Geçen hafta Konya''ya davetliydim. 17 Aralık 1999, Hazreti Mevlânânın Hakk''a yürüyüşünün 726. yıldönümüydü. Bu münasebetle Konya Kombassan Vakfı Kültür ordumuzun bazı mensuplarına "Mevlâna Büyük Ödülleri" dağıttı. Kombassan Vakfı''nın bu kadirşinaslığına minnettarlığımı ifade ederim.
Atatürk 1923 yılında şöyle demişti: "İki orduya ihtiyacımız vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin istikbalini yoğuran kültür ordusu. Bu iki ordunun ikisi de kıymetlidir, yücedir, verimlidir, saygıdeğerdir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha kıymetlidir, hangisi diğerine üstün tutulur? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir. Yalnız siz kültür ordusu mensupları! Sizlere bağlı olduğunuz ordunun kıymet ve kutsiyetini anlatmak için şunu söyleyeyim ki, sizler, ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp, niçin öldüğünü öğreten bir ordunun fertlerisiniz."
"Bir millet, kültür ordusuna malik olmadıkça, muharebe meydanlarında, ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin sürekli neticeler vermesi, ancak kültür ordusunun varlığına bağlıdır. Bu ikinci ordu olmadan, birinci ordunun, verimli sonuçları kaybolur."
(Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve M.E. Bakanlarının Milli Eğitimle ilgili söylev ve demeçleri 1. sayfa 17-1923)
Ordu, varlık sebebimizdir. Dokuz defa Türk Cumhuriyetleri''ne gidip-geldim. Bütün Türkistan, Rus esareti altındaydı. Çünkü o muhteşem Timur İmparatorluğu yıkıldıktan sonra, Ordu dağılmış, müdafaasız kalan koca Türkistan topraklarına, Çarlık Rusya askerleri, adeta, ellerini kollarını sallaya sallaya girmişlerdi. Ordusuz millet, ordusuz devlet mi olur? Bu bakımdan şeksiz şüphesiz diyorum ki ordumuz, varlık sebebimizdir. Bu bakımdan ben, hem asker ordumuzun hem de Kültür ordumuzun güçlenmesine zemin hazırlayan bütün kişi ve kuruluşları yürekten alkışlıyor, onlara derin bir minnettarlık duyuyorum.
Konya''yı ilk defa 1955 yılında gördüm. Konya o yıllarda, dalgasız bir deniz yüzü gibi dümdüz uzayan boz topraklar üzerinde çömelip kalmış bir-iki katlı kerpiç evler kalabalığıydı. Şehirde on civarında fabrika ya vardı ya yoktu. Konya, şimdi geniş asfalt caddeler, on katlı apartmanlar, meydanlar şehri! Konya şimdi, beşyüz civarında fabrikayla capcanlı bir şehir. Konya artık büyük bir sanayi ve ticaret merkezi! Dünün, sessiz-sakin, derviş yapılı Konya''sından bazı tarihî eserler dışında, hiçbirşey kalmamış gibi.
Bu son Konya seyahatimde, 500 fabrikalı şehrin diğer sanayi ve ticaret merkezlerini gezemedim. Gördüğüm sadece Kombassan Holding''in fabrikaları, ticaret ve iş merkezleri oldu. Bu münasebetle Konya''dan yepyeni bir ümidle, şevkle ve güvenle döndüm. Kombassan Holding''in akıl almaz muhteşem başarıları bana bir rüya alemi gibi geldi. Bundan on yıl kadar önce, binbir güçlükle kurulan Kombassan, bugün Türkiye sathında ellialtı modern fabrikanın sahibi. Bu fabrikalarda otuzbin kişi çalışıyor. Kombassan, sadece yurt içinde işyerleri açmakla kalmamış, Almanya''ya, Amerika''ya, Çin''e, Bosna Hersek''e, Kazakistan''a, Malezya''ya kadar uzamış. Kombassan Türkiye''de ürettiği malları, Dünyanın dört bir köşesinde satan ve kendi imkânlarıyla Türk ekonomisine yeni zenginlikler kazandıran bir bereket kapısı.
"Biz adam olmayız!" "Eller aya, biz yaya!" "Milletimizin % 60''ı aptaldır!" safsatacıları, zurnacıları, ağıtçıları...gidip Konya''yı görmelidirler. Kombassan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Haşim Bayram''ı dinlemelidirler. Aklını kullanan, milletine güvenen, vatanını, devletini seven ve güçlükleri sabrederek yenmesini bilen bir kimya öğretmeni neler yapabilir? Milletine ve devletine neler kazandırabilir? Sorularının cevabını, Haşim Bayram''dan almalıdırlar. 1989 yılında iş hayatına matbaacılık ve ambalaj tesisleriyle başlayan Kombassan Holding, 10 yıl sonra inşaat ve yapı malzemelerinde, makina ve otomotiv sanayiinde, deri ve tekstil dalında, market pazarlama ve gıda işlerinde, petrol ürünlerinde, turizm ve taşımacılık alanında...her Türk''ü gururlandıran, sevindiren, ümitlendiren büyük başarılara imza atmış.
Yeni Dünya nizamında, Türkiye hantal devlet olmaktan kurtulacaktır. İktisadın her noktasına müdahale eden devlet, (Sovyetler''de olduğu gibi) turşu yapıp satan, büyük dükkânlarında lahana-un-patates pazarlayan devlet olmayacaktır. Türkiye''de, serbest piyasa ekonomisine önem verecektir. Haşim Bayram gibi müteşebbislere daha geniş imkânlar tanıyacaktır. Türkiye''de Allah''a şükür yüzlerce Haşim Bayram var. Ama itiraf ederim, ben Kombassan fabrikalarını, işyerlerini gezip görünce bir kere daha inandım ki Türkiye''ye binlerce Haşim Bayram lâzım. Atatürk diyor ki: "Milletin gelişmesini ve ayakta durmasını temin edecek tedbirlere, karşı koymak en büyük bir ihaneti işlemektir."
Kombassan, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Kültür ordumuzu güçlendirmek, teşvik etmek, marifetlendirmek için 23 kişi ve kuruluşa Mevlânâ Büyük Ödülleri verdi.
Ordu, varlık, sebebimizdir. Atatürk''ün ifadesiyle, asker ordumuzun zaferleri, başarıları... Kültür ordumuzun varlığına ve desteğine bağlıdır. Sayın Haşim Bayram''ın şahsında bütün Kombassan ortaklarını, çalışanlarnı gönülden tebrik ederim.

