Eski Kültür Bakanımız Ahmet Taner Kışlalı''ya düzenlenen dünkü suikasti bin defa, milyon defa lânetliyorum.
Sivas''ta, Madımak Oteli''nde, 33 vatandaşımızın diri diri yakılması üzerine yine bu sütunda şunları yazmıştım; demiştim ki: Madımak Oteli''nde meydana gelen faciayı, gafletle, cehaletle, vahşetle ifade edemeyiz! Biz, birin on misline on diyoruz. Onun on misline yüz, yüzün on misline bin diyoruz. Sivas faciasını anlatabilmek için, cehaletin, gafletin, vahşetin bin mislini ifade eden yeni kelimeler bulmalı ve millet hayatımızda açılan bu yarayı, işte o kelimelerle ifade etmeliyiz.
Kışlalı''ya yapılan suikasti de, sadece alçakça ve haince bir cinayet olarak anlatamayız. Alçaklığın ve ihanetin bin mislini ifade eden yeni bir kelime bulmalı, bu soysuzluğu işte o sıfatla lânetlemeliyiz!
Geçenlerde, Hasan Cemal''in malûm kitabını dikkatle ve ibretle okudum. Hasan Cemal, başında kavak yelleri estiği yıllarda nasıl komünist olduğunu yazıyor. Ordumuzu yeni bir darbenin içine çekebilmek için, Doğan Avcıoğlu''yla birlikte çıkardıkları Yön ve Devrim dergilerini anlatıyor. Meclis Başkan Yardımcımız olan eski militanlardan Uluç Gürkan''la, Ankara Orduevi önüne nasıl bir el bombası atacaklarını, sonra da bunu "gericilerin, ordu ve Atatürk düşmanlarının" üzerine nasıl yıkacaklarını itiraf ediyor. Hasan Cemal''i okuyunca görüyoruz ki Siyasal Bilgiler Fakültesi''nde, Marksist bir öğrenci olan Mustafa Kuseyri'', yine Marksist bir arkadaşı tarafından öldürülmüştür. Ama Devrim dergisi, Kuseyri''yi, faşistlerin katlettiğini yazmış, bir büyük nümayiş hazırlamış ve cübbeli profesörleri bile sokağa dökerek onları bir kızıl oyunun figüranları durumuna düşürmüştür. Bunlar hep Rusya''dan alınmış taktikler. Stalin de kendi hasımlarını gizli polise öldürtür, sonra yüzbinleri sokağa döker, hasmına muhteşem bir cenaze merasimi hazırlatır, kalabalıkları: "Kahrolsun faşistler! Kahrolsun gericiler!" diye bağırttırırdı. Kendisi de, bu cinayetten çok büyük üzüntü duyduğunu açıklardı.
Şimdi, balık gözü kadar aklı olanlar oturup düşünmelidirler. Türkiye''de Atatürkçü Düşünce Derneklerine mensup olanlar veya başlarının üzerinde Atatürkçülük bayrağı dalgalandıranlar, neden alçakça usullerle öldürülüyorlar? Onların öldürülmesinden bu millet, bu devlet, bu din..ne kazanıyor? Atatürkçülerin öldürülmesi, Türkiye''de hangi güçleri telaşlandırıyor, öfkelendiriyor ve harekete geçiriyor? Bu cinayetler niçin yapılıyor? Sivas''ta Madımak Oteli''nde 33 kişinin yakılmasından milletimiz, devletimiz, dinimiz kıl kadar, ama kıl kadar kârlı çıktı mı? Ölenlere de öldürenlere de çok yazık olmadı mı? Muammer Aksoy''un, Bahriye Üçok''un, Çetin Emeç''in, Uğur Mumcu''nun öldürülmesi, Türkiye''de neyi değiştirdi? Huzurumuz mu arttı? Başımız göğe mi değdi? Milli birliğimiz ve beraberliğimiz mi pekişti? Ne oldu?
Türkiye üzerinde çok büyük oyunlar oynanıyor. Birtakım hain kafalar, milletimizi, böylesi cinayetlerle hasım kamplara bölmek istiyorlar: Laik cephe-İslâm cephesi! Atatürkçü olanlar ve olmayanlar cephesi! Alevî-Sünnî cephesi! Kürt-Türk cephesi...gibi kutuplaşmalar olsun istiyorlar. Bu kutuplaşmaların Türkiye''yi parçalayacağını çok iyi biliyorlar.
Uğur Mumcu''nun cenazesinde olduğu gibi, yarın Ahmet Taner Kışlalı''nın defninde de, onbinlerce kişi malum sloganlarla bağırabilirler. Türkiye''deki Marksist teşekküller sınıf kavgası hazırlamakta mahirdirler. Onların asli vazifeleri de zaten budur. Çok serinkanlı olmalıyız!
Bu cinayet faillerinin ortaya çıkarılmasında, Devlet üzerine düşeni noksansız olarak yapmalıdır. Ama en büyük vazife, vatandaşlarımıza düşmektedir. Devletimizi, milletimizi, vatanımızı, ordumuzu sevenler, Ahmet Taner Kışlalı''nın cenaze merasiminde tahriklere kat''iyyen kapılmamalıdırlar! Birtakım grupların muhtemel taşkınlıklarına, sövüp-saymalarına kat''iyyen mukabelede bulunmamalıdırlar. Şimdi, milletimiz, devletimiz, ordumuz üzerinde oynanmak istenen oyunun birinci perdesi kapanmıştır: Ahmet Taner, alçakça, namussuzca öldürülmüştür. Artık ikinci perde açılacaktır. Basınımızdaki, radyolarımızdaki, televizyonlarımızdaki 68 kuşağının bir kesimi şimdi müthiş bir zevkle kollarını sıvamaktadır. Bütün şer güçler, açılacak olan ikinci perdedeki rollerini noksansız oynamaya çalışmaktadırlar. Akrep sokacaktır. Ateş yakacak, su boğacaktır. Akıl-idrak, vicdan sahibi olan herkes, tahriklere kapılmadan, öfkelenmeden, bu rezil oyunun ikinci perdesini seyretmelidirler. Üçüncü perdenin açılmaması sabırlı ve akıllı davranmamıza bağlı.

