Kaydet
a- | +A

Peki ne olacak şimdi? Basınımızın ve bâzı televizyonlarımızın şu malûm teneşir horozları utanacaklar mı acaba? Doğrusu merak ediyorum. Bakalım, kim elini vicdanına koyarak: "Yanlış yazmışım!" veya "Doğru söylememişim" diyebilmek asaletini gösterecek.

17 Ağustos depremiyle otuzbinden fazla vatandaşımız vefat etti. Binlerce evimiz yıkıldı. Son yüzyılın, en büyük deprem felâketini yaşadık.

Devletimiz, bütün imkânlarıyla, depremzedelerin yardımına koştu. Bayındırlık ve İskân Bakanımız Koray Aydın; "30 Kasım 1999 tarihine kadar 25.840 prefabrike evin yapılacağını" söyledi. "Depremzedeler, kışı çadırlarda geçirmeyecekler" dedi. Bazı köşe yazarları inanmadılar. Bıyık altından gülmeye başladılar. "Olmaz!" dediler. "Hiç bu kadar prefabrike ev üç ay içinde yapılabilir mi?"

30 Kasım''a birkaç gün kala, bâzı televizyon habercileri, kameralarını kapıp deprem bölgesine koştular. Evlerin % 97''si tamamlanmıştı. Ama onlar, yarım kalan o % 3 nisbetindeki evlere yöneldiler. Kameralarını yapılmakta olan evlere çevirdiler:

"-Görüyorsunuz işte!" dediler. "Bu evin pencere mandalı henüz takılmamış! Su da gelmemiş. Mutfak ocakları da yok, banyo muslukları da!"

Bu felâket çığırtkanlarına kimse soramadı:

"-25.840 evin % 97''sini yani 25 bin kadarını üç ayda tamamlayan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, acaba 840 evi kaç günde tamamlayabilir? Herhalde iki-üç günde değil mi? Peki şu iki-üç günlük bir gecikme için bu karamsarlık, hatta bu fitne-fesat neden?"

Japonya, Dünya''da en çok sallanan ülkelerden biri, Japonya, hem malî güç bakımından Türkiye''den çok önde; hem de teknik imkânları Dünya ölçüsünde! İşte o Japonya, geçen yıllarda, Kobe depreminde 21 bin civarındaki bir konut yükünü, yedi ayda bile kaldıramamıştı. Bizim üç ay gibi kısa zamanda 25 bin prefabrike ev yapmamız, gerçekten mükemmel üstü mükemmel bir başarı değil mi? Bize bu büyük sevinci ve gururu yaşatan Bayındırlık ve İskan Bakanımız Koray Aydın''a binlerce defa teşekkür borçluyuz! Onun ve Bakanlığı''nın bu büyük başarısını Başbakanımız Bülent Ecevit de, milletimizin önünde alkışlamaktan kendini alamadı: "Devlet olarak, hükümet olarak bu büyük başarıdan ötürü kıvanç duyuyoruz!" dedi.

Bazı kişiler, bazı çevreler Bayındırlık ve İskan Bakanlığı''nın bu müstesna başarısını, "Türk mucizesi" olarak gösteriyorlar.

"Türk mucizesi" ifadesini, Batılı tarihçiler, Osmanlı Devleti için kullanmışlardı. 1299 yılında, Söğütçük çevresinde, bin kilometrekarelik bir alanda, bir uçbeyliği olarak kurulan Osmanlı Birliği, 1595 yılında -3. Murat devrinde- 23 milyon 334 bin 600 km2''ye ulaşmıştı. Devleti aliyye, Dünyada 322 yıl lider devlet olarak hüküm sürmüştü. Batılılar bu muhteşem gelişmeye "Türk mucizesi" demişlerdi. Ben, Bayındırlık ve İskan Bakanlığımızın bu gurur verici başarısını, elbette Osmanlı ihtişamı ile mukayese etmiyorum. Bu karşılaştırma, aklımın ucundan bile geçmiyor. Yalnız, önemle şunu belirtmek istiyorum: Türk devleti ve Türk milleti, inanırsa, başarılı olmaya ahd ederse işte böyle yeni destanlar da yazar. Şimdi bu başarının altında MHP imzası var. MHP, Türkiye''nin % 100 yerli partilerinden biri. MHP''nin diğer partilerden farkını yazmak, bu sütunlara sığmaz.

Yalnız, MHP''nin Komünizmi bir Rus emperyalizmi olarak görmesi ve Komünizme karşı ciddî bir engel oluşturması, Türkiye''de O''nu boy hedefi haline getirdi.

Gizli ve açık bütün Marksist teşekküller, 68 kuşağının bütün militanları MHP''ye kanlı-bıçaklı düşman kesildiler.

Birtakım kimselerin % 18 oy alan MHP''yi içlerine sindirememeleri, kendi köksüzlüklerinin ifadesidir. Marksist kafaların MHP düşmanlığı, kendi gafletlerinin veya ihanetlerinin zakkumlarıdır.

MHP bu son hükümetin üç ortağından biri. MHP, tek başına iktidar değil. Ama bu hükümetin en başarılı bakanları MHP kanadından! İşte bu hükümetin en çalışkan, en başarılı, en sıcak kanlı bakanlarından biri olan Koray Aydın, MHP bayrağını dalgalandırıyor.

Bakmayın siz 68 kuşağının kopardığı küçük kıyamete! Bu hükümetin en başarılı bakanlarından bir diğeri ise, Sağlık Bakanımız Osman Durmuş''tur. Onun, Marmara depremi sonrasındaki büyük başarısını, bizim dışımızdaki kuruluşlar -Dünya Sağlık Merkezleri- tebrik ediyorlar.

Tarım ve Köyişleri Bakanımız Hüsnü Yusuf Gökalp de konusunu iyi bilen ve cesur kararlar alan bir siyasimiz. Türk tarımına ve meyveciliğine getireceği canlılığı ve bereketi yakında göreceğiz.

Devlet Bakanlarımız Halûk Çay ve Sadi Somuncuoğlu Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri için iki aydınlık umut kapısı.

MHP''nin kabinedeki diğer bakanları da makamlarına lâyık isimler. Fazilet Partisi, her fırsatta MHP tabanını çözmeye, kendi saflarına çekmeye çalışıyor. Şurada burada söyleyip durdukları tekerlemeler, masalcı ninelerin ağzına yakışacak cinsten: "Erkek bekliyorduk, ürkek çıktılar!"