Öcalan, idam cezasına çarptırıldı. Onun, bir cam kafes içindeki ürkek ve korkak tavrı, gözlerimin önünden uzun zaman gitmeyecek!
Bana kalırsa, Kürt ırkının en büyük düşmanı odur.
H Kendi kendime düşünüyorum: Doğu cephesinde Ruslarla müteaddit defa savaştık. Ruslar, Doğu Anadolu''ya sadece Kürtler''i öldürmek için saldırmadılar. Maksatları bütün Anadolu''ya sahip olmaktı. Sıcak denizlere açılmak ve dünyaya hâkim olmak için Boğazlar''a el koymak istiyorlardı. Ruslar, Kürt ve Türk ayırımı yapmadan öldürdüler. Ama hiç kimse aksini iddia edemez. Ruslar, PKK militanları kadar Kürt öldürmediler ve Ruslar, yüzbinlerce Kürt''ün yerinden-yuvasından kaçıp gitmesine, sefalet içinde yaşamasına sebep olmadılar! Öcalan, Ruslar''dan daha fazla Kürt vatandaşımızı öldürttü.
H Anadolu toprakları üzerinde, Ermeniler''le bin yıl birlikte yaşadık! Onlara hep: "Bizim sadık vatandaşlarımız" olarak baktık! Meşrutiyet ilân edilince, Osmanlı Mebusan Meclisi''nde 25-30 civarında Ermeni milletvekilimiz vardı. Devletin Dışişleri Bakanlığı koltuğuna bir Ermeni vatandaşımızı oturttuk: Gabriyel Noradungyan Efendi! Noradungyan Efendinin Müsteşarı da Ermeni''ydi. Yani, biz Dışişlerimizi, o çok inandığımız-güvendiğimiz Ermenilerimize teslim ettik! Sadece Dışişleri Bakanlığımızı mı? Hayır! Zaman zaman, başka bakanlıklarımızın başına da onları oturttuk.
Ama ne kadar hazin! Ruslar, Doğu Anadolu topraklarına saldırınca, Osmanlı Meclisi''nde bulunan Ermeni Milletvekillerinin büyük bir bölümü, Karakin Pastırmacıyan başkanlığında, Erzurum''a koştular. Orada Rus üniforması giyerek ve Ruslarla birleşerek, halkımızı ve ordumuzu arkadan vurdular. Ermeniler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu''yu, bugün olduğu gibi dün de "Büyük Ermenistan" sınırları içinde görüyorlardı. Ermeniler bizi de, Kürtleri de yaman kırdılar. Ama kimse aksini iddia edemez: Ermeniler de Öcalan kadar Kürt ırkına zarar veremediler. Öcalan''ın adamları, dünkü Ermeni dığalarını şaşırtan bir öfkeyle Kürt vatandaşlarımızı da vurup kırdılar. Yüzbinlercesini köylerinden sürüp çıkardılar. Öcalan, dünkü Ermeniler''e de rahmet okuttu.
H Birinci Dünya Savaşı''ndan sonra Fransızlar da, İngilizler de, bazı Güneydoğu illerimize girdiler. Antep''i, Urfa''yı, Maraş''ı işgâl ettiler. Ben çeşitli kaynaklardan Millî Mücadelemiz''in öncesini ve sonrasını okumaya çalıştım. Samimiyetle itiraf ederim ki Doğu''daki ve Güneydoğu''daki Kürt vatandaşlarımız, bugünkü Öcalan zulmüne ve ihanetine benzer bir zulmü, İngilizler''den ve Fransızlar''dan görmediler.
Tarihler, Öcalan''dan ve onun yandaşlarından daha zâlim bir Kürt düşmanını kulağından tutarak bize göstermiyor. Öcalan, 30.000 kişinin kâtili! Öcalan, yüzbinlerce Kürt''ün yerinden-yuvasından, işinden gücünden kopmasına sebep oldu! Öcalan, Devletimizi yüz milyar dolar zarara uğrattı! Bütün bunlara rağmen, yurt içinde ve dışında bazı kişiler, bu en kanlı bu en zorba Kürt düşmanı için sokaklara düşüyorlar. Bence bu cehalet ve gaflet, bin Öcalan zulmünden daha dehşetli.
Bütün Kürt ve Türk aydınları, bu katran karası cehaletten sorumludurlar. Birtakım acı gerçekleri halkımıza anlatamadığımız ayan-beyan ortada. Yalnız herkesin ağzında bir "Kürt kimliği" sakızı var. "Kürtler, ben kürdüm!" diyebilmelilermiş. "Kendi anadillerini konuşabilmelilermiş!" Peki kim Türkiye''de "Ben Kürdüm!" diyemiyor? Sekizinci Cumhurbaşkanımız Turgut Özal "Ben Kürdüm!" diye bağırmadı mı? Eski Meclis Başkanımız Hikmet Çetin Kürt değil miydi? Yeni Meclisimiz, Ali Rıza Septioğlu''nun başkanlığında açılmadı mı? Ve bu memlekette Kürtçe konuşmak yasak ise, yüzbinlerce, kişi, tek kelime Türkçe bilmeden nasıl yaşıyor?
Öcalan, komünizme sevdalanmış bir zavallı! Öcalan muvaffak olsaydı bölgesinde Komünizm bayrağını açacaktı. Peki ama Kürt vatandaşlarımız dinsiz ve Allahsız komünist sistemi kabul edecekler miydi?
Biz dosta ve düşmana anlatamadık ki Doğu''da ve Güneydoğu''da çarpışan Mehmetçiklerimiz, aynı zamanda Kürt kardeşlerimizin namusları, şerefleri ve hürriyetleri için de oradadırlar. Türk ordusunun o topraklardan çekilmesi, Kürt''ün de felaketi olur Türk''ün de!
İyi bir senaryo yazarı olabilseydim Doğu ve Batı Dünyası''nın, üzerimizde oynadıkları bu kanlı oyunu, üç bölüm halinde yazardım:
Birinci bölümde: PKK militanlarının ayaklanmalarını işlerdim. Kendi soydaşlarını bile katleden, yakan, yıkan, vuran kıran ahmaklar güruhunu anlatırdım. Öğretmenleri katleden, trafo merkezlerini, sağlık ocaklarını, demir yollarını, yol makinalarını tahrib eden canavar ruhlu adamların cinayetlerini sıralardım.
İkinci bölümde: Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki vatandaşların, Kuzey Irak''ta olduğu gibi ikiye ayrıldıklarını (Barzani ve Talabani kuvvetleri gibi) birbirlerini kırdıklarını gösterirdim. Açlık, kıtlık, yokluk içinde.. Erzurum''dan Batı''ya geçemeyen, İran, Ermenistan, Irak arasında sıkışıp kalan çaresiz insanların acılarını verirdim.
Üçüncü bölümde: Ermeniler''in, Yahudiler''in, Araplar''ın, Ruslar''ın artık sahipsiz kalan Doğu''ya saldırmalarını gözler önüne sererdim. Halk, düşmana yürümeden önce, Öcalan kafalı hainlerini temizler ve sonra Türk ordusuna seslenirdi:
-Aman bizi kurtarın! Aman bizi kurtarın!

