılığı vardı. Padişahın hayır duasını başarının birinci şartı olarak görürdü. O, Osmanlı devlet adamları içinde siyasetiyle ve icraatlarındaki üstün başarıyla seçkin bir şahsiyet hâline gelmiştir. Tarihçi Ranke onun için;

“Köprülü, icraatlarını hayatından sonra da etkili ve geçerli hâlde bırakmıştır. O, ortaya sistem koyan nazırlardandır” diyerek övgüler yağdırmıştır.

TEFEKKÜR

Mihrin görür kemâlde her gün zevâlini

Âkıl felekte câh ile mağrûr olur mu hiç

Fıtnat Hanım

(Tepedeki güneşin, her gün, batışını görür,

Akıllı, dünyada makamla mağrur olur mu hiç?)

Ahmet Şimşirgil'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.