"Ümmetim yağmur gibidir. Önce gelenler mi, yoksa sonra gelenler mi üstündür bilinmez!"
Feyzullah Feyzî Efendi Osmanlı şeyhülislâmlarının kırkyedincisidir. 1040 (m. 1630) senesinde İstanbul’da doğdu. Zamanın âlimlerinden aklî ve naklî ilimleri tahsil edip, kısa sürede ilmî üstünlüğe ulaştı. Müderrislik, İstanbul kadılığı, Anadolu, Rumeli kadıaskerliğinden sonra 1101 (m. 1689) senesinde şeyhülislâmlık makamına getirildi. 1110 (m. 1698) senesinde İstanbul’da vefât etti. Buyurdu ki:
Enes “radıyallahü teâlâ anh” hazretlerinden rivâyet olunmuştur. Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” hazretleri buyurdular ki: (Ümmetim yağmur gibidir. Önce gelenler mi, yoksa sonra gelenler mi üstündür bilinmez!) Türpüştî “rahimehullah” buyurmuşdur ki: Bu hadîs-i şerîf ile, evvelkilerin, sonrakiler üzerine efdaliyyetlerinde tereddüt etmemelidir. Zîrâ önce gelenler, sonra gelenlerden; zamânlarının sonraki zamânlardan kıymetli olacağından üstündürler.
Hadîs-i şerîfte tereddütden murâd, faydalı olmalarındadır. Dîni neşretmekte, hakîkat ile faydalı olmaktadır. Yağmur, önce ekini bitirir. Sonra, sapı üzerine durduğu hâlde [o hâle gelince] olgunlaşdırır, terbiye eder. Yağmurun faydasının evvelinde mi, sonunda mı olduğu bilinmez. Böylece; bu ümmette de, evvelkiler dîni kâim kıldılar; kurdular. Sonrakiler, zamânla insanların bozduğu dîni doğru olarak, önceki gibi kurdular. Bu hadîs-i şerîfte işâret olunmuşdur ki, muhakkak bu ümmetin âhıri [sonra gelenleri] hayır ve salâhta, dînin kuvvetli olmasında öncekiler gibi olur.
O rivâyet üzerine, hadîs-i şerîfte bildirildiği gibi, Mehdî hazretlerinin gelmesi mahallinde, Îsâ bin Meryem “alâ nebiyyinâ ve aleyhisselâm” hazretlerinin gelmesi [nüzûlü] vaktinde, geçmiş ümmetlerin aksine olarak, çok kuvvetli olup, önce gelenlere benzeyecektir. Zîrâ onların [geçmiş ümmetlerin] sonra gelenleri dîni tebdîl ve Kitâbullahı tahrîf etdiler. [Hadîd sûresi 16. âyet-i kerîmesinde meâlen] (... Kur’ân-ı kerîmden evvel kitâb verilenler gibi olmayınız! Onlar, kendileri ile Peygamberleri arasındaki zamân uzayınca, kalblerine kasvet yerleşip, çoğu dinden çıkıp, kitaplarına göre ameli terk ettiler) buyurulmuştur. (Meâlim-üt-tenzîl)de, sûre-i Âl-i İmrânda, 110. âyet-i kerîmenin tefsîrinde, Allahü teâlâ, meâlen, (Sizler, bütün insanlar içinde en iyi bir ümmetsiniz, cemâatsiniz) buyurmuştur.

