Kaydet
a- | +A

Fransa Senatosu "Ermeni soykırım tasarısı"nı kabul etti. Bu münasebetle, gazetelerimizin çığlıklar koparan başlıkları, sizin de dikkatinizi çekmiştir: "Olmadı Fransa!", "Fransa ayıp etti", "Fransa''yı şiddetle kınadık", "Fransa kendi arkasına baksın", "Fransa Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, tasarıyı engellemek için hiçbir çaba göstermedi"... Biz, savaş meydanlarında kazandıklarımızı, barış masalarında kaybeden pek çok siyasetçi ve diplomat yetiştirmiş çileli bir milletiz. Bir Anadolu şiirimde şöyle demiştim:

Savaşta çiğnetmedim Hilâli düşmanlara, Barışta düştü üstüme gölge gölge Haç! Ben Anadolu''yum acılı, mahzun... Bende bitmez-tükenmez dert kulaç kulaç...

Şu malûm Ermeni tasarıları dolayısıyla dün ABD''ye kızıyorduk. Bugün Fransa''ya öfkeleniyoruz. Yarın İtalyanlar''a yumruk sıkacağız, öbür gün İngilizler''e, Danimarkalılara, Ruslar''a... Peki biz, üzerimizde oynanan bu oyunlar dolayısıyla, şu veya bu devlete kızmakta haklı mıyız? Bana göre haklı değiliz. Çünkü biz gereken ciddî tedbirleri almadan, üzerimize düşeni yapmadan vatan bütünlüğümüzü şu veya bu devletin merhametine bırakamayız. Böyle bir başıboşluk, gafletlerin, ihanetlerin en büyüğü olur. Bu sütunda belki kırk defa yazdım. Dedim ki: "PKK ihanetini, büyük Ermenistan hülyâsı içinde olanlar emziriyorlar. PKK saflarına katılan ve devletimize başkaldıran ahmaklar, esasında Ermenistan dâvasına hizmet ediyorlar. Kürt soyunun en büyük düşmanı bunlardır! Yeşil-kırmızı-sarı puşularla sokaklara dökülen, lu-lu-lu-luuuu! zılgıtlarıyla tepinen zavallılar, Ermenistan dığalarının maşalarıdırlar, uşaklarıdırlar." İşte her şey ayan-beyan ortada! Meydana önce Asala militanları çıktılar. Bazı büyükelçilerimizi ve diplomatlarımızı öldürdüler. Bu terör hareketinin, aleyhlerinde olduğunu görünce, geri plâna çekildiler ama, bu defa ortalığa PKK militanlarını sürdüler. Silahlı Kuvvetlerimiz, bu ihanet ocaklarını söndürünce yeni bir oyunla karşı

karşıya kaldık. Amerika''da ve Fransa''da Ermeni Soykırımı Tasarısı, Parlamentolarda ele alındı. Bu kervana yakında İtalya da katılacak. Sonra başka devletler! Niçin? Niçin? Niçin? Batı''nın Türkiye üzerindeki değişmez "Şark Siyaseti" için. Meşhur tesbitimizi bileceksiniz: "Kış kışlığını yapacaktır; kuş da kuşluğunu!" Yani: Su boğacaktır, ateş yakacaktır, yılan sokacaktır, fırtına savuracaktır... Hal böyle iken, biz, devlet ve millet olarak, hiçbir ciddî tedbir almadan, araştırmadan, bilmeden, bildirmeden, öğretmeden, başka devletlerin merhametine nasıl sığınabiliriz? Yarı uyur-yarı uyanık bir mahmurluk içinde: "Birlik ve beraberlik içinde olalım!" veya "Yurtta Sulh! Cihanda Sulh!" diyerek birlik ve beraberlik içinde olamayız. Sulh içinde yaşayamayız! Artık, insafla düşünmek zamanıdır: Şimdi biz hem 1915 yılındaki Ermeni çetelerinin bitmez-tükenmez ihanetleriyle yüklü devlet arşivleri üzerine, (bir kuluçka tavuğu gibi) tam 85 yıl oturuyor, gerçekleri ortaya çıkarmıyoruz; hem de gözümüzü oymak için fırsat kollayan devletlerden merhamet bekliyoruz. Birinci Dünya Savaşı''nda, Rus Orduları, Doğu Anadolu''ya saldırınca, askerimizi arkadan vuran, köylerimizi-şehirlerimizi kan gölüne çeviren Ermeni çeteleri hakında, okul kitaplarına tek satır koymayan biziz! Bu konuda, Dışişleri teşkilatımızı ve idarecilerimizi 5-10 sayfalık bir broşürle aydınlatmayan biziz. Bizim bilgisizliğimizden istifade eden yabancı devletleri yuvarlak cümlelerle kınamaya kalkan da biziz. Olur mu bu? Bir ara, Bakanlıklar Arası Ortak Kültür Komisyonu başkanlığı yaptım. Yurt dışına gönderilecek öğretmenlerimize sordum: -Size, gideceğiniz ülkede, yabancı meslektaşlarınız Ermeni mes''elesini Alevi-Sünni gerginliğini, PKK ihanetini sorsalar...nasıl cevap verirsiniz? dedim. Yüzden fazla öğretmenimizden sadece iki kişinin konuştuğunu gördüm. Diğerleri bu hayatî mes''elelerimizi kat''iyyen bilmiyorlardı. Peki bu öğretmenlerimizi hangi eğitim sistemi yetiştirdi? Bırakın ABD''yi, Fransa''yı, Rusya''yı, İtalya''yı, Yunanistan''ı...bize, Anadolu''da yaşamayı haram etmek isteyen Haçlı taassubuna ve düşmanlığına, korkunç cehaletimiz ve gafletimiz yüzünden İstanbul''un göbeğinde bizzat biz omuz veriyoruz. Acaba kim, Boğaziçi Üniversitemizde yapılan, üstelik bir de, Yapı Kredi Bankamız tarafından desteklenen "Bizans İstanbul''u" konulu çalışmalardan haberdardır? Boğaziçi Üniversitemize Yunanistan''dan, Sırbistan''dan, İtalya''dan, Amerika''dan, Almanya''dan gelen Bizans uzmanları, acaba neden eski Constantinopolis''i, canlandırmaya çalışıyorlar? Bu Bizans uzmanları, nasıl oluyor da, Sultan Ahmet Camii altında kalan bir hipodromun ortaya çıkarılmasını istiyorlar? Bu ne cesarettir? Eskişehir''de İonialılar Derneği nasıl kuruluyor? İonialılar, eski Yunan halklarındandır. Birtakım gafiller ve cahiller Selçuk''a neden Efes, Konya''ya neden İkonyum, Göreme''ye neden Kapadokya diyorlar. Anadolumuza yeniden eski Bizans isimlerini kim bulaştırıyor? Bundan maksat nedir? Unutmamalıyız ki tarih şuurunu kaybeden milletler, aklını-hafızasını kaybeden zavallılar durumuna düşerler. Aklımızı başımıza almadan Amerika''yı Fransa''yı-İtalya''yı...kınamaya hakkımız yoktur!