Sadreddîn-i Konevî ve onun gibi büyükler, bu memleketin hakiki kumandanlarıdır.
Sadreddîn-i Konevî hazretleri evliyanın büyüklerinden ve kelâm âlimlerindendir. 671 (m. 1272) senesinde vefat etti. Kabri Konya’da kendi adı ile anılan caminin bahçesindedir.
Küçük yaşta iken babası İshak Efendi vefat etti. O sırada Konya’da bulunan Muhyiddîn-i Arabî, annesiyle evlenerek, Sadreddîn-i Konevî’nin üvey babası oldu. Ondan ilim öğrenerek çok istifade etti. Konya’da binlerce talebeye ders vermiş, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmi, Sa’îdeddîn-i Fergânî gibi birçok hikmet ve tasavvuf ehli kimseler yetiştirmiştir. Zamanının en büyük âlimlerindendi. Kelâm ilmindeki yeri eşsizdir.
Sadreddîn-i Konevî hazretlerinin kabrini ziyaret edenler, onun feyzlerinden istifade ederler. Onu vesile ederek yapılan dualar, bi iznillah kabul olur. Sıkıntıda kalanlar ondan yardım isteseler, Allahü teâlânın izniyle ruhaniyetleri imdada yetişir.
1317 (m. 1899) senesinde Sultan İkinci Abdülhamid Hân, şahsi parasıyla, Sadreddîn-i Konevî hazretlerinin camisini ve türbesini imar ve ihya ettirdi.
Türbesine hizmet edenlerden biri rivayet etti: “Zamanın devlet erkânından yüksek rütbeli bir subay türbeyi ziyarete geldi. Camide namazı kıldıktan sonra, Sadreddîn-i Konevî’nin, nefsini terbiye etmek için yaptırdığı çilehanesini ziyaret etmek istedi. Kapısını açtık. Yalnız bir kişinin namaz kılabileceği büyüklükteki, feyz, bereket, huzur ve saadet mekânı olan çilehaneye girdi. Uzun bir secdeden sonra Cenâb-ı Hakk’a yalvarmaya başladı. Daha sonra kabr-i şerîfin yanına Sadreddîn-i Konevî’nin huzuruna gelip, Allahü teâlâya, onu vesile ederek uzun bir dua etti. Biz de âmin dedik. Dua bitince bize dönerek; “Bizler, ellerimizdeki silahlar ve diğer askeri güçlerimizle, memleketimizin görünürdeki bekçileriyiz. Fakat huzurunda bulunduğumuz Sadreddîn-i Konevî ve onun emsali olan büyükler ise, bu memleketin hakiki kumandanlarıdır. Allahü teâlânın yardımı ve bunların manevi destekleri olmadıkça, bizim görünürdeki güç ve kuvvetimizin hiçbir tesiri olamaz. Onun için biz, bir memlekete vardığımız zaman, önce o memleketin manevi kumandanlarını ziyaret ederiz” dedi.”

