Kaydet
a- | +A

1979 yılında, Kültür Bakanlığı''nda Müsteşar Yardımcısıydım. Atatürk''ün doğumunun 100. yıldönümü dolayısıyle yapılan bütün çalışmaları ben yürütüyordum. 100. yılda, dokuz ayrı dalda yarışma açmıştık. Atatürk''ü ve Cumhuriyet devrini anlatan yüz kitap bastırıyorduk. Milli Mücadele kahramanlarımızın eserlerini de Bakanlık yayınları arasına alacaktık. Millî Mücadele üzerine yazılan-bilinen bütün hâtırata sahip çıkacağımızı açıklamıştık.

Bir gün Bakanlığa Sivaslı bir hanım öğretmen geldi. Ailesini tanıyordum. Dedesi, 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi''nin yapılmasında canla-başla çalışmış kişilerden biriydi. Çeşitli illerden Sivas''a gelen 20 civarında temsilciyi evinde misafir etmiş, yedirip içirmişti. Dedesinin bu cömertliği, şehirde iyi biliniyordu. Ama 1979 yılında öğretmen torunun, bana anlattıkları tek kelimeyle müthişti. Diyordu ki:

-"Dedem, zaman zaman, bize hep ağlayarak anlatırdı. 1919 yılının Eylül ayı başında, yani Sivas Kongresi''nden birkaç gün önce, bir gece yarısı kapımız çalınmış. Dedem gaz lâmbasını alıp kapıya inmiş. Bir de bakmış ki karşısında saçı-sakalı birbirine karışmış çoban kıyafetinde bir adam. Sıtında bir eski aba, elinde uzun bir sopa. Dedem, lâmbayı bu garip adamın yüzüne doğru kaldırıp dikatle bakmış. Sonra şaşkınlıktan dona kalmış. Çünkü karşısında saçı-sakalı birbirine karışmış o çoban kıyafetli adam Mustafa Kemal Paşa''nın ta kendisiymiş. Dedem: Aman Paşam demiş bu ne hal böyle? Buyurun! Buyurun! Buyurun!"

Atatürk şahadet parmağını dudaklarına götürmüş:

"Şşşşt! demiş. Sesini çıkarma. Kimse duymasın! Vatanı kurtarmak için kıyafet değiştirip gizlice Sivas''a geldim! Birkaç gün sonra, burada bir Kongre toplayacağım. Şimdi sen bana yatacak bir yer göster bakayım."

Dedem, derhal Mustafa Kemal Paşa''yı içeri almış.

Yıkanması için su ısıtmışlar. Önüne yemek getirmişler. Altına yün yatak sermişler. Atatürk yıkandıktan sonra karnını doyurmuş ve dedeme demiş ki:

-"Günlerden beri, mîdeme ilk defa sıcak bir çorba senin evinde girdi! Ve başımı ilk defa burada yastığa koyacağım."

Hocânım büyük bir heyecanla anlatıyordu. Onu daha fazla yormak istemedim:

"-Hocânım Allah aşkına yapmayın! Bunları sakın öğrencilerinize de anlatmayın! Atatürk''ün böylesi yakıştırmalara katiyyen ihtiyacı yoktur. O, Millî Mücadelemizin muzaffer başkumandanıdır. Yeni Cumhuriyet''imizin kurucusudur. Bu şeref O''na yeter de artar bile! Başka ilâvelere lütfen kalkışmayın!

-"Neden ama? Neden ama?"

-Çünkü anlattıklarınızın gerçekle kıl kadar ilgisi yok. Bakın şimdi: Önce Mustafa Kemal Paşa, Millî Mücadele için, İstanbul''dan gizlice ve bir çoban kıyafetinde yola çıkmadı. Vahdettin''in fermanıyla 15 Mayıs 1919 tarihinde yola çıktı. Padişahın fermanı, 15.5.1919 tarihli Takvim-i Vekâyi''de yayımlandı. Mustafa Kemal Paşa, Bandırma vapuruna, 3. Ordu müfettişi olarak 18 Kurmay subayla birlikte bindi. Üzerinde çoban kıyafeti değil paşa üniforması vardı. Göğsünde altın madalyası, kolunda Padişah yaverlerinin taşıdığı ipek kordonu sallanıyordu.

Sonra: Mustafa Kemal Paşa, doğrudan doğruya Sivas''a da gelmedi. İstanbul''dan önce Samsun''a çıktı. Oradan Havza''ya ve Amasya''ya geçti. Sivas''ı teşrifi sizin söylediğiniz gibi 1919 yılının Eylül başında olmadı. Sivas''a 26 Haziran 1919 tarihinde Amasya-Tokat üzerinden geldi. Yanında subay arkadaşları ve eski Bahriye Nazırlarımızdan Rauf Orbay vardı. Mustafa Kemal Paşa''yı şehrin 4-5 km. dışında Numune Çiftliğinde, Sivas Valisi Reşit Paşa karşıladı. İlk gelişinde Sivas''ta kalmadı. İkinci gelişinde yani Erzurum Kongresi''nden sonra Sivas''a gelişinde, dedenizin evinde değil Sivas Lisesi''nde (idadî binasında) yatıp kalktı.

Atatürk''ün Büyük Nutuk isimli eserinin birinci cildini okursanız bu size anlattıklarımın büyük bir kısmını orada bulabilirsiniz!

Öğretmen hemşehrim asık bir yüzle çıkıp gitti. Bir daha da görüşmedik.

Yirmi yıl önceki bu hâtırayı yazışımın elbet bir sebebi var: Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu hocamızın önemli bir araştırmasını yeni okudum. İsmi: M. Kemal Paşa-Erzurum İlişkileri Üzerine Belgeler." Muhterem Kırzıoğlu ilmî araştırmalarda kılı kırk yaran, belgesiz konuşmayan bir ilim adamı.

Bütünüyle Erzurum Kongresi zabıtları, tamamen O''nun himmetiyle gün ışığına kavuştu. M. Kemal Paşa''nın 3. Ordu Müfettişi olarak Erzurum''a gelişini, Erzurum Kongresi münasebetiyle bütün çalışmalarını Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu''nun bu mühim çalışmasıyla öğreniyoruz. Ve yine hayretle görüyoruz ki İslâm Ansiklopedisi''nin 1. cildinin Atatürk maddesinde, yalnız Erzurum''la ilgili olarak sekiz yanlış var.

Kırzıoğlu, bu yanlışları birer birer şöyle gösteriyor:

1-Mustafa Kemal, 3 Temmuz 1919 pazar günü değil, perşembe günü Erzurum''a varmıştır.

2-M. Kemal Paşa''nın 3. Ordu Müfettişliğine, 7 Temmuz 1919''da değil 8 Temmuz gecesi son verilmiştir.

3-M. Kemal paşa da 7 Temmuz''da değil 3 Temmuz 1919''da, saat 23.00 sularında bütün ordu ve kolordulara istifasını bildirerek Müfettişlik Konağı''na dönmüştür.

4-M. Kemal Paşa''nın meşhur istifanâmesi, 8 Temmuz''da değil 9 Temmuz 1919''da Erzurum Valiliğine verilmiştir. İslâm Ansiklopedisi''ndeki:

5-Hem "Vilâyât-ı Şarkiye Müdafaai Hukuk-ı Millîye Cemiyeti için, hem de Cemiyetin İstanbul''da bulunan merkezi için (M. Kemal''in) kendisine, Umumi Merkez Heyeti adına oy ve mütalaa beyan etmek yetkisi verildi"ğine dair cümle yanlıştır. Böyle bir salâhiyetin M. Kemal Paşa''ya verilmesi İstanbul merkezinden istenmişse de cevap alınamamıştır.

6-Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919''da ilk toplantısını bir ilkokul dershanesinde değil, Erzurum idadisinin 12x20 m. ebatlı büyük salonunda yapmıştır.

7-Kongre başkanlığına M. Kemal oybirliğiyle seçilmemiştir. 47 mümessilin 38 reyi M. Kemal Paşa için kullanılmıştır.

8-M. Kemal, Son IV. Osmanlı Meclisine, Kasım''da değil, 1919 yılının Aralık ayında Erzurum Milletvekili olarak seçilmiştir. Ayrıca:

9-Atatürk''ün 1.10.1924 tarihinde Erzurum Hükûmet Konağı önünde Vilâyet erkânı ve 8 kumandanımızla birlikte çektirdiği resmin "Erzurum Kongre Delegeleri" diye tanıtılması yanlıştır. Bu yanlışların düzeltilmesi gerekir. Kırzıoğlu''na teşekkür borçluyuz.