Unutmam mümkün değil: Kayseri, 1950''li yıllarda, sokaklarında pis suların aktığı, tavukların-horozların eşindiği, kedilerin-köpeklerin dolaştığı kocaman bir kasaba manzarasındaydı. Otobüslerimiz, Sivas''tan Ankara''ya Kayseri üzerinden geçerek giderdi. Kayseri''ye geldiğimizde, yerimden kalkmak istemezdim. Sivas, Kayseri''den daha aydınlık, daha güzel bir şehirdi. Kayseri''de beni cezbedecek hiçbir çizgi yoktu. Ama Kayseri''nin o dağınık, o kapkara yüzü, birdenbire değişmeye başladı. Çünkü 1950 yılında Belediye Başkanlığına, Demokrat Parti''den Osman Kavuncu seçilmişti. Osman Kavuncu, insanı şaşırtacak, hayranlıklara düşürecek kadar çalışkan, zeki, becerikli, hareketli, bilgili, vatansever bir idareciydi. Onun, 1950-1957 yılları arasındaki başkanlığı esnasında, Kayseri yeni bir yüzle gülümsemeye, derlenmeye, toparlanmaya başladı. Şehre yol geldi, cadde geldi, kanal geldi, plân geldi, su geldi yeni yeni yerleşme ve sanayi merkezleri geldi. Kayseri, artık sokaklarında pis suların aktığı bir şehir olmaktan çıkmaya başladı. Sivas''ın önüne geçti. Şehir, bir tavus kuşunun birdenbire, binbir güzellikle açılan kuyruğu gibi açılıp saçılmaya başladı. Osman Kavuncu çok büyük bir vatanseverdi. Kayseri tarihinin en büyük idarecilerinden biriydi. Ama Türk''ün şu çilesine bakınız: 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, bir geri, bir zavallı,bir kıskanç zihniyet, Kavuncu''yu yedi yıl ağır hapse mahkûm etti ve onu zindanlara tıktı. Osman Kavuncu, Kayseri''ye 7 yıl aşkla-şevkle hizmet etmenin karşılığını, 7 yıl hüküm giymekle, zulüm görmekle aldı.
Kayseri''nin ikinci büyük Belediye Başkanı Mehmet Çalık''tır. 1963-1973 yılları arasında O da Osman Kavuncu gibi bitmez-tükenmez bir gayretle Kayseri için çalıştı. Müthiş zeki, müthiş başarılı-uzak görüşlü, müthiş vatansever bir idareciydi. Osman Kavuncu''nun dev hamlelerini devam ettirdi. Ufak-tefek, zayıf, çelimsiz bir adamdı.
Ama yüreği ve beyni, sanki Erciyes dağı kadardı. Yaptıklarını anlayamayanlar çok oldu. Hani ellerinden gelse, Onu da Adnan Menderes gibi götürüp asacaklardı. Türk''ün şu çilesine bakınız: Mehmet Çalık''ı da Kayseri''ye, hemşehrilerine aşkla-şevkle hizmet ettiği, şehri omuzlayıp kaldırdığı için 10 aya mahkum ettiler. Aleyhinde açılan yüze yakın dâvâ, öldüğü için düştü. Vefatından sonra anlaşıldı ki, Mehmet Çalık, belediyeden bir tek kuruş maaş almadan çalışmış, maaşını fakir-fukara Kayserililer''e dağıtmıştır. Bâzı ilericiler ve devrimciler O''nu darağacına çekememenin acısını yıllarca yaşadılar.
Kayseri mi tekin bir şehir değil, yoksa Türk''ün gafleti ve cehaleti mi devam ediyor acaba?
Niyazi Bahçecioğlu, Kayseri''de 13 yıl Belediye Başkanlığı yaptı. 13 aya mahkûm oldu. Sonra Şükrü Karatepe, başkanlık koltuğuna 4 yıl için oturdu. O da 4 ayını cezaevinde geçirdi.
Kayseri şimdi Ankara''dan bile çok daha güzel, çok daha plânlı, rahat aydınlık bir şehir. Türkiye''de gecekondu sefaleti ve çirkinliğiyle esnemeyen, uyuklamayan tek büyük şehrimiz Kayseri''dir. Bırakın gecekonduyu Kayseri''de konut fazlalığı bile var. Bazı semtlerde, ev sahipleri, evlerini beş para almadan kiraya veriyorlar. Yakıt masrafından kurtulmak için! Kayseri Belediyesi, dar gelirli Kayserililer için 24 bin daireli mükemmel bir yerleşim merkezi düzenlemiş. Gördüm ve hayran oldum. Şehrin tek noksanı; ağaç ve yeşil saha. Kayseri''nin orman kuşağı yok. Şehrin bir orman kuşağıyla güzelleştirilmesini nedense düşünmemişler. Belediye, hem o 24.000 konutu tamamlayıp sahiplerine teslim etmiş, hem de topladığı paraları değerlendirerek ortaklarına kurban ve ramazan bayramlarında ikramiyeler dağıtmaya başlamış. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Bursa, Sivas, Erzurum..gibi büyük şehirlerimizin belediye başkanları. Kayseri''deki uygulamayı dikkate almadıkları takdirde ipi sür''atle göğüsleyemezler.
Kayseri''de ANASAM isimli bir kuruluş da var. ANASAM: "Anadolu İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği" demek ANASAM''ın Genel Başkanı şair Sabit İnce! ANASAM, büyük şehirlerimizin dışında, Anadolu''da kurulan ilk edebiyat ve ilim-eserleri meslek birliklerinden biri. Elbette alkışlanacak bir kuruluş. ANASAM 8 Eylül''de Kayseri''de, 9 Eylül''de Yahyalı da şiir programları düzenledi. Bu münasebetle Erciyes Üniversitesi Rektörü, dâvetlilere bir akşam yemeği verdi. Şiir matinesine hiçbir belediye başkanı katılmadı. Şehrin bürokrat takımı da programa gelmedi. Bu bakımdan beşyüz kişilik salon dolmadı. Halbuki bir tek Bekir Sıtkı Erdoğan''ı bile dinlemek için salonun tıklım tıklım dolması gerekirdi. Şiir şöleni çok iyi geçti. Geceye; Bekir Sıtkı Erdoğan, Abdullah Erkal, Recep Çalkaner, Murat Dalgıç, Ahmet Ekici, Mümtaz Beğen, Kadir Karaman, Abdullah Güneş, Mustafa Sarıkaya, Mehmet Küçük, Erkan Ayrancı, Şevki Çobanoğlu, Zeynep Şahin, Hüseyin Çarkın, Bekir Kartal, Cemal Toptaş, Ali Akdemir, Nazende İnce, Sabit İnce gibi Kayserili şairler katılıp şiirlerini okudular.
Kayseri''de Av. Nevzat Türkten, 23 yıldan beri, tek başına bir sanat dergisi çıkarıyor. İsmi: Erciyes! Erciyes 273. sayısıyla Kültür Bakanlığımıza selâm gönderiyor. Ve koskoca Bakanlığın bu güzel Sanat ve Edebiyat dergisine neden sahip çıkmadığını, abonelerini neden kestiğini çok haklı olarak öğrenmek istiyor! Neden? Neden? Neden?
ANASAM, 9 Eylül''de de, Yahyalı''da, Yahyalı Gönüllü Eğitimciler Derneği''yle birlikte ikinci bir program daha düzenledi. Belediye Başkanı Kemal Şahin''in yardımlarıyla ve Abdurrahim Koyuncu, Erkan Ayrancı, Mustafa Kasap, Ahmet Güldoğuran, İbrahim Bal, Mehmet Adıge, Önder Türkmenoğlu, Serdar ve Nuri Özşahin gibi Yahyalılılar''ın iştirakiyle kültür dünyamız bir daha şenlendi. Yahyalılılar, Bekir Sıtkı Erdoğan''ın hem nefis şiirlerini, hem de Türkçemiz üzerine yaptığı mükemmel bir açıklamayı, büyük bir dikkatle dinlediler.
Kayseri''ye ve Yahyalı''ya binlerce selâm, sevgi, takdir, alkış!

