Kaydet
a- | +A

Mükemmel: "Tamam, olgun, noksansız" demektir. Nazım Hikmet, hem olgun, tamam, noksansız yani su katılmamış bir komünistti; hem de gerçekten çok şişirilmiş, büyütülmüş, debdebeli bir hâle getirilmiş bir şair. Nazım Hikmet''in bin sayfadan fazla tutan şiirlerini (baştan sona) en az üç defa okuduğumu daha önceki yazılarımda belirtmiştim. Hakkında yazılanları da dikkatle gözden geçiriyorum. Azerbaycan''da ve Türkmenistan''da en çok araştırdığım, yakınlarından dinlediğim kişilerin başında da, Nazım Hikmet var. Bu bakımdan O''nu iyi tanıyorum. Bu bakımdan: "En mükemmel, en muhteşem komünist, Nâzım Hikmet''tir!" diyorum. Dikkatimi çeken önemli bir husus var: Onun hakkında yazanlar ve konuşanlar, zaman zaman, her nedense, yalanlarla söze başlıyorlar. Mükemmel bir komünistin kat''iyyen, ama kat''iyyen söyleyemeyeceği sözleri Nâzım Hikmet''e yamamaya çalışıyorlar. İşte o kocaman yalanlardan kulaklı-kuyruklu iki örnek: Yusuf Yıldırım, bizim eski komünistlerimizden. 1940 yılında, genç bir teğmen iken Rusya''ya kaçtı. Orada 30 yıl kaldıktan sonra Türkiye''ye döndü. Rusya macerasını 1976 yılında: "İnanmıştım" adıyla yayınladı. Yusuf Yıldırım''ın yazdığına göre, Nâzım Hikmet O''na, Moskova''da gûya şöyle söylemiş: "İnanır mısın, komünizmin böyle iğrenç bir düzen haline getirilebileceği, asla hatır ve hayalimizden geçmemişti!" -İnanmıştım: Syf. 273- "Bilerek milletimize ihanet ediyoruz. Sırf Ruslar''ın yararları için kendi hükûmetlerimizi yıpratmaya, milleti bölüp parçalamaya, anarşi çıkarmaya çalışıyoruz. Ama diyeceksin ki, sen bildiğin halde, neden bu hıyanetleri yapıyorsun? Evet hem de daniskasını yaptım" -İnanmıştım: Syf: 283- "Türk köylüleri bu memleketlerdeki köylülerden çok daha iyi yaşıyorlar. Ama biz yalan söylüyoruz!" -İnanmıştım Syf: 275- Bu cümleler kat''iyyen Nâzım Hikmet''e ait olamaz. Nâzım Hikmet gibi kayıtsız-şartsız Moskova''ya bağlı mükemmel bir komünist, kat''iyyen, kat''iyyen böyle konuşamaz. Bu cümleleri aklından bile geçiremez. Nâzım Hikmet''in çok yakın dâvâ arkadaşlarından Zekeriya Sertel''in Milliyet yayınları arasında çıkan: "Nâzım Hikmet''in Son Yılları" isimli kitapta da inanılması imkânsız cümleler var. Mükemmel Komünist şair, bir gün Moskova''da, Zekeriya Sertel''e gûya şöyle söylemiş: "Ne büyük eşeklik etmişiz. Ne diye geldik buralara" -Syf: 236- olabilir mi? Nâzım Hikmet, rüyasında bile böyle sayıklayamaz! Ruslar''ın Nâzım Hikmet''i adam yerine koymadıkları, ona inanmadıkları, onu adım adım takip ettikleri, yurt dışına çıktığı zaman arkasına mutlaka bir adam taktıkları...yüzde yüz doğru. Ruslar''ın Nâzım Hikmet''i evinde bile, hasta yattığı hastahanede bile takibe aldıkları doğru. Nitekim bunu Zekeriya Sertel de kesin cümlelerle yazıyor. Diyor ki: "Nâzım Hikmet, Moskova''da havasızlıktan boğuluyordu. Çünkü orada sürekli kontrol altındaydı. Ne söylese gerekli yerlere yetiştiriliyordu" -Syf: 207- "Evinde bile, gizli bir kontrol altında olduğunu biliyordu" -Syf: 222- Bunlar tamamen doğru! Ama hiç kimse kusura bakmasın, Nâzım Hikmet gibi mükemmel bir komünisti "Ne büyük eşeklik etmişiz! Niye geldik buralara!" diyemez! Olamaz! Nâzım gibi 24 ayar komünist olan bir kimse kat''iyyen böyle söyleyemez! İşte aynı kitaptan beni doğrulayan bir başka müthiş hadise: TKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri olan İsmail Bilen -Laz İsmail-, bir gün Moskova''da Zekeriya Sertel''e şöyle der: "Bırakın Nazım''ı artık. Nazım yok. Nâzım''ı ölmüş bilin. Nâzım, Moskova''dan Varna''ya giderken, trende bir Amerikalı gazeteciyle karşılaşmış. Ona, Sovyetler aleyhinde beyanat vermiş. Ve bu beyanat Amerikan gazetelerinde çıkmış. Yani anlayacağınız, Nâzım artık manen ölmüş sayılır. Bunu böyle bilin" -Syf: 230- Zekeriya Sertel, Moskova''da İsmail Bilen''den dinlediği bu haberi Sofya''da, Bulgarıya otelinin lokantasında Nâzım Hikmet''e anlatır. Sözlerini bitirdikten sonra ne olur biliyor musunuz? Z. Sertel yazıyor: "Bir an şöyle dimdik, taş kesilmiş gibi durdu. Gözünün önünden bu yalanın bütün sonuçlarının geçtiği belliydi. Çünkü bu iftiraya inanılırsa, artık Nâzım için sosyalist memleketlerde yaşamak imkânı kalmazdı. Kalsa bile şiirleri basılmaz, piyesleri oynanmaz aç kalırdı" -Syf: 231- Şimdi bu Nâzım Hikmet mi: "Ne büyük eşeklik etmişiz. Niye geldik buralara" diyecek? Siz onda böyle bir asaletin-cesaretin olduğuna inanıyor musunuz? O, mükemmel bir komünistti. Moskova''nın aleyhine ima yoluyla olsun bir cümle söyleyemezdi. Moskova''da çok sıkı bir polis takibi altında olmasına rağmen: "Ben dünyanın en hür komünistiyim! Moskova benim rüyalarımın şehridir" diyordu. Stalin öldüğü zaman, 5.3.1953 tarihinde Budapeşte radyosunda saat 18.30 ve 20.30''da ağlayarak şu şiiri okudu: "İlk önce kim kime/Metin ol kardeşim diyecek/İlk önce kim kime Başsağlığı dileyecek/Hepimizindi o/Hepimizindir yoldaşlarım/Acınızı duyuyorum/Sizin duyduğunuz gibi tıpkı/Hüngür hüngür ağlamak geliyor içimden..."

Bu şiirden 8 yıl sonra Moskova''da O''na Stalin''i kötüleyen bir şiir yazmasını emrettiler. Mükemmel bir komünistti. Aldığı emri derhal yerine getirdi: "Odalarımızda taştan tunçtan, alçıdan ve kağıttan gözleri önündeydik/Yok oldu bir sabah/Yok oldu çizmesi meydanlardan/Gölgesi ağaçlarımızın üstünden/Çorbamızdan bıyığı/Odalarımızdan gözleri/Kalktı göğsümüzden baskısı binlerce ton taşın/tuncun, alçının ve kağıdın.?" Bakalım bu Moskova kölesinin ağırlığı bizim üzerimizden ne zaman kalkacak.