Bir mümin, kıyâmet günü hesaba çekileceğine inanmak zorundadır!
Muhammed Halebî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimlerindendir. 874 (m. 1470)’de Haleb’de doğdu. 956 (m. 1549)’da vefât etti. Bir dersinde, bir insanın “Ehl-i sünnet vel cemâat"ten olabilmesi için, temel esaslardan bazılarını anlattı ki, şunlardır:
Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mirâcına, göklere yükselip Arş’a vardığına inanacak. Mirâcı inkâra kalkışıp bu husûstaki âyetleri reddeden dinden çıkar. Kur’ân-ı kerîmde mirâc hakkında Allahü teâlâ meâlen şöyle buyuruyor: “Peygamber doğru yoldan sapmadı. Bâtıla da inanmadı. O kendi nefsinden söylemiyor. Kur’ân sâde bir vahiydir, ancak vahyolunur. Ona, kuvvetleri pek çok olan (Cebrâil) öğretti. Öyle ki, görünüşü güzel olup, hemen hakîki şekli üzere doğruldu ve Cebrâil en yüksek ufukta idi. (dünyâ semâsında idi.) Sonra Cebrâil, Hazreti Peygambere yaklaştı ve (aşağı) sarktı. Böylece Peygambere olan mesafesi, iki yay aralığı kadar veya daha az oldu. Cebrâil vahyetti. Allah’ın kuluna vahyettiğini, Hazreti Peygamber, mirâcda gözü ile gördüğünü, kalbi ile tekzîb etmedi. Şimdi siz Peygamberin o görüşüne karşı, O’nunla mücâdele mi ediyorsunuz? Yemîn olsun ki O, Cebrâil’i hakîkî sûretinde bir daha da (mirâcdan inerken) gördü. Sidret-ül-müntehânın yanında gördü. Me’vâ Cenneti, Sidre’nin yanındadır. Sidre, çepeçevre meleklerle kaplanmıştı. (Hazreti Peygamber gördüğü ahvâli tam gördü de) göz ne kaydı, ne de aştı. And olsun ki; Peygamber, Rabbinin en büyük alâmetlerinden bir kısmını gördü.” (Necm: 2-18)
Bir mümin kıyâmet günü hesaba çekileceğine inanmak zorundadır. Bunu inkâra kalkışan, İslâmiyyetten ayrılmış olur. Bir mümin, Peygamber Efendimizden sonra gerek Sahâbîler, gerek ümmet içinde sırasıyla Hazreti Ebû Bekr, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali’den (radıyallahü anhüm) daha üstün kimsenin olmadığına ve bunların Allah’ın Resûlünün halîfeleri olduğuna inanacaktır.
Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte buyurdular ki: “Benden sonra bu ümmetin en üstünü (sırasıyla) Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali’dir. Onların aleyhinde konuşmayın, haklarında hayırdan başka söz söylemeyin ki, bedbaht olmayanınız.”
Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen şöyle buyuruyor: “Allaha ve Peygambere itaat edenler. İşte bunlar, Allahın kendilerine nimet verdiği Peygamberlerle, sıddîklarla, şehîdlerle ve iyi kimselerle beraberdirler. Bunlar ne güzel bir arkadaştır.” (Nisa: 69)

