Azerbaycan''a ilk defa 1980 yılında gittim. O zaman Kültür Bakanlığı''nda müsteşar yardımcısıydım. Bakü''de Kültür Bakanı''yla, Sinema Bakanıyla resmi görüşmelerimiz oldu. Azerbaycan''ın Harici Ülkelerle Dostluk Cemiyeti Başkanı şair Nebî Hazrî''yi makamında ziyaret ettim. Yazarlar Birliği''ne uğradım. Halkın arasına katıldım. Müthiş bir tezatla karşılaştım. Azerbaycan''da gördüm ki devlet hizmetinde bulunanlar, makam sahibi olanlar, Türklüğü kabul etmiyorlar. Sadece Türklüğü değil Türkçeyi de reddediyorlar. Halbuki Azerbaycan Türkleri de bizim gibi Oğuz boylarından. Konuştukları dil, tamamen Türkçe. Ama devletin üst kademelerine yükselenler hep aynı ağızla konuşuyorlardı: "-Biz Türk değiliz Azerbaycanlıyız. Danıştığımız dil de Türkçe değildir, Azerbaycancadır." Onlarla zaman zaman şiddetli münakaşalarımız oldu. Anlatamadım ki Azerbaycan bir coğrafya adıdır. Yeryüzünde Azerbaycanca diye bir dil yoktur. Azerbaycan''da yaşayanlar Oğuz boylarındandırlar ve tamamen Türktürler. Halk, komünist partisine kayıtlı olanlar gibi düşünmüyordu. Kaldığım otele gelenler, sokakta önüme geçenler, hiç unutamayacağım bir heyecanla yüreklerini ortaya koyuyorlardı: "-Sen bizim can gardaşımızsın! Kan kardaşımızsın! Han kardaşımızsın! Biz de Türküz! Biz de Müselmanız! Sen hoş geldin safâ getirdin! Seni görünce çok hoşbaht olduk!" Peki bu neden böyle? Rusya 1805 yılından beri Azerbaycan''da çok ciddi bir kültür siyaseti uyguluyordu. Rusya, Azerbaycan''ı ve bütün Türk dünyasını, Türkiye''den koparmaya çalışıyordu. Ve Rusya, Türkiye''deki Marksist taraftarlarına emirler veriyordu. Türkiyeli Marksistler de Azerbaycan Türklüğüyle ilgilenen kimselere: "Irkçı, Turancı, Kafatasçı, Maceracı, Faşist!.." kelimeleriyle saldırıyorlardı. "Irkçı, Turancı, Kafatasçı," suçlamaları Moskova ağzıdır. Sadece Azerbaycan Türkleri arasında mı böyle çarpık düşünceler vardı? Ah keşke öyle olsaydı. Ruslar bütün Türk Dünyasını, bizim kültür değerlerimizden koparmaya çalışıyordu. 1991 yılında Türkmenistan''a gittim. Yanımda eski Millî Eğitim Müdürlerimizden Necmi Yazıcıoğlu da vardı. Yazıcıoğlu hükümetimiz tarafından Türkmenistan''a resmen gönderilmişti. Türkmenistan''da bir lise açmakla vazifeliydi. Yazıcıoğlu görüştüğü Türkmen yetkililerden aynı cevabı almıştı:
"-Siz, Türkmenistan''da niçin bir lise açmak istiyorsunuz? Türkiye, bizi Türkleştirmek mi istiyor?" Ölüleri diriltecek dehşetteki bu soruların arkasında Moskova''nın yüzü saklıydı. Türkmenler kendilerini Türk saymıyorlardı. Çünkü Moskova, onlara, ikiyüz yıldan beri böyle hainane bir telkinde bulunmuştu. Aradan on yıl geçti. Şimdi Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev diyor ki: "-Biz Türkiye Türklüğüyle bir milletiz, ama iki ayrı devletiz" Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sapar Murat Niyazov''un aynı mahiyetteki vecizesi, şimdi Türkmenistan meydanlarını süslüyor. Niyazov artık göğsünü gere gere şöyle söylüyor: "-Türkmenlerle Türkler bir millettendir; ama iki ayrı devletleri vardır!" Yakında, Özbekler de gerçeği göreceklerdir, Kazaklar da, Kırgızlar da, Kırım-Kazan Tatarları da. Azerbaycan ve Türkmenistan Cumhurbaşkanlarının doğruyu bulmaları elbette kolay olmadı. Diyebilirim ki Türkiye''de Azerbaycan''da, Türkistan''da meydana gelen güzel aydınlığın kırk sebebi varsa, o sebeplerden biri de TRT yayınlarıdır. TRT yayınlarında Azerbaycan''ı ve Türkistan''ı Türkiye Türklüğüne tanıtan ve sevdiren, soydaşlarımızla aramızda yeniden kültür köprüleri kurmaya çalışan yürekli, idealist, vatansever birkaç program yapımcısıdır! Bunlar, koskoca TRT camiası içerisinde bir elin purmakları kadar azdırlar. İlk çırpıda aklıma: Mehmet Ali Özpolat, Yağmur Tunalı, Bekir Edem gibi isimler geliyor. Bunlara üç-beş kişi de siz ilâve ediniz. Koskoca TRT kurumunda 7.500 kişilik bir kadroda 7-8 TV yapımcısı var ki, adeta ateş üzerinde oturuyorlar. Neden? Moskova''nın, Türkiye''deki yardakçıları vasıtasıyla yaydığı Irkçılık, Turancılık, Kafatasçılık suçlamaları yüzünden. Türkiye bu ayıptan, bu cehaletten, bu ihanetten, bu gafletten sıyrılmadan 21. yüzyıla giremez. Türkistan''ı sevmek, Türkistan''la-Azerbaycan''la Türkiye arasında siyasi-iktisadi-kültür köprüleri istemek neden Irkçılık-Turancılık sayılsın? AGİT zirvesinde Bakü-Ceyhan boru hattının yapılması imzalandı. Yakında Türkmenistan havagazını da, Kazak petrolünü de Türkiye''ye taşıyacağız. Bu ticarî anlaşmalardan milyarlarca dolar kazanacağız. Şimdi bizim Cumhurbaşkanımızla ABD Başkanı Clinton, başbaşa verip, Irkçılık-Turancılık mı yaptılar? Devletimizin yeni Türk Cumhuriyetlerinde açtığı liseler, Irkçılık-Turancılık için mi faaliyette? TRT''nin başarılı, vatansever yapımcılarından Mehmet Ali Özpolat Türkmenistan''a TRT temsilcisi olarak tayin edilince, Türkmenistan büyükelçimiz Oktay Özüye bu çok yerinde atamaya şiddetle karşı çıktı. Mehmet Ali Özpolat''ın "Irkçı ve Turancı" olduğunu ileri sürdü. TRT Genel Müdürü Yücel Yener de Büyükelçinin baskısına baş eğdi. Kimdir bu Oktay Özüye? Ben kırk yıldan beri Türkistan konusunda araştıran, yazan, konuşan biriyim. Oktay Özüye ismini hiç duymadım. Mehmet Ali Özpolat''ın ise Türk Dünyası üzerine tam 110 TV programı var. Oktay Özüye de aynı konuda keşke 110 kelimelik bir makale yazmış olsaydı. Türkiye''nin büyük geleceği, yeni Türk Cumhuriyetleriyle siyasî, iktisadî ve kültür münasebetleri kurmasına bağlı.

