Kaydet
a- | +A

"Ezberlediklerini başkalarına da öğret ey Âişe! Bunları bana Cebrâil (aleyhisselâm) öğretti!"

Ebü’l-Kâsım Kâyinî hazretleri Şafiî fıkıh ve hadîs âlimlerindendir. 462 (m. 1069) yılında Nişâbûr’da Kâyin köyünde doğdu. İsfehân, Nişâbûr, Merv ve Herat’a giderek birçok kimseden ilim öğrendi. 547 (m. 1152) yılında Herat’ta vefât, etti. Buyurdu ki:

Ebû Saîd-i Hudrî (radıyallahü anh) haber verdi. Hazreti Âişe buyurdu ki: "Şabân ayının onbeşinci gecesi, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) odama girdi. Üst elbisesini çıkardı ve yatağa girdi. Daha başını yastığa koymadan kalktı, elbisesini giydi ve dışarı çıktı. Ben de gayrete geldim. Resûlullahın zevcelerinden birisinin odasına gittiğini düşündüm ve arkasından çıktım. Nereye gitmek istediğini öğrenmek istiyordum. Takip ettim. Resûlullah Bakî Kabristanına gitti. Orada, mümin erkek ve kadınlara ve şehîdlere mağfiret ile duâ etmeye başladı. 'Anam ve babam sana feda olsun! Sen Allahü teâlâya tâattesin. Ben ise dünyâ arzuları peşindeyim' dedim. Döndüm odama geldim. Arkamdan Resûlullah da geldi ve 'Niçin böyle yaptın?' buyurdu. Ben 'Anam ve babam sana feda olsun, bana geldin, elbiseni çıkardın, daha başını yastığa koymadan kalktın, elbiseni giydin. Bana gayret geldi, başka hanımlarının yanına gideceğini düşündüm. Ardından çıktım ve seni Bakî Kabristanında duâ eder hâlde buldum' dedim. Resûlullah 'Ey Âişe! Allahü teâlânın ve Resûlünün sana cevr edeceklerinden mi korktun? Cebrâil (aleyhisselâm) geldi ve bu gece Şabânın onbeşinci gecesidir; Allahü teâlâ bu gece senin ümmetinden, Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanı Cehennemden âzâd eder, ama bu gece kendine şirk koşana, kâhinlere, akrabasını ziyâreti kesene, anne ve babasına isyan edene ve içki içmeye devam edene rahmet nazarı ile bakmaz' buyurdu. Sonra 'Ey Âişe! Bu geceyi ibâdetle geçirmem için bana izin verir misin?' buyurdu. Ben 'Elbette yâ Resûlallah' dedim...

Kalktı, mübârek yüzünü yere koydu. Uzun zaman secdede kaldı. Resûlullah dünyâdan göçtü, vefât etti zannettim. Kalktım, onu aradım. Elimi ayağının altına dokundum. Mübârek ayağını kımıldattı. Anladım ki sağdır, çok sevindim. Dinledim, secdede duâ ediyordu...

Sabah olunca, bu duâlarını, Resûlullahın yanında okudum. Resûlullah 'Ey Âişe! Bu kelimeleri ezberledin mi?' buyurdu. Ben 'Evet, ezberledim yâ Resûlallah' dedim. Resûlullah 'Kendin bil ve başkalarına da öğret. Bunları bana Cebrâil (aleyhisselâm) öğretti ve secdede tekrar etmemizi haber verdi' buyurdular."

Vehbi Tülek'in önceki yazıları...