Kaydet
a- | +A

Türkiye''de 81 vilâyetimiz mi var? Ben bu 81 vilâyetin 70''inde kürsülere çıktım, söz söyledim.

Geçen hafta Malatya''daydım. Malatya Belediyesi''nin hazırladığı bir kültür programına katıldım. "Türkçe" üzerine düzenlenen açık oturuma, Azerbaycan''dan Prof. Dr. Bahtiyar Vahapzade, Ankara''dan da Prof. Dr. Hamza Zülfikâr davetliydiler. Mükemmel bir salonda, bin kişinin dikkatle takip ettiği "Türkçe" programı çok canlı geçti.

Şimdi bazı kimseler, kaşlarını kaldırabilirler. "Kültür programları belediyelerin neyine?" diyebilirler. "Belediyeler, şehirlerimizin yol, su, elektrik, temizlik, imâr-iskân işleriyle uğraşsınlar!"

Bu görüş, elbette çok yanlış! 1580 sayılı kanunumuz, belediyelerimizi, sadece temizlik ve imar işleriyle mi vazifelendiriyor? Belediyelerimiz yol, su, eletktrik, temizlik işleriyle uğraştıkları kadar kültür mes''elelerimizle de meşgul olmalıdırlar. Bilmeliyiz ki çevre kirliliğinin en büyük sebeplerinden biri, kültürümüzün kirlenmesidir. Kültürümüz kirlendikçe, çevremizde kirlenmektedir. Kültürümüz kirlenmeseydi, şehirlerimiz mülevves olmazdı. Kültürümüz kirlenmeseydi, insanlarımız kabalaşmazdı, hayvanlaşmazdı.

Kültür, dilimize Batı''dan giren bir kelime. Eskiden, kültür yerine İrfan kelimesi kullanılıyordu. Kültür, irfanı tepeleyerek, çiğneyerek dilimize oturdu. Kültür, bir takım kimselerin sandığı gibi sadece okuyup-yazmak değildir. Sadece roman ve gazete okumak hiç değildir. Kültür: Bir milletin yaşama tarzıdır. Bir milleti başka milletlerden ayıran özellikler manzumesidir. Yani kültür bir milletin konuştuğu dil, mensub olduğu dinî inançtır. Tarih şuurudur. Gelenek ve görenekleridir, bütün güzel sanatlarıdır. Millet, kültür birliğinden ibarettir. Kültür kök boyalar gibidir. İçine aldığı her insanı kendisine benzetir.

Şehirlerimizin temizliğiyle, insanlarımızın kibarlığıyla, efendiliğiyle kültürümüz arasında, acaba nasıl bir bağ var? Kültür kirliliği, neden çevre kirliliğine sebep oluyor?

Benim çocukluk yıllarımda, Sivas''ta, sokağa kağıt atmak yasak değildi ama günah sayılırdı. Kur''an kağıda yazıldığı için, kağıdın ayak altında kalması, Kur''an''a saygısızlık kabul edilirdi. Bu bakımdan, kendini bilmezin biri, sokağa bir kağıt parçası atmışsa, yaşlı-başlı kimseler, onu yerden alır, katlaya katlaya ufaltır, sonra götürür bir kerpiç duvarın oyuğuna dikkatle yerleştirirdi.

Sokağa veya çöpe, ufacık bir ekmek dilimi atmak bile büyük günah olarak kabul edilirdi. "Ekmek nimettir ve nimet kat''iyyen sokağa atılmaz. Sonra insan bir dilim ekmeğe muhtaç hale gelir!" denilirdi.

"Yaş kesen; baş keser!" "Yeşile dokunmak günahtır!" inancı vardı.

Herkes, kendi evinin önünü temizlemekle vazifeliydi.

Benim anam, Sivas''ta bana kız bakmaya gittiğinde, girdiği evin kapı önüne bile dikkat ederdi. Beğendiği kızları överken: "Kız, kilimi tek başına çırpıyormuş. Güçlü-kuvvetli bir kız! Üstelik sokak kapılarının önü de süpürülmüş; tertemiz!" diyerek söze başlardı.

Bizden birkaç nesil öncekiler de sokağa tükürmezlerdi. Sokağa tükürmeyi günah sayarlardı. Yol üzerindeki bir taşı kaldırıp bir tarafa koymak sünnetti; yani Peygamber emriydi.

Ya insanların birbirleriyle münasebetleri? Bu konuda dünkü MüslümanTürk''ün inceliğini, kibarlığını, efendiliğini anlatmak için kitaplar dolusu yazmak lâzım. Açın okuyun tasavvuf ehli şairlerimizin âriflerimizin eserlerini! Muhteşem incelikler, güzellikler karşısında hayran kalırsınız. Yunus Emre''yi hatırlasanıza! Yunus:

"Bir kez gönül kırdın ise

Bu kıldığın namaz değil.

Yetmişiki millet dahi

Elin-yüzün yumaz değil!" demiyor mu?

Bizim kültürümüzde kirlenmeler meydana geldi. Dünkü güzelliklerimizin bir çoğunu kaybettik. Şehirlerimizin kirlenmesinde, insanlarımızın kabalaşmasında kültür kirliliğinin de çok büyük bir yeri var.

Ailelerimiz, okullarımız, üniversitelerimiz: "Teşekkür ederim! Lütfen! Af edersiniz!" demesini bilmeyen insanlar yetiştiriyor. Ne kadar yazık!

İstanbul''da, Eminönü''nden Yeni Cami yakınından geçerken yüzüm yerlere giriyor. Utanıyorum. Bir Müslüman mabedinin önü, böylesine kirli, pis, kokuşmuş olabilir mi? Belediye, her kişinin başına, arkasına bir zabıta memuru koyamaz ki! İdarecilerimiz, önce kirlenen kültürümüzü temizlemelidirler.

Türkiye''de, benim gördüğüm 70 şehir içerisinde üç belediyemiz kültür Dünyamıza çok sıcak bakıyor. İstanbul, Malatya, Ankara büyük şehir belediyelerimiz, İstanbul ve Ankara belediyeleri Fazilet Partisi''nin, Malatya ise MHP''nin elinde!

İstanbul büyükşehir belediyesinin kültür işleri müdürü Şenol Demiröz, anlatılmaz bir gayretle ve ciddiyetle çalışıyor. Bir bakanlık gibi büyük faaliyetlerin içine giriyor. Şenol Demiröz''ü alkışlamalıyız.

İkinci sırada Malatya Belediyesi var. Malatya büyük şehir belediyesinin kültür faaliyetlerini yürüten Ziya Kesriklioğlu, tam 139 kültür faaliyetine imza atmış bir gönül erimiz. Yürekli, bilgili, çalışkan bir Malatyalı. Ziya Kesriklioğlu''nu alkışlamak lâzım. Ankara Belediyesi de kültür mes''elelerimize sıcak bakan bir belediye ama Malatya Belediyesi seviyesinde değil.

Ah keşke, bütün belediyelerimizde Şenol Demiröz gibi Ziya Kesriklioğlu gibi kültürün millet hayatındaki büyük önemini kavrayan aydın insanlarımız olsa. Türkiye''nin huzuru, refahı, güzelliği temizliği... Kültürümüze sahib çıkan belediyelerimizin çoğalmasına bağlı.

Emaneti ehline tevdi eden belediye başkanlarımıza da teşekkür borçluyuz.