Eski Türk Yurdu dergilerinin üçüncü ve dördüncü ciltleri de TUTİBAY YAYINLARI arasında yeniden çıktı. 1912-1913 yılları arasında basılan 24 Türk Yurdu Dergisi''ni mükemmel bir baskıyla ve bugünkü harflerle bize kazandıran Murat Şefkatli''ye, Dr. Arslan Tekin''e, Dr. Mehmet Özden''e ve yayın kurulu üyelerine (Necati Gültepe, Seyit Ali Kahraman, Dr. Hulusi Lekesiz, Faruk Güncüoğlu beylere) bin defa teşekkür, ve alkış. 1912-1913 tarihli Türk Yurdu dergileri 28-21 ebadında birinci hamur kağıda basılmış. Cildi çok güzel. Kapakta Ahmed Midhat Efendi''nin, belki de Türk Yurdu dergilerini okurken çekilmiş bir resmi var. Eski Türk Yurdu dergilerinin her sayısını ayrı bir zevkle ve heyecanla gözden geçirdim. Gördüm ki hem 1912-1913 Osmanlı Türkiyesinin, hem de daha sonra kurulan Cumhuriyet Türkiye''sinin en aydınlık kalemleri hep Türk Yurdu sayfalarında. Öyle sanıyorum ki 1912 Türkiye''sinin hem Türkçesi, hem de fikir ve sanat hareketleri, bugünkü münevverlerimizi de meraklandıracaktır. Bence, Türk Yurdu dergileri bütün üniversitelerimizde doktora konusu olmalı. Doç. Dr. Hüseyin Tuncer dostumun Türk Ocakları ve Türk Yurdu üzerinde yaptığı çalışma, bütün üniversitelerimize örnek teşkil etmeli. Eski Türk Yurdu dergileri 15 günde bir çıkmış. O 1912 yıllarında, bir derginin Türk Yurdu ismiyle çıkması bile önemli. Derginin niçin çıktığı, Türk Yurdu başlığı altındaki bir cümle ile açıklanmış: "Türklerin faidesine çalışır!" Türklerin faidesine çalışan bu derginin Müdürü: Mehmed Emin Yurdakul, şairimiz. Yurdakul, daha sonra, Cumhuriyet devrimizin ilk milletvekilleri arasında. Fikir ve sanat dünyamızın önde gelen kalemlerinin yazıları ve şiirleri derginin şu başlıkları altında yayınlanmış: 1- İçtimaiyat (Topluluk hayatına ait ilimler) 2- Edebiyat, 3- İktisat, 4- İntikat ve Takriz (tenkid ve takdir, övme.) 5- Tarih ve Asar-ı Atika, 6- Teracim-i Ahval (olayların açıklanması), 7- Talim ve Terbiye, 8- Türklük Şuunu (Türklükle İlgili Haberler), 9- Seyahat, 10- Lisanlar ilmi. vs vs... Ziya Gökalp, Ali Canip, Ömer Seyfettin üçlüsünün Genç Kalemler''de başlattıkları dilde sadeleşme hareketi Türk Yurdu dergilerinde de dikkatimizi çekiyor. Aynı zamanda Türk Ocakları Genel Başkanı da olan Mehmed Emin Yurdakul, dergilerin hemen her sayısında, çok sade bir Türkçe ile karşımıza çıkıyor. İşte onun Ya Gazi ol ya şehid şiirinden bir bölüm: Haydi yavrum seni ben bugün için doğurdum Hamurunu yiğitlik duygusuyla yoğurdum. Babayiğit odur ki, yurdu olan toprağı Ana arzı bilerek yad ayağı bastırmaz.
Bir yabancı bayrağı Ezan sesi duyulan hiçbir yere astırmaz. Git evladım yıllarca, ben oğulsuz kalayım. Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım.
Haydi oğlum, haydi git
Ya gazi ol, ya şehid. 4+3+4+3=14 hece vezniyle yazılan bu şiirde, milletimizi vatan toprakları için savaşa çağıran asil bir ruh var.
Bu şiirin önemi, Balkan savaşlarında uğradığımız büyük kayıplar bilinmeden anlaşılamaz. Siyasete bulaşmış ve ikiye bölünmüş bir ordu, azınlıkların ihaneti, Edirne''ye giren Bulgar kuvvetleri ve parçalanmak istenen bir vatan karşısında 1912 yılının Türk ocaklıları, milli bir kıyam içinde olmuşlar. Türk Yurdu Dergisinin 14 Kasım 1912 tarihli 26. sayısında, Halide Edip Adıvar''ın "Padişah ve Şehzadelerimize" başlıklı yazısı, öyle sanıyorum ki bugün de hepimizi heyecanlandıracak bir güzellikte ve asalette! Buyurun birlikte okuyalım: "Padişahım! Büyük ecdadının, kılıncı ve mübarek kanıyla alınan İstanbulumuzun düşman ta kapısına geldi. Büyük Türkiye, muazzam tarihinde emsali görülmemiş hakanlar yetiştiren Al-i Osman''ın tac ü tahtı, Türk milletinin namus ve istiklali ile tehlikede!" "Biliyorum ki eğer tabiyat ölüyü diriltmek mucizesini yapacak olsa, mutlak, ölü yüzünü orduya tevcih etmiş ve kılıcı ile bir daha ordu başına geçecek fatihimizin dargın hayali, muazzam ve büyük padişah, sana ruhunun umkunda (derinliğinde) gürlemelerle yıldırımlarla düşman kapısında olan İstanbul''u için ağlayacak ve diyecek ki: "Kalk ey Sultan Mehmed! Etrafına Ali Osman''ın son evlatları olan genç şehzadelerin hepsini topla. Tüfeklerini omuzlayarak, atlarını ordunun arasına sürsünler. Din için, memleket için, izzet ve namus için, orduyu vazifesne çağırsınlar! Büyük dedelerinin Al-i Osman tacını taşıyacak şehzadeler arasında genç ve fedakar kullar, büyük ve şeci ruhlar kalmadı mı? Unuttular mı ki tarihte, Al-i Osman ismi taşıyan şehzadeler hep gazada asker başında idi! Ya Sultan Mehmed! Atınla, tüfeğinle, ecdadının namus ve izzetini, milletinin, toprağının hakkını muhafaza için orduya koş! Bir Sultan Mehmed''in aldığı toprakları çiğneten padişahın ismi yine Sultan Mehmed olmasın!" Halide Edip hanım bu mükemmel yazısına şöyle devam ediyor: "Padişahım! Padişahım kavgaya! Padişahlarını bekleyen ordunun başına! Hiçbir şey için değilse bile kadınların namusu için padişahım! Eğer Bulgar çizmesi altında kalacaksak, mukaddes ve pak namusumuzu ordu müdafaa etmeyecekse, ölürken son Al-i Osman, namuslarımızı muhafaza için padişahıyla ve şehzadeleriyle, düşmanlarıyla son dakikaya kadar döğüştü tesellisiyle Allah''a gidelim!" Bu güzel bu mükemmel, bu muhteşem yazıyı okurken heyecandan nefesim kesilir gibi oldu. Türk Yurdu''nda daha nice muhteşem yazılar var. Sizin de kütüphanenizde Türk Yurdu ciltleri bulunsun.
* TUTİBAY Yayınları. Şehid Adem Yavuz Sok. 3-7 Kızılay/Ankara
Tel: 0312/419 45 06 - 419 45 07

