"Amellerin en iyisi, Allahü teâlâdan başkasına iltifât etmekten kendini korumaktır..."
Ebû Hâmid el-Belhî hazretleri evliyânın büyüklerindendir. 854 (H.240) senesinde Türkistan’da Belh'te vefât etti. Önceleri Hâtem-i Es'am'ın talebesiydi. Ebû Turâb en-Nahşebî ve Ebû Hafs el-Haddâd ile sohbet etmiş, İbrâhim bin Edhem'i görmüştür.
Bir gün yanında "Allahü teâlâya (azâbından rahmetine) sığının" (Zâriyât sûresi: 50) meâlindeki âyet-i kerîme okunduğunda; "Bu âyet-i kerîme her konuda kaçıp sığınılacak en hayırlı olanın Allahü teâlâ olduğunu öğretmektedir" dedi.
"Amellerin en iyisi hangisidir?" sorusuna "Allahü teâlâdan başkasına iltifât etmekten kendini korumaktır" diye cevap vermişti.
Bu mübarek zat, sohbetlerinde buyurdu ki:
"Mârifetin hakîkati, Allahü teâlâyı kalp ile sevmek, dil ile anmak ve Allahü teâlâdan başka her şeyden ümidini kesmektir." "Gaflet uykusundan daha ağır uyku yoktur. Şehvetten kuvvetli esaret yoktur. Gaflet ağırlığı olmasaydı. Şehvet gâlip gelmezdi." "Yoksullara hizmet eden, şu üç şeyle mükâfatlandırılır. Tevâzu, edep güzelliği, cömertlik." "İnsanların Allahü teâlâya en yakın olanı, güzel huylara en çok sâhip olanıdır." "Fakirliğindeki izzeti ve dervişliğindeki şerefi gizli tut. Yâni halka ben fakirim diyerek sırrını açığa vurma. Çünkü fakirlik Allahü teâlânın iyi bir ihsânı ve ikrâmıdır." "Sabır, fakru zarûrette kalanların azığı, rızâ ise âriflerin mertebesidir." "Kalp, birtakım kaplardan ibârettir. Allahü teâlânın sevgisiyle dolduğu zaman, nûrun fazlası diğer uzuvlara yansır. Bâtılla dolduğu zaman da, ondaki karanlık diğer organlara geçer."
Hanımı Fatıma da veli bir hatundu. Bir müddet Bistam'da kalan Ebû Hâmid el-Belhî hazretleri hanımı ile oradan ayrılıp, Nişâbur'a gitti...
Nişâbur'da iken Yahyâ bin Muâz-ı Râzî oraya geldi. Gelen bu misâfiri Ebû Hâmid el-Belhî hazretleri evine dâvet etmek istedi. Hanımına bu zâtın dâvetinde neler yapılmasının gerektiğini sorunca, Fâtıma şöyle cevap verdi: "Birçok hayvan kesmeli, ayrıca şunlara da ihtiyaç vardır; çokça şamdanlar, buhûr ve misk alınmalı, bunlara ilâveten birkaç merkep kesmeli" deyince, Ebû Hâmid el-Belhî hazretleri; "Merkep kesmek de ne oluyor?" diye sordu. Hanımı; "Kerem sâhibi bir kimse, kerem sâhibi bir kişiyi evine dâvet edip misâfir edince, mahallenin köpekleri de bundan nasiplerini almalıdır" diye cevap verdi.

