Üç büyük dâvâmız var: 1-Doğru dil 2-Doğru din 3-Doğru tarih Türkiye''nin huzurlu ve güçlü bir devlet olması, evvelemirde bu üç büyük dâvâyı kazanmamıza bağlı. "Lafla peynir gemisi yürümez!" Sadece "Birlik ve beraberlik içinde olalım!" edebiyatıyla birlik ve beraberlik sağlanamaz! Milleti, kültür birliği ayakta tutar. Dilimizi, dinimizi, tarihimizi...doğru bilmeden ve bildirmeden bağımsızlığımızı koruyamayız. Bir an için kabul edelim ki; kalkınma nisbetimizi % 7''den % 77''ye çıkardık! İhracatımızı bir yılda 250 milyar dolara ulaştırdık! Fert başına düşen millî gelirimizi 60.000 dolara dayadık!.. Doğru dil, doğru din, doğru tarih şuurundan koptuğumuz takdirde, bütün bu zenginlikler ne ifade eder? İktisadî zenginlikleri önemsememek elbette dünyanın en büyük ahmaklığı! Ama zengin ve sağlam bir kültür temeline oturmayan iktisadî gelişmeler, milletleri ayakta tutamaz. Tarih, bunun hazin örnekleriyle yüklü. Lafla peynir gemisi yürümez! "Birlik ve beraberlik içinde olalım" demekle birliğimiz ve beraberliğimiz sağlanamaz Devlet, birliğimizi ve beraberliğimizi sağlayan zemini hazırladı mı. (Birlik ve beraberlik edebiyatından bir tek cümle söylemeden), kalabalıklar mükemmel bir şuurla bir araya gelmeye başlar. Mehmet Akif bey güzel söylemiş: "Girmeden tefrika bir millete düşman, giremez Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez" Yüreklerin toplu vurması sadece zenginlikle olmaz; müşterek kültür şarttır. Kültür; yani hars, yani irfan, yani dil, din, tarih şuuru, gelenekler-görenekler, bütünüyle güzel sanatlar!.. Cüceleşmiş, kamburlaşmış, cin çarpmışa döndürülmüş bir dille hiçbir mes''elemizi halledemeyiz. Birliğimizi ve beraberliğimizi sağlayamayız. Din, "nasihat veya" güzel ahlâk olduğuna göre dinimizi de anlatamayız tarihimizi de edebiyatımızı da okuyamayız, anlayamayız! Anlatamayız! Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunun 700. yıldönümü dolayısıyla güzel çalışmalar yapılıyor. Osmanlı da, Selçuklu da bizim tarihimizdir! Şerefimizdir! Kökümüzdür! Anadolu''da varlık sebebimizdir. Ama ne kadar utanç verici bir hâl: Bizim üniversitelerimizde okuttuğumuz, kendilerine devlet hayatımızda önemli mevkiler verdiğimiz, Dr, Doçent, Profesör koltuklarına oturttuğumuz bir takım kimseler, bizim bu vefa duygumuz, bu birlik ve beraberlik davamız karşısında vaveylalar koparıyorlar. Osmanlıya Sırp vahşetiyle, Yunan barbarlığıyla saldırıyorlar. Bir sokak külhanbeyisinin söylemekten utanacağı cümlelerle ecdadımıza sövüp-sayıyorlar. Cemil Meriç, merhumun ifadesiyle; "Bunlar, bizim içimizdeki "Batı yeniçerileridirler" Batı ve doğu yeniçerileri! Taşımış oldukları büyük etiketlere rağmen, tarih düşmanlıkları, bana göre büyük cehaletlerinden kaynaklanıyor: Doğu veya Batı devletleri karşısında kapıldıkları müthiş bir aşağılık duygusuyla okumuyorlar. Televizyon programlarından biliyorum; daha Farz nedir? Sünnet nedir bilmeyenler İslâmiyetin aleyhinde konuşuyorlar. Aleviliğin ne demek olduğunu bilmeyenler, ağızlarını; sünni eğitime karşıyız! Bir kimse hem Alevî hem de Marksist olabililir!" diye açıyorlar. Osmanlıyı Batılı müsteşriklerin yüzde biri kadar okumayanlar, "Osmanlıyı red ediyoruz! Osmanlıdan utanıyoruz!" diye böğürüyorlar. Bütün bunları Bilinmeyen Osmanlı isimli kitap dolayısıyle yazıyorum. Bilinmeyen Osmanlı şu günlerde elimden düşüremediğim çok güzel bir kitap. Adeta 300 sedef musluklu bir Osmanlı sebili. İnsanı serinliğiyle, güzelliğiyle doyuruyor huzura kavuşturuyor. Kitabı, büyük imparatorluğumuzun kuruluşunun 700. yıl dönümü dolayısıyle OSAV yani Osmanlı Araştırmaları Vakfı iki ilim adamımıza hazırlatmış: Prof. Dr. Ahmed Akgündüz ve Doç. Dr. Said Öztürk, titiz bir çalışmayla ortaya sevap defterlerini hep açık tutacak bir eser koymuşlar. 528 sayfalık Bilinmeyen Osmanlı dört bölümden ibaret. Birinci bölümde Osmanlı Devletinin siyasî tarihi anlatılmış. İkinci bölümde Osmanlı Devletinde Sosyal Hayat ve Harem ele alınmış. Üçüncü bölümde, Osmanlı Hukuk sisteminin ve devlet teşkilatının filmi çekilmiş. Dördüncü bölümde ise Osmanlı Devletinde malî hukuk, iktisad ve ticarî hayat hakkında bilgiler verilmiş. Bilinmeyen Osmanlı, bütün okullarımızda, bütün üniversitelerimizde mutlaka okutulması gereken bir kitap. Biz, çocuklarımıza doğru dil, doğru din, doğru tarih öğretmeden birliğimizi ve beraberliğimizi sağlayamayız.
Bilinmeyen Osmanlı doğru dilin, doğru tarihin kitabı. Okunacak, okutulacak bir eser. Hazırlayanlara minnet borçluyum.

